3 Adımda Dijital Minimalizm’e Giden Yol
Her geçen gün daha fazla cihaz ve daha fazla uygulama hayatımıza giriyor. Bunların istediği tek bir şey var, ilgimiz. Biz onlara daha fazla ilgi gösterdikçe, onlarda daha fazla zaman harcadıkça bizim harcadığımız zaman onlara para…
Her geçen gün daha fazla cihaz ve daha fazla uygulama hayatımıza giriyor. Bunların istediği tek bir şey var, ilgimiz. Biz onlara daha fazla ilgi gösterdikçe, onlarda daha fazla zaman harcadıkça bizim harcadığımız zaman onlara para olarak dönüyor. Özellikle bir şeyleri değiştirmek ve geliştirmek isteyen insanlar bunun ekstra farkında çünkü yapması gereken şeyi yapmayıp saatlerce Instagram, Twitter’da gezip daha sonrasında da pişmanlık duygusu yaşıyorlar. İyi de nedir bunun doğru yolu? Size açık olacağım, hayatta bazı şeylerin net açıklaması ve yolu vardır, aynı fizik, kimya gibi, onları belirli bir matematikle açıklayabilir, bir şey yapmak istediğinizde bu matematiği ve bazı kuralları kullanarak istediğiniz yere varabilirsiniz. Ancak, ki bu önemli bir ancak, konu daha yumuşak konulara geldiğinde, mesela sosyal medyanın üzerimizdeki etkisi gibi, yüzlerce hatta belki de binlerce farklı yol bulabiliriz. Bunun nedeni konunun önemsiz olması değil, yumuşak konu dediğimde önemsiz bir konu olduğunu söylemeye çalışmadım ancak insandan insana değişen bir yapısı var ve bunu belirli fizik kurallarıyla açıklamak biraz zor an itibariyle. Dolayısıyla burada konuşacağım Dijital Minimalizm konusunda benim adıma neyin çalışıp neyin çalışmadığını göstereceğim. Çünkü herkesin ulaşmak istediği dijital minimalizm derinliği farklı. Mesela, Dijital Minimalizm kitabının yazarı Cal Newport’u ele alalım. Cal Newport’un bir adet bile sosyal medya hesabı yok. Birisi ona ulaşmak istiyorsa SMS ya da mail atmak zorunda demek oluyor bu. Bu Cal Newport’u garip ya da başarısız yapıyor mu? Tabii ki hayır. Çünkü onun için çalışan sistem bu. Ancak benim durumumda sosyal medyasız bir hayat maalesef imkansız. Peki nedir bu Dijital Minimalizm? Aslında hayatımızın birçok anında yapmamız gerektiği gibi sosyal medyayı kullanırken ya da telefonlarımızı kullanırken ne kadar kullandığımızın farkında olmamızı destekleyen bir akım. Siz neyi ne kadar kullandığınızın farkında oldukça problemin ya da problemlerin nerede olduğunu görecek ve ona göre aksiyon alacaksınız. Günde 2 saat Instagram’a bakıyorsanız bu bence çok fazla. Herkesin aynı şeyi giydiği, yediği ve kullandığı bir ortamda en fazla 15–20 dakika harcardım ben günlük olarak, hatta o bile fazla ama neyse. Daha sonrasında bu problemleri çözmek ve yeni oluşturduğumuz telefon kullanım alışkanlıklarımızı sürdürebilmemiz gerekiyor. Küçük bir uyarı yapmam iyi olabilir burada, bu süreç 1–2 günlük bir süreç değil, belki 1 ay belki de bir kaç aylık bir süreç. Çünkü her şeyi bir günde değiştirmeye çalışınca, uygulamaları silmek gibi, bir anda o uygulamaları telefonunuzda yeniden yüklenmiş bulabiliyorsunuz. Cal Newport kitabında Dijital Minimalizm’in üç ilkeden oluştuğunu söylüyor. Kalabalık pahalıya patlar. Optimizasyon önemlidir. Amaca yönelik hareket etmek tatmin edicidir. Kısaca şöyle özetleyebiliriz, kendinizi gereğinden fazla uygulama ve hizmete boğmayın, teknolojiye sahip olmak inatla onu kullanmanız gerektiği anlamına gelmiyor, ihtiyacınız varsa kullanın ve yeni teknolojileri kullanırken bir amacınız olsun. Biraz üstüne kafa yorunca ben şunu görüyorum, aslında hayatımızın her anında uygulamamız gereken kuralların dijital hayatımıza uygulanmış hali bu Dijital Minimalizm. Eğer 20 tişörtünüz varsa, hepsini seviyorsanız ve ekstra bir taneye ihtiyacınız yoksa yeni bir tişört almazsınız değil mi? Umarım almam demişsinizdir yoksa çok kötü patlarım. En azından ben almam diyebiliyorum, çünkü hayatıma herhangi bir değer katacak bir aktivite…