Gözetim Kapitalizmi ve Sosyal İkilemin Varlık Sorunu

“Who can you trust… when everything you touch turns to gold?” “Dokunduğun her şey altına dönüştüğünde kime güvenebilirsin?” Imagine Dragons İnsan, işleyişini ve kendine vereceği zararı pekala bildiği mekanizmalardan neden kaçmaz ya da kaçmak istemez?…

“Who can you trust… when everything you touch turns to gold?” “Dokunduğun her şey altına dönüştüğünde kime güvenebilirsin?” Imagine Dragons İnsan, işleyişini ve kendine vereceği zararı pekala bildiği mekanizmalardan neden kaçmaz ya da kaçmak istemez? Gönüllü teslimiyet… Ama neden? Her yıl çok severek verdiğim tüketici davranışları dersine şu cümleyle başlıyorum: “X yıldır tüketici davranışları alanında çalışmalar yapıyorum. Aklınıza gelebilecek tüm teorileri incelemiş, saha araştırmaları yapmış, yazmış çizmiş, binlerce kişiye bu konu hakkında konuşma yapmışımdır. Doğal olarak işin arka planında yatan mekanizmaları, insan psikolojisinde nerelere dokunduğunu gayet iyi biliyorum…Ve önümüzdeki haftayı iple çekiyorum. Çünkü Zara’nın büyük sezon indirimi başlayacak. 🙂 ” Nedenlerini ve olası sonuçlarını bilmek, sizi bir davranışı gerçekleştirmekten alıkoymayabilir. İnternetin tüm iş modeli, gözetim kapitalizmi üzerine kuruludur. Gözetim kapitalizmi de kapitalizmin mutasyona uğramış bir alt versiyonu olarak, onunla aynı mekanizmalardan beslenir. Size, başkalarına ve dünyaya verdiği zararı bilmenize karşın, kendinizi içinde yer almaktan alıkoyamazsınız. Olumlu yanları da yok değildir; ancak uzun vadede katastrofik etkilerinin olacağını da bilir ya da en azından hissedersiniz. Yine de içinden çıkmak mümkün olmaz, zira herkes oradadır. Orada olmamak sizi çemberin dışına iter. Ve ister itiraf edelim, ister etmeyelim, çemberin içinde olmayı severiz. Ekrana her dokunduğumuzda, biraz da okyanusun içinde hiçbir etkisinin olmayacağını düşünmenin rahatlığı ile bir veri üretiyor ve onu tahmin modellemelerinin hammaddesi olarak teknoloji şirketlerinin ellerine teslim ediyoruz. Bu tahmin modelleri, şimdi ve daha sonra, benim ve benim gibi profillerin ne yapacağını, nasıl davranacağını tahmin ediyor. Teknoloji şirketleri de bu tahmini, bu bilgiden en çok yararlanabilecek olan üçüncü taraflara “satıyor”. Buna “tahmin pazarı” adı veriliyor ve hedefli reklamcılık, dijitalde artık tamamen bu tahmin pazarı üzerinden ilerliyor. İnternete bağlı olan istisnasız her türlü cihazınız, gözetim ekonomisinin ana makinesi olan davranış tahmini algoritmalarına ve dolayısı ile bu pazara girdi sağlıyor. Bu cihazların sayısı ve kullanım oranımız arttıkça gözetim kapitalizmi ölçek ekonomisine ulaştı. Kar makineleri artık maksimum verimlilikte çalışıyor. Bu durumun gördüğümüzün ötesinde çok ağır sonuçları var. Bilgi asimetrisi giderek artıyor ve bilgi güçtür. Güç de sahibini iktidara taşır. Dolayısı ile bu aynı zamanda bir iktidar ve demokrasi sorunudur. Devlet gözetimi uzun zamandır gündemde ve özellikle kamu yararına olduğu iddia edilen alanlarda, gelişmiş demokrasilerde dahi varsayılan olarak kabul edilmiş durumda. Ancak işin içine şirketler ve piyasalar girdiğinde sorunun boyutu değişiyor. Sunduğum veriler aracılığıyla üretilen davranış tahminlerinin kimlerin yararına kullanılabileceğine dair teknoloji şirketlerine kısıtlama getiren bir yasal düzenleme yok. Gözetim kapitalistlerinden gizlilik kurallarını sıkılaştırmalarını talep etmek de, kendi iş modellerini sabote etmelerini istemek anlamına geliyor. Dolayısı ile bu talep bir de devletler tarafından gelince, hepten abesle iştigal bir hal alıyor. Şu anda süregiden gelişigüzelliği açıklayan, teknoloji şirketlerinin elini kuvvetlendiren birkaç nokta var: 1. Bu konudaki bilinçsizliğimiz. Evet, olası her yöntemle verilerimiz, çoğu zaman da biz farkında bile olmadan toplanıyor, konuşmalarımız dinleniyor. Üstelik sadece teknolo…