Bu Dünyadan Fayda Yok “Metaverse” En Güzeli
“İçinde avatarlarımız ile yer alacağımız bir sanal evren” kulağa pazarlama odaklı bir kelime oyunu gibi geliyor. Ancak yakın geleceğin en çekişmeli rekabetinin öznesi olacağına şüphe yok… İnternet odaklı bilim-kurgu romanlarıyla ünlenen ABD’li Yazar Neal Stephenson’ın…
“İçinde avatarlarımız ile yer alacağımız bir sanal evren” kulağa pazarlama odaklı bir kelime oyunu gibi geliyor. Ancak yakın geleceğin en çekişmeli rekabetinin öznesi olacağına şüphe yok… İnternet odaklı bilim-kurgu romanlarıyla ünlenen ABD’li Yazar Neal Stephenson’ın 1992 tarihli “Snow Crash” adlı eseri, Los Angeles şehrinin 21. yüzyıldaki ilginç bir kurgusunda geçer. O güne dek görülmedik bir ekonomik kriz atlatan ABD’de devlet neredeyse bütün yetkilerini özel şirket ve girişimcilere devretmek zorunda kalmıştır. Ve söz konusu “anarko-kapitalist” düzende bugünlere yönelik iki ilginç kehanet bulunur. Devletin sürekli para basması yüzünden oluşan hiper-enflasyon sebebiyle herkes (bugünkü kripto paraların benzeri) elektronik ve bağımsız bir para birimine geçmiştir. Vergiden kaçınmak için ticaret de internetten kriptolu olarak ve bu para birimleri ile yürümektedir. Romanın diğer bir öngörüsü ise “metaverse” adı verilen düzendir. Bu terim, herkesin içinde sanal bir avatar ile yer aldığı, paralel bir siber evreni temsil eder. Metaverse sakinleri bu dijital evrene gözlerine taktıkları sanal gerçeklik gözlükleriyle girer. Bugünkü hayatımızın akışında sıradanlaşmış bu iki unsuru 92’li yıllarda hayal edebilmiş olmak dahi yeterince hayranlık uyandırıcı. Bugüne dek durmadan yeni hayallerin ilham kaynağı olmayı sürdürmesi boşa değil. İkinci hayatın yolcuları Kolektif olarak paylaşılan üç boyutlu sanal alanları ve içindeki sanal temsilleri tanımlayan metaverse, romanın üstünden henüz bir yıl bile geçmeden aynı isimli bir oyunla karşımıza çıkmıştı. Devamında benzer birkaç deneme daha olduysa da romandakine en yakın hali, 2003 yılında piyasaya sürülen “Second Life” (SL) adlı platformda kendini gösterdi. 1996 yılında ABD’nin San Francisco şehrinde; ofislerinin bulunduğu sokağın ismiyle kurulan Linden Labs tarafından geliştirilen SL, adından da anlaşılacağı gibi “ikinci hayatı” temsil ediyordu. Dileyen herkes bu açık kaynaklı ve ücretsiz oyunu indirip kendi karakterini (avatarını) yaratıyor, kendine bir yurt ve meslek edinebiliyor, ev inşa edip, arkadaşlıklar kurabiliyordu. Yine dileyenler bazı ekstra sanal ürün ve ayrıcalıklar için gerçek para karşılığında aldıkları ve sadece SL içinde geçerli Linden dolarlarını harcıyordu. Haliyle bazıları da aynı para birimiyle kazanç sağlayarak geçimini sürdürüyordu. SL 2000’li yılların başlarında o kadar popüler hale geldi ki hemen her şirket onun içinde mağaza açma yarışına girdi. Devletler dahi kayıtsız kalamadı. Sırasıyla Maldivler, İsveç, Estonya, Kolombiya, Sırbistan, Filipinler, Malta ve Arnavutluk SL içinde “büyükelçilik” binaları kurdular. Sırbistan ve İsrail hükümetleri, ülkelerinin birebir sanal örneklerini kurmaya koyulurken, dini odaklar da ibadethanelerini hizmete açtı. Hatta Mısırlı bir grup, satın aldığı sanal adada müslümanların Hac ibadetini gerçekleştirmesi için Kabe’nin kopyasını inşa etti. SL evreni tarihi boyunca konser, lansman gibi sayısız etkinliğe evsahipliği yaptı. Türkiye’den ilk olarak Vestel’in (bir ada satın alarak) mağaza açtığını da unutmayalım. SL’daki sanal karakter ve yapılar için sanal kostüm diken sanal terziler, sanal mobilya tasarlayan ve üreten sanal mimar ve marangozlar kısa sürede ciddi gelir elde etmeye başladı. Ne var ki o dönemin yetersiz internet altyapısı ve yazılımları, gayrisafi hasılası yıllık 500 milyon doları geçen SL’in gelişiminin önündeki en büyük engeli oluşturdu. Oyun bugün hala herkese açık ve faal ancak tahtını çoktan Roblox, Minecraft gibi seçenekle…