Çin Artık Termik Santral Yapımına Dış Finansman Sağlamayacak

Geçen hafta, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu New York’ta toplandı. Bu yıl, az sayıda devlet ve hükümet başkanı Amerika’ya geldi. Toplantıdan benim aklımda iklim değişikliği gündemi ile ilgili iki haber kaldı. Biri küresel olarak önemliydi, diğeri…

Geçen hafta, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu New York’ta toplandı. Bu yıl, az sayıda devlet ve hükümet başkanı Amerika’ya geldi. Toplantıdan benim aklımda iklim değişikliği gündemi ile ilgili iki haber kaldı. Biri küresel olarak önemliydi, diğeri ise Türkiye için. İlki Çin devlet başkanı Xi Jinping’in (Şi Cinping), ikincisi ise Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamasıydı. Önce bizim için özellikle önemli olan ikinciden başlayayım: Türkiye 2016 yılında imzaladığı Paris İklim Anlaşması’nı artık Meclis’ten geçirerek onaylayacağını açıkladı. Bu uzun bir süredir beklediğimiz güzel bir haberdi. Böylece Türkiye, Kasım başında Glasgow’da yapılacak COP26 toplantısına başı dik bir biçimde gidebilecek. 2015 yılında COP21’de bağıtlanan Paris İklim Anlaşması’nın etkileri Kasım başındaki COP26 toplantısında değerlendirilecek. Herkesin hazırlığı oraya. Birleşmiş Milletler, Paris’e taraf 191 ülkenin en güncel Ulusal Katkı Beyanlarını değerlendiren sentez raporunu geçtiğimiz günlerde yayımladı. İşler pekiyi gitmiyor. Onu da not edeyim. Başkan Şi, bu yıl, pek çok küresel lider gibi New York’a gelmedi. Videoya çekilmiş bir mesajla katıldı Genel Kurul’a. Çin’in, artık ülke dışında kömüre dayalı termik santral yapımına destek sağlamayacağını açıklaması ise son derece önemliydi. Çin, 2060 yılına kadar kendi ülkesi içinde net sıfır karbon emisyonu hedefine ulaşacağını zaten açıklamıştı. Buna bağlı olarak da kömür talebini kademeli olarak düşüreceğini beyan etmişti. Şimdi yurt dışında yeni santral finansmanına girişmeyeceğini de açıklamış oldu. Bir adım daha atıldı. Peki, Türkiye Paris Anlaşması’nı Meclis’te onaylayınca iş bitiyor mu? Hayır. Artık, Türkiye’nin Yeşil Mutabakat’a nasıl intibak edeceğini düşünmeye başlayabileceğiz. Özellikle kamu idaresinin adım atması önündeki en temel engel ortadan kalkmış oldu. Şimdi geleceğimizle ilgili somut adımlar atmaya başlayabileceğiz. Paris Anlaşması’nın onaylanması, zihinlerdeki ambargoları sona erdirecek Türkiye’nin zaten imzaladığı Paris İklim Anlaşması’nı Meclis’ten geçirip onaylaması, idari sistemimiz içindeki bir tabuyu daha ortadan kaldırmış olacak. Bunun hiçbir nedeni ve manası olmadığını ve kulaktan dolma gerekçelere dayandığını daha önce yazmıştım. Neyse ki ambargo artık kalktı. Ben bu zihni ambargo nedeniyle Türkiye’nin yeni dönem teknolojilerine odaklanmakta geç kaldığını düşünüyorum doğrusu. En somut örneği, Karadeniz’de mavi büyüme için yürütülen çok ortaklı projede gözüme çarptı geçenlerde. Çok ortaklı Horizon 2021 projesinde Karadeniz’in etrafındaki üniversitelerin birer Yaşayan (Living) Lab oluşturması hedefl eniyor, bir nevi, startupları güçlendirmeyi hedefl eyen kuluçka merkezleri diyelim. Elbette her birinin bir odağı olacak. Türkiye’den projeye katılan üniversiteler Karadeniz’de balıkçılığın güçlendirilmesi, turizmin desteklenmesi gibi konulara odaklı startuplarla çalışmayı tahayyül ediyorlar. Romanya ve Bulgaristan gibi Avrupa Birliği ülkelerinden gelenler ise karbon yakalama teknolojileri ve mavi hidrojen gibi yeniliklere odaklanmış startuplarla çalışmayı hayal etmişler. Ne diyeyim? Farkındalık böyle bir şey. Zihni ambargonun hayallerimize sınır koyduğu ve Türkiye’yi yavaşlattığı ortada değil mi? Şimdi Paris Anlaşması nihayet onaylanınca artık yeni bir aşamaya geçmiş olacağız. Bundan önce Çin’in bugüne kadar neler yaptığını sıralayayım. Yolu bilelim diye bir nevi. Çin, anlaşmayı Eylül 2016’da onayladı. 2016 Çin’in G20 dönem başkanlığı dönemiydi. Sonra Çin 2020 yılı sonunda iddia…