Blockchain Berk Kocaman tarafından oluşturuldu.

Blockchain’in mucidi Satoshi Nakamoto, “Bitcoin” isimli makalesinde kurduğu sistemi şöyle anlatmıştı: “Birbirini tanıyan ve tanımayan tüm bireyler arasında, merkezi yapılara ihtiyaç duymadan, bir mutabakat sistemi kurabiliriz. Bu sistemi kurarken teknolojik imkânlardan faydalanırız. Hiç kimse bu sistemi manipüle edemez zira güvendiğimiz şey merkezi yapılar değil, matematiğin kendisidir.” Blockchain dijital, mutabakat ile doğrulanan, dağıtık ve kriptografik olarak mühürlenmiş kayıtların aktarılmasında kullanılan teknolojiye verilen isimdir. Bu teknolojiyi anlamak için bazı temel kavramlar konusunda kafamızda soru işaretleri kalmaması gerekiyor. Bunların en başında da Veri, Veri Tabanları, Big Data (Büyük Veri), Ağ Teknolojileri ve Kriptografi var. Bunları burada bir bir ele almak olanaksız, ancak verinin kaydedilmesindeki aşamaları göstermek, tıpkı 1989'da kamuya açılan TCP-IP (İnternette veri aktarımı için günümüzde en yaygın kullanılan protokol takımı) gibi, Blockchain teknolojisinin de ne derece evrimsel olduğunu ortaya koyuyor. Önce bir kaydın tek bir kopyasına sahiptik, daha sonra bu kaydı birkaç bilgisayara dağıttık, daha sonra bu kaydın pek çok kopyasını pek çok bilgisayara dağıttık, nihayet her bilgisayar işlemin bir kaydını tutacak hale geldi. Bunun en temel sebebi ise maliyetlerin zaman içinde ciddi şekilde düşmesiydi. Moore, Metcalfe, Reed hatta Bezos kanunları olarak ifade edilen yaklaşımlar temelde bize hep aynı şeyi söyler: dijital teknolojilerde gelişim süreci o kadar hızlıdır ki her bir kaç yıllık dönemde teknoloji ve maliyetler ters orantılı olarak gelişme kaydeder. Bu gelişim bizi temel olarak verinin, ucuzlayan iletişim ağları üzerinden, pek çok sayıdaki bilgisayarlara dağıtılmasını pratik açıdan mümkün olduğu noktaya getiriyor. Bu noktada kayıtlarımız tüm sitemlere kopyalanmış oluyor. Bu yaklaşıma da Dağıtık Kayıt Defteri (Distributed Ledger) adı veriliyor. Peki, Blockchain nasıl çalışır? En basit hali ile: İşlem bir kullanıcı tarafından talep edilir > Talep edilen işlem Blockchain içerisindeki tüm bilgisayarlar tarafından görüntülenir > İşlem bazı kullanıcılar tarafından matematiksel algoritmaların çözülmesiyle doğrulanır > Doğrulanan işlem yeni blok olarak zincire eklenir ve tamamlanır. Blockchain kavramının yükselişinde bir kripto para birimi olan Bitcoin’in rolü kesinlikle göz ardı edilemez. Bitcoin hiçbir merkezi sisteme bağlı olmadan çalışabilen, kullanıcılarının ve dışarıdan kişilerin manipülasyona yönelik müdahalelerine karşı gerekli önlemlerin alındığı (en azından, öyle varsayıyoruz!), bir dijital para birimi olarak karşımıza çıktı. Bu topluluk altında da, en azından erken dönemde, muhtemelen en popüler Blockchain alt başlığı Bitcoin olacaktır. Gel gelelim, Blockchain teknolojisi yalnızca, bugün sayıları 1.600’ü aşan, Bitcoin ve benzeri kripto paralara (Altcoin) altyapı sağlamanın çok daha ötesinde; dijital kimlikten tutun da, sigorta tazmin süreçlerine; vekaleten oy kullanmadan, tedarik zinciri yönetimine kadar, finans, hukuk, sigortacılık ve yönetişim alemleri başta olmak üzere, hem iş, hem de sosyal hayatı yeni bir yaratıcı yıkımla karşı karşıya bırakacak nitelikte. Her yeni teknolojide olduğu gibi, blockchain de eksikleri ve dezavantajları ile geliyor. Kayıt zinciri uzadıkça, ağa katılmak için ihtiyaç duyulan depolama, bant genişliği ve işlemci gücü gereksinimleri artıyor. Bitcoin madenciliğinin enerji tüketimi 2017 yılında Google, Facebook ve eBay şirketlerinin ya da ülke olan Sırbistan’ın toplam enerji sarfiyatı kadardı. Sistem güvenliğinin sanıldığı kadar gediksiz olmadığı da bir diğer endişe konusu; ilk kurulduğu günden bu yana kontrat sistemindeki açığın kötüye kullanılabileceğine dair uyarılar verilen sistemin aslında “hack”lenebildiğine de defalarca kez tanıklık ettik. Ancak nasıl İnternet Devrimi iletişimdeki mesafeleri kısaltıp, sayısız güvenlik endişesine rağmen, bilgi paylaşımını hiçbir dönemde olmadığı kadar ucuz ve hızlı hale getirerek, “mesafe boşluğunu” doldurdu ise, değer transferini araya "güvenilir bir üçüncü taraf/aracı" koymadan yapan blockchain teknolojisinin de “güven boşluğunu” dolduracağına inanılıyor. Referanslar: [1] Marco Iansiti, Karim R. Lakhani, HBR, 2017. https://hbr.org/2017/01/the-truth-about-blockchain [2] Tolga Ulutaş, Akbank, 2017. [3] Ahmet Usta, Serkan Doğantekin, BKM, 2017. http://www.bkm.com.tr/wp-content/uploads/2017/05/blockchain-101.pdf [4] ConsenSys Academy, Blockchain Basics: A Curated Collection, 2018. https://leanpub.com/blockchainknowledgetree [5] Erkin Şahinöz, Takvim, 2018. https://www.takvim.com.tr/yazarlar/erkin_sahinoz/2018/02/13/guven-makinesi-blok-zincir-1 [6] Adam Rogers, “THE HARD MATH BEHIND BITCOIN'S GLOBAL WARMING PROBLEM”, WIRED, 2017. https://www.wired.com/story/bitcoin-global-warming/?utm_content=buffer24a84&utm_medium=social&utm_source=linkedin.com&utm_campaign=buffer

Esneklik

Her dönemin kuralları ve kurumları kendi paradigmasına göre oluşuyor. Biraz dikkatli bakınca günümüzdeki ekonomik ve sosyal kuralların neredeyse tümünün endüstri döneminde konulduğunu görüyoruz. Hâlbuki Blockchain gibi kökten değiştirici teknolojiler, sunulanı olduğu gibi kabul etmemeyi ve sorgulamayı gerektiriyor. Üssel gelişmeye hazır olabilmek, alışılmışın dışında çok farklı bir düşünce disiplini gerektiriyor. Fizikçi Albert A. Bartlett’in sözleriyle “İnsanlığın en büyük eksiği üssel gelişmeyi anlayamaması.” Üssel teknolojik gelişme ürünlere ve hizmetlere yansıyor. Kullanıma giren ürün ve hizmetler davranışları şekillendiriyor, toplumların iliklerine işliyor, sosyal, ekonomik, politik dünyayı ve hayatımızın her alanını şekillendiriyor. Beş yıl önce dünyanın en büyük konaklama şirketinin tek bir otelinin var olmayacağını aklımız almazdı. İki yıl önce ABD gibi bir ülkenin seçim kampanyalarının başka ülkeler tarafından bozguna uğratılması, bir yıl önceyse Bitcoin ve benzeri blockchain birimlerinin finansal dünyayı tehdit etmesi söz konusu değildi. Büyük toplumsal siyasi sistemlerin devamını sağlayan en önemli unsur esneklik, bu kez de Blockchain üzerinden sınanacağa benzer. Bu topluluk çatısı altında yapılacak sohbetler ve üretilecek modeller de aynı esnekliğe sahip olmalı; statükonun gözlüğüne sıkışan gözler, yarının modelini üretmek noktasında sınıfta kalacaktır. Kripto para birimleri finans âlemini gittikçe bilinmezliğin girdabına çekerken, erken dönem Bitcoin zenginlerinden ya da yeni tabirle “kripto kapitalist”lerden Peter Thiel, 2015 yılında bağımsızlığını ilan eden, Hırvatistan ve Sırbistan arasında kurulan yedi km²’lik Liberland (ya da tam adıyla Özgür Liberland Cumhuriyeti) Kurucu Başkanı Vít Jedlička’yla Bitcoin’i bu toprakların resmi para birimi yapmak üzere görüşüyor. Böylelikle Bitcoin, “arkasında garantör devlet olmayan para birimi olmaz” inancını, yeni döneme ait bir çözümle yıkmaya hazırlanıyor. Yine blok zinciri protokolü ile çalışacak Tradecoin’in, Bitcoin başta olmak üzere diğer kripto para birimlerinden farkı, fiyatının mahsul, enerji ya da mineraller gibi fiziki varlıklara (emtialara) çıpalı olması; böylece bir güven unsuru teşkil ediyor. Bu yüzden de, küçük uluslardan, büyük işletmelere, tüccarlara hatta çiftçilere kadar geniş bir kesimin ittifakını vaat ediyor ve bu ittifak tıpkı 17. Yüzyıl’ın sonunda İngiltere Merkez Bankası’nın kuruluş öyküsünü andırıyor. İşlem güvenliğini önceden belirlenen “doğrulayıcılar” ile çalıştığı için, Bitcoin benzeri ağır bir madencilik süreci, dolayısıyla saniyede ancak yedi işlem limiti yok ve enerji sarfiyatı çok çok düşük. Özetle, Tradecoin, hızlı, güvenilir, konvansiyonel “para olma” şartlarını yerine getirirken, tıpkı Dünya Ekonomik Forumu’nun gelecek için öngördüğü gibi, “insan ve makine arasında bir uyum” sağlıyor. Tıpkı TCP/IP’nin iletişim maliyetlerini fevkalade düşürmek suretiyle yarattığı yeni ekonomik değer gibi, blockchain de dramatik fayda yaratmaya aday. Koç, Sabancı ya da Eczacıbaşı Topluluğu gibi köklü organizmaların münferit iş birimleri bazında tuttukları kayıtları ve ardından bunların konsolide edilmesindeki zahmeti düşünün; blockchain bunları ortadan kaldırıyor. Sorun şu ki, bu yapılardan hangileri, yeterince esneme kabiliyeti göstererek yarına devinebilecek; hangileri Kodak ya da Blockbuster gibi tarihin tozlu sayfalarında yerini alacak? Referanslar: [1] Faruk Eczacıbaşı, Daha Yeni Başlıyor, 2018. [2] “The greatest shortcoming of human race is our inability to understand the exponential function”, Arithmetic, Population and Energy-a talk by Al Bartlett, http://www.albartlett.org/presentations/arithmetic_population_energy.html [3] “Liberland”, Wikipedia, 2017. [4] Beyond Bitcoin: How Technology Could Help Fix Our Broken Financial System, Scientific American, 2018. https://www.scientificamerican.com/article/how-technology-could-help-fix-our-broken-financial-system/

Yakınsama

Dünyada ve teknolojide yakınsama dörtnala gerçekleşiyor: Bir alet aynı anda eskiden on aletin yaptığını yapıyor. Yeni dünyayı anlamak için hem eski dünyayı, hem yeni dünyayı, hem de içinde olduğumuz geçiş dönemini anlamak gerekiyor. Teknolojik anlamda yakınsama terimini, farklı teknolojilerin işbirliği anlamında kullanabiliriz. Blockchain finans dünyasının eski kurallarını yıkıp yeni “finans teknolojileri”ni gündeme getirirken, “regülasyon teknolojileri” veya “sigorta teknolo¬jileri” gibi kavramlar da hayatımıza girmeye hazırlanıyor. Geleneksel iş yapış biçimlerinin blockchain teknolojisine yakınsaması, kayda değer verim artışlarına gebe. Dünyanın en büyük elli bankası, 2007 krizinden bu yana regülasyon ve uyum için 173 milyar dolar harcamış, buna rağmen aynı tarih aralığında 342 milyarlık ceza ödemekten kurtulamamış. Bir örnek olarak sigorta teknolojileri (“InsurTech”), sigortacılık sektöründe teknolojik (Blockchain tabanlı) yaklaşımlar kullanarak çözümler üretmek üzerine kurulu. Paylaşım ekonomisi düzeninin InsurTech’e uygulanmış hali olarak adlandırabileceğimiz eşten eşe (P2P) çözümler bu alanda etkisini artırmış durumda. 2015’te ortaya çıkan ve paylaşım ekonomisine dayalı iş modelini benimseyen Lemonade, sigorta sektöründe yüzyıllardır değişmeyen geleneksel kalıpları ve iş modellerini kökten değiştirmek iddiasıyla epeyce ses getirmeyi başardı. Bu çözümün iş modelinin özü, benzer riskleri taşıyan kişileri bir tür sosyal ağ yapısıyla bir araya getirmek, ödenen primleri bir havuzda toplamak ve dönem sonunda ortada bir kâr varsa bunu katılımcılarla paylaşmak. Oluşan kazancın katılımcılar arasında paylaşılması daha düşük riskli ve sahtekârlıklara kapalı pozitif bir yaklaşım ortaya çıkarıyor. Lemonade’in önceki örneklerden en önemli farkı, bünyesinde risk taşıyan bir sigorta şirketi kimliği de taşıyacak olması. Neticede sigortacılık eldeki verilere göre ileriye yönelik tahminler ve risk analizi üzerine kurulmuş bir sektör ve tüm bu gelişmelerin ışığında geleneksel sigortacılık sektörünün tepeden tırnağa değişeceği oldukça açık. Blockchain ve yakınsama yetkinliğini iç içe, sigorta sektörü üzerinden anlatırken, buradaki devinime de tek boyutu ile değinmiş olduk; genomik teknolojilerin gelişmesi ve ucuzlaması da sektörde çığır açacak yeni modelleri tetikleyecektir ki, başka bir zamanın (topluluğun) konusu. Referanslar: [1] Faruk Eczacıbaşı, Daha Yeni Başlıyor, 2018. [2] International Investment, Mayıs 2017. http://www.internationalinvestment.net/ regions/middle-east/inaugural-dubai-event-aims-highlight-regtech-can-halfcompliance- costs/ [3] Webrazzi, 2016. https://webrazzi.com/2016/12/26/finans-teknolojilerinde-insurtech/

Ağ Yapısı

Geleceğin dünyası, ortak aklı en iyi kullanabilenlerin başarılı olacağı bir ortam. Bunu yapabilmek de, yeni üretilecek modellerin başarıya ulaşmasının ancak çeşitlendirilmiş bir ağ yapısı ile mümkün olacağını söylüyor. Yakınsama kısmında örnek verdiğimiz Lemonade’in iş modelinin özü, benzer riskleri taşıyan kişileri bir tür sosyal ağ yapısıyla bir araya getirmek, ödenen primleri bir havuzda toplamak ve dönem sonunda ortada bir kâr varsa bunu katılımcılarla paylaşmak. Önceleri makineler (insanlar) üzerinden verinin paylaşılması için geliştirilmiş uçtan uca “Peer To Peer - P2P” olarak isimlendirilen bir tür veri depolama çözümü olarak karşımıza birçok adres çıktı. Bu sistemlerde veri tek bir merkezde değil sayısı milyonları bulabilecek ağlar üzerinde bulundu. Bu sistemin kullanıcıları sisteme verdikleri destek süreci ile doğru orantılı olarak sistemden faydalanabildiler (örn. BitTorrent). Bu platformlar bulutun ötesinde bir çözüm sunar ancak buna rağmen içeriğin şifrelenmemesi, verinin nerelerde saklanacağına dair tercih seçeneği sunmaması gibi nedenlerden dolayı kurumsal veya mahremiyet içeren kişisel veriler için güvenli bir depolama çözümü olamadıkları için, Dağıtık Kayıt Defterleri (Distributed Ledger Systems) isimli çözümler ortaya çıktı ve Blockchain’in temelini oluşturmakla birlikte, teknolojinin kendisini de dünyanın en uzun ağ yapılarından birine dönüştürdüler. Günümüzde Gigabit seviyesinde hızlara ulaşan iletişim ağlarımız, bu başlığın ana konusu olan Blockchain teknolojisinin mümkün olmasını sağlayan önemli bir bileşeni teşkil ediyor. Referanslar: [1] Faruk Eczacıbaşı, Daha Yeni Başlıyor, 2018. [2] Ahmet Usta, Serkan Doğantekin, BKM, 2017. http://www.bkm.com.tr/wp-content/uploads/2017/05/blockchain-101.pdf

Karanlık Taraf

Üssel gelişme bilmediğimiz, hatta düşünemediğimiz karanlık taraflara da gebe ve günlük haber bombardımanı bizi gittikçe yükselen bu karanlık tarafla tanıştırıyor. IŞİD’in üst düzey yöneticilerinden Mohamed El Shinavi’nin, örgütün terörist faaliyetlerini finanse etmek amacıyla eBay üzerinden aslında var olmayan yazıcılar sattığı ve örgütü finanse ettiği belirlendi. İnternetin içinden çıkılamayan ağları zaman zaman terörist örgütlerin kara para kaynakları için fırsat oluşturabiliyor. Ayrıca, finans dünyasının da gittikçe siber yapıya kayması ve blockchain teknolojisinin devreye girmesi de ayrı bir tehlike oluşturuyor. Mohamed El Shinavi, Ağustos 2017’de bir korsana ait 471 bin dolardan fazla Etherium kripto parası ele geçirdi. Dahası neden olmasın? Neden “sistemik” bir risk söz konusu olmasın? İnternet üzerinden kara para trafiğinin tüm internet işlemlerinin yüzde onuna ulaştığı tahmin ediliyor. Bugün yaklaşık 1.500 kadar kripto para birimi dolaşımda, Haziran 2017 itibariyle girişimcilerin ICO (Initial Coin Offering ya da “İlk Sanal Para Arzı” ile topladığı sermayenin toplam değeri, erken dönem risk sermayesi (Angel and /or Seed Venture Capital) ile toplanan tutarı aşmış, kripto girişimcinin fona ulaşması kolaylaşırken, hacker’ların insafına bırakılan, açıkta kalan risk de büyüyor. Her yeni teknoloji, acısı ve tatlısı ile geliyor; blockchain ve onun yansımaları da öyle. Referanslar: [1] “ISIS sent cash to American terror suspect using EBAY and PayPal”, http://www. express.co.uk/news/world/840029/isis-sent-cash-using-ebay-paypal-mohamedelshinawy- us-terror-suspect [2] “Initial coin offerings have raised $1.2 billion and now surpass early stage VC funding”, Ağustos 2017, https://www.cnbc.com/2017/08/09/initial-coin-offeringssurpass- early-stage-venture-capital-funding.html

Tanım
Esneklik
Yakınsama
Ağ Yapısı
Karanlık Taraf

  

Tüm değişiklikler kaydediliyor.
Etiketler

    

Tüm değişiklikler kaydediliyor.















alanını değiştirdi.
ekledi.
Eski

Yeni