Enerji Depolama %100 Temiz Enerjiye Geçişimizdeki En Büyük Bariyer Mi?

Enerjinin İnterneti Mümkün mü? Enernet kavramını hatırladınız mı? Önceki yazılarımızdan birinde neden enerjinin yeni internet olduğunu açıklamıştık. Hatta ‘’veri yeni petroldür’’ deyişini ‘’veri yeni yenilenebilir enerjidir’’ şeklinde düzeltmiştik. Yapay zeka, nesnelerin internet

Enerjinin İnterneti Mümkün mü? Enernet kavramını hatırladınız mı? Önceki yazılarımızdan birinde neden enerjinin yeni internet olduğunu açıklamıştık. Hatta ‘’veri yeni petroldür’’ deyişini ‘’veri yeni yenilenebilir enerjidir’’ şeklinde düzeltmiştik. Yapay zeka, nesnelerin interneti, büyük veri analizi ve blockchain enerji sektörünü hiç olmadığı hızda dönüştürüyor; bir taraftan da elektrikli araçlar (mobil enerji depolama sistemleri), enerji depolama sistemleri ve yenilenebilir enerji destekli mikro-şebekeler bu dijital dönüşümün gerekliliğini günden güne daha fazla hissettiriyor. Güneş ve Rüzgarı Kendi Haline mi Bıraksak, Yoksa Geçiş Sürecini Hızlandırsak mı? Bu noktada, enerji sektörüne en büyük yaratıcı yıkım yenilenebilir enerji ve bunun yaygınlaşması için anahtar öneme sahip bina tipi ve şebeke ölçeğinde enerji depolama sistemleri olarak gözüküyor. Güneş ve rüzgar enerjisi, güneş ve rüzgârlı bölgelerde fosil yakıtlarla hızlı bir şekilde rekabetçi hale gelirken, konvensiyonel enerji santrallerinden alıştığımız 7/24 kesintisiz gücü hala sağlayamıyorlar. Şu anda bu büyük bir sorun değil, çünkü elektrik şebekesi hala talep dalgalanmalarını karşılamak için baz yük veya anlık devreye girerek dengeleme sağlayabilen birçok fosil yakıt tesisi barındırıyor. Paris İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ni Biz İmzalamadık mı? 20’inci yüzyılın ekonomik ve endüstriyel gelişimi, elektrik enerjisinin büyük güçlerde üretilmesini, uzak mesafelere iletilmesini ve dağıtılmasını yeni teknolojik gelişmelerle mümkün kılmıştır. Ancak, söz konusu olan bu enerji üretiminin temelindeki fosil kaynakların sınırlı olması, yerine yenisi konulamayacak bir enerji kaynağı olması, bu kaynakların üretim ve tüketim yöntemlerinden kaynaklanan çevre kirliliğine sahip olması gibi negatif etkileri, yenilenebilir, sınırsız, çevreye uyumlu kaynak ve teknolojilerin araştırılmasını, geliştirilmesini gerekli ve zorunlu hale getirmektedir. Bu değişim ve gelişmelere paralel olarak, Paris’te düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) 22’nci Konferansı (COP22) sonunda, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 192 ülke içerisinden, küresel sera gazı salınımının %66’dan sorumlu 94 ülke, Paris Antlaşmasını onaylamıştır. Söz konusu anlaşma 4 Kasım 2016 tarihinde yürürlülüğe girmiştir. Bu anlaşmanın hedefi; kısa zamanda tamamen yenilenebilir enerjiye geçmek ve fosil yakıtları en kısa zamanda terk etmektir. Rüzgar enerjisi ve güneş enerjisinin de dahil olduğu yenilenebilir enerji kaynakları bu nedenle önem kazanmaktadır. Günümüzde bütün bu enerji üretim sistemleri arz güvenilirliği, sistem kararlığı, enerji kaynaklarının daha verimli kullanılması, iletim / dağıtım problemleri, ulaştırma maliyetlerinin minimize edilmesi gibi birçok nedenler ile enerjinin depolanmasını zorunlu kılmaktadır. Yenilenebilir enerji depolama sistemleri, üretimin fazla olduğu durumlarda depolama yaparken, üretimin yeterli olmadığı durumlarda ise sistemi desteklemektedir. Enerji depolama teknolojilerinin geliştirilmesi, gerilim düşmesi ve kesintiler gibi güç kalitesi problemlerinin hem sistem hem de donanım düzeyinde ele alınan çözümlerinde büyük önem taşımaktadır. Dolayısı ile atmosfere ve çevremize geri dönüşü olmayan zararları biran önce önleyeceksek, enerji kaynaklarımızı çok hızlı şekilde karbondan arındırmamız gerektiğine dair su götürmez bir gerçek var. Yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaşmasını teknolojinin gelişiminin ve arz-talep dengesinin doğal seyrine bırakırsak…