İnsanlığın Doğal Afetlerle, Afetlerin Teknoloji İle İmtihanı : Olanı Engelleyemiyoruz (şimdilik) Ama Ya Sonuçlara Etki Edebilirsek?

Doğal afetlerden kaçış yok, deprem, sel, yanardağ patlaması, fırtına, tsunami, yangın, heyelan bir şekilde gelip bizi buluyor. Bazılarına müdahale etmeye başladık ama çoğu boyumuzu aşıyor. Peki bunların olmasını engelleyemiyorsak, sonuçlarını nasıl en iyi şekilde yönetip,…

Doğal afetlerden kaçış yok, deprem, sel, yanardağ patlaması, fırtına, tsunami, yangın, heyelan bir şekilde gelip bizi buluyor. Bazılarına müdahale etmeye başladık ama çoğu boyumuzu aşıyor. Peki bunların olmasını engelleyemiyorsak, sonuçlarını nasıl en iyi şekilde yönetip, zararı minimize ederiz? Bu noktada teknoloji imdadımıza yetişiyor. Yapay zeka (AI), Nesnelerin İnterneti (IoT) ve Büyük Veri gibi yıkıcı teknolojilerdeki gelişmeler ile robotik ve drone teknolojisi gibi alanlardaki yenilikler afet riskinin azaltılması ve yönetimi de dahil olmak üzere birçok alanı dönüştürüyor.   Destekleyici dijital altyapı ve cihazların, özellikle kablosuz geniş bant ağların, akıllı telefonların ve bulut bilişimin hızla yayılması, afet yönetimi için yıkıcı teknolojilerin uygulanması için güzel bir temel oluşturmaya başladı. Yıkıcı teknolojileri kullanarak kritik bilgileri daha hızlı yayabilir, felaketlerin nedenlerini daha iyi anlayabilir, erken uyarı sistemlerini geliştirebilir, yeni metotlarla hasarları değerlendirebilir, kaynak kullanımlarını doğru önceliklendirebilir ve krizlerin ardından sosyal davranışların ve ekonomik etkilerin bilgi tabanına katkıda bulunabiliriz.   Teknoloji ile Mümkün Olabilenler   Quantum bilgisayarlar 10 sene sonra depremleri 1 hafta önceden tam yer, saat, şiddet olarak tespit edene kadar aşağıdaki gelişmelerle mutlu olabiliriz:   Sensörler, kapalı devre kameralar, akıllı telefonlar, finansal işlemler ve bireylerin internet aktiviteleri bir veri çığı üretiyor. Bu verilerin çoğu işletmeler tarafından ticari amaçlar için çıkarılırken (bknz: ürün bedavaysa ürün sizsiniz ), büyük veri analitiği afetler sonrası kriz yönetimi için muazzam bir potansiyele sahip.   Ağaç sensörleri, sıcaklık, nem ve karbondioksit seviyelerini test ederek yangının nereden ne zaman patlak verdiğini, ne tarafa doğru hangi hızla ilerlediğini tespit edebilir.   Yer sensörleri, depremleri işaret edebilecek yer hareketlerini tespit edebilir. Nehir seviyeleri, olası su basmalarını önceden teşhis için sensörler tarafından izlenebilir.   Havadan çekilen görüntülerdeki binalar ve yollar gibi nesneler, makine öğrenmesi ile çıkarımlar yapılarak haritalar daha hızlı oluşturulabilir.   Arama-kurtarma robotları ilk önce Eylül 2001’de New York’taki terörist saldırılarda yıkılan Dünya Ticaret Merkezinin enkazını temizlemek için kullanıldı. O zamandan beri, afet kullanımı için 50’den fazla afette robotik arama-kurtarma teknolojisinin kullanıldığını biliyoruz.   Hızla oluşan bir felaket sırasındaki zorluklardan biri, farklı paydaşlar arasındaki bilgilerin hızlıca koordine edilmesi ve doğrulanmasıdır. Blokzinciri teknolojisi bilgi kontrolünün iyileştirilmesinde önemli bir rol oynayabilir.   Facebook’un kriz bilgi uygulaması, kullanıcıların kendilerini güvenli olarak işaretlemelerine, arkadaşlarına ve ailelerine güven vermelerine, yardımların koordinasyonuna, para bağışına ve hızlı bilgi alımına olanak tanıyor.   Kitlesel bilgi toplama, afet bölgelerinin haritalarına hayati detayların eklenmesine yardımcı oluyor. Uydu görüntüleri ile daha fazla ayrıntı sağlayarak, yardım çalışmalarını daha etkili ve hedefli hale getiriyor.   Dijital teknolojiler, afet mağdurları için bağış toplamaya altyapı sunuyor. 2010 yılında Haiti deprem felaketinin ardından kısa mesaj yoluyla 40 milyon dolardan fazla bağış toplandı. Bazı yardım kuruluşları, Bitcoin gibi kripto para birimlerinde bağış kabul etmeye başladı…