Girişimciler İşlerini Hızlı Büyütmek İçin Kamu İle Nasıl İletişim Kurmalı?

Başlangıç Noktası liderlerinden, hızlı büyüyen teknoloji girişimlerine kamu ile ilişkiler danışmanlığı sağlayan Ussal Şahbaz, Medium’daki köşesinde bir yazı kaleme aldı. Bu yazıda “En zor işi zaten işinizi kurarak yaptınız. Şimdi, iş modelinin ana unsuru olan…

Başlangıç Noktası liderlerinden, hızlı büyüyen teknoloji girişimlerine kamu ile ilişkiler danışmanlığı sağlayan Ussal Şahbaz, Medium’daki köşesinde bir yazı kaleme aldı. Bu yazıda “En zor işi zaten işinizi kurarak yaptınız. Şimdi, iş modelinin ana unsuru olan regülasyon değişikliklerini sağlamak için çalışmaktan çekinmemeli ve bunu iş planımızın ana parçalarından biri yapmalıyız.” diyen Ussal, beş maddede özetlediği bir “kamu ilişkileri hareket planı” paylaşıyor. Keyifli okumalar dileriz. Prof. Dr. Erhan Erkut’un yakında yayınlanacak ve gerçek hikayelerle girişimcilere tavsiyeler içere “Türk Ceylanları” kitabı için yazılmıştır. Hızlı büyüyen teknoloji girişimlerinin kamu ile ilişkileri neden önemlidir? Böyle bir iş kurduysam hangi aşamada kamu ile ilişkilerimi nasıl düzenlemeliyim? Bu sorulara cevap vermeden önce, Silikon Vadisi’nde son yıllarda kurulan startuplar kamu ile ilişkilerine nasıl yaklaşıyor, ona bakalım: Jack Dorsey’in kurduğu ödeme sistemi şirketi Square, eski Amerikan Hazine Bakanı Larry Summers’ı danışman yaptı. Uber, Obama’nın eski danışmanı David Plouffe’ı Kamu ile İlişkiler Direktörü yaptı. Eski Avrupa Birliği Rekabetten Sorumlu Komisyoneri Neelie Kroes de Uber’in danışmanı oldu. Kitlesel fonlama şirketi Funding Circle eski Hazine Müsteşar Yardımcısı Robert Steel ile danışmanlık anlaşması yaptı. Airbnb, Lyft, Coinbase gibi şirketlerin yatırımcısı girişim sermayesi fonu Anderseen Horowitz ABD Başkanı eski Başdanışmanı Ted Ullyot’u Kamu ile İlişkiler Direktörü olarak tuttu. Elon Musk’ın ulaştırma şirketi Hyperloop Obama’nın eski Özel Kalem Müdürü Jim Messina ile anlaştı. Bu startupların büyüme süreçlerinde kamu ile ilişkiler konusuna özel önem vermelerinin bir nedeni var. 90’larda ve 2000’lerde kurulan ilk internet girişimlerinin faaliyetleri büyük ölçüde dijital dünya ile sınırlıydı ve geleneksel ekonomi sektörlerini etkilemiyordu. Bu girişimlerin çoğunun faaliyet alanında güçlü bir şirket de yoktu: Mesela, Google’dan önce tüm interneti kataloglayan bir arama motoru yoktu. EBay’den önce aynı nitelikte bir pazaryeri yoktu. Aynı durum Türkiye’deki Gittigidiyor için de geçerli. Hatta, çok az kullanıcısı olan Myspace’i saymazsak, Facebook’tan önce de benzer bir sosyal ağ girişimi yoktu. 1996’da internetten kitap satarak e-ticarete başlayan Amazon’un geleneksel kitap sektörünü dönüştürmesi ancak 2010’larda oldu. Bu şirketler bugün artık startup değil dünyanın en büyük şirketleri ve kendi alanlarında tekel haline gelmiş teknoloji devleri. Oysa, son 10 yılda kurulan ve yukarıda kamu ile ilişkiler konusundaki adımlarını saydığımız startuplar genelde dijital teknolojilerle geleneksel sektörleri dönüştürüyor. Bu geleneksel sektörlerin hepsinde mevcut güçlü oyuncular var. Finans, ulaştırma, enerji, sağlık gibi son yıllarda en çok startup kurulan sektörlerin hepsi kamu tarafından detaylı kurallarla regüle ediliyor. Bu sektörlerdeki oyuncular genelde bu regülasyonlar sayesinde pazara hakim olup, yıllardan beri sektöre yeni girişleri sınırlamak ve sektör üzerindeki vergi, vb. maliyetleri düşürmek için büyük bütçelerle kamu ile ilişkiler faaliyetleri yürütüyorlar. Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin endüstri standardı kabul edilen Startups.watch’un verilerine göre 2017 yılında startuplara yapılan yatırımın üçte ikisi yukarıda saydığımız finans, ulaştırma, enerji ve sağlık sektörlerine gitti. Yani sektörleri itibariyle artık bizim startuplarımız için de iyi bir kamu ile ilişkiler stratejisi, iş modelinin olmazsa olmaz bir parçası. S…