Gözetim Kapitalizminde Güç Dengeleri
Kapitalizm hüküm sürdüğü yıllar boyunca pek çok farklı forma evrilen, ters akıntıları ana akıma karıştırıp saf dışı bırakabilen ve kendini kendinden sürekli olarak yeniden türeten bir sistem. İnternet ve sosyal medyanın hayatlarımızın merkezi haline gelmesinin…
Kapitalizm hüküm sürdüğü yıllar boyunca pek çok farklı forma evrilen, ters akıntıları ana akıma karıştırıp saf dışı bırakabilen ve kendini kendinden sürekli olarak yeniden türeten bir sistem. İnternet ve sosyal medyanın hayatlarımızın merkezi haline gelmesinin ardından da karşımıza yeni bir formla, gözetim kapitalizmi ile çıkmaya başladı. Gözetim kapitalizmi, kar elde etme amacıyla kişisel verilerin metalaştırılmasına odaklanan bir ekonomik sistem olarak tanımlanabilir. İnternetin tüm iş modeli, gözetim kapitalizmi üzerine kuruludur. Gözetim kapitalizmi de kapitalizmin mutasyona uğramış bir alt versiyonu olarak, onunla aynı mekanizmalardan beslenir. Size, başkalarına ve dünyaya verdiği zararı bilmenize karşın, kendinizi içinde yer almaktan alıkoyamazsınız. Olumlu yanları da yok değildir; ancak uzun vadede yıkıcı etkilerinin olacağını da bilir ya da en azından hissedersiniz. Yine de içinden çıkmak mümkün olmaz, zira herkes oradadır. Orada olmamak sizi çemberin dışına iter ve insan, çemberin dışında kalmaktan hoşlanmaz. Ekrana her dokunduğumuzda veri üretiyor ve bu veriyi tahmin modellemelerinin hammaddesi olarak teknoloji şirketlerinin ellerine teslim ediyoruz. Bu tahmin modelleri de bizim ve bize benzeyen profillerdeki kişilerin gelecek davranışlarını tahmin etmek üzere kullanılıyor. Teknoloji şirketleri de bu tahmini, bu bilgiden en çok yararlanabilecek olan üçüncü tarafların hizmetine sunuyorlar. Bu pazara tahmin pazarı adı veriliyor ve dijital mecrada reklamcılık artık tamamen bu sistem üzerinden ilerliyor. İnternete bağlı olan istisnasız her türlü cihazınız , gözetim ekonomisinin ana makinesi olan davranış tahmini algoritmalarına ve dolayısı ile bu pazara girdi sağlıyor. Bu cihazların sayısının ve kullanım oranımızın artması ile gözetim kapitalizmi ölçek ekonomisine ulaşmış durumda. Kar makineleri artık maksimum verimlilikte çalışıyor. Bilgi asimetrisi giderek artıyor. Bilginin en büyük güç kaynağı olduğu çağımızda da bu güç, sahibini iktidara taşıyor. Dolayısı ile bilgi asimetrisi de bir iktidar ve demokrasi sorunu haline geliyor. Gelişen teknolojilerin de yardımıyla devletler tarafından sürekli olarak gözetim altında tutulmamız, özellikle kamu yararının söz konusu olduğu durumlarda son derece normal karşılanır hale geldi. Ancak işin içine şirketler ve piyasalar girdiğinde sorunun boyutu değişiyor. Sunduğumuz veriler aracılığıyla üretilen davranış tahminlerinin kimlerin yararına kullanılabileceğine dair teknoloji şirketlerine kısıtlama getiren bir yasal düzenleme yok. Gözetim kapitalistlerinden gizlilik kurallarını sıkılaştırmalarını talep etmek de, kendi iş modellerini sabote etmelerini istemek anlamına geliyor. Dolayısı ile bu talep bir de devletler tarafından gelince, hepten abesle iştigal bir hal alıyor. İnternet ortamında ürettiğimiz her türlü veri, olası her yöntemle, çoğu zaman da biz farkında bile olmadan toplanıyor, işleniyor ve paylaşılıyor. Üstelik sadece teknoloji şirketleri tarafından da değil… Örneğin geçtiğimiz yıllarda Apple’ın Siri uygulaması tarafından kaydedilen konuşmaları üçüncü kişilerle paylaştığı ortaya çıktı. Bu skandalın ardından Apple, gizlilik politikasına aykırı davrandığı için kullanıcılarından “özür diledi.” Aynı durum Amazon Alexa ve Facebook Messenger için de karşımıza çıktı. Mazeret ise her zamanki gibi verilerin tüketici yararına kullanıldığı yönünde idi. Bu akıllı cihazların bizleri daha iyi anlayarak, komutları doğru ve hızlı bir biçimde yerine getirebilmesi için derin öğrenmeye, bunun için de…