Meydan Okuyan “Bankalar”

1472 yılında İtalya Siena’da kurulan ve bugün hala varlığını sürdüren Banca Monte dei Paschi di Siena, dünyanın en eski bankasıdır. Bir bankanın serüveninin yeniçağdan bilgi çağına uzanması onun doğru zamanda doğru adımları attığının yani kendine,…

1472 yılında İtalya Siena’da kurulan ve bugün hala varlığını sürdüren Banca Monte dei Paschi di Siena, dünyanın en eski bankasıdır. Bir bankanın serüveninin yeniçağdan bilgi çağına uzanması onun doğru zamanda doğru adımları attığının yani kendine, çağa ve teknolojideki yeniliklere meydan okuduğunun en somut göstergesidir. 500 yıldan fazla süredir devam etmekte olan bankacılık sistemi son 10 yılda önemli değişimler yaşıyor. Bu değişimin en somut yansıması olarak son yıllarda dünyanın birçok bölgesinde yeni nesil bankacılık furyasının hız kazandığını görüyoruz. Ülkeden ülkeye farklılaşabilse de genelleme yapacak olursak yeni nesil bankaların bu kadar popüler olmasının altında yatan sebepleri aşağıdaki üç başlıkta toplayabiliriz: 1. Bankalara duyulan güvenin azalması 2. Dijitalleşmeyle şubesiz bankacılığın yükselişi ve kullanıcı beklentilerinin değişmesi 3. Düzenleyicilerin sektörde rekabeti artırmaya yönelik eylemleri Ücret ve birikim faizlerindeki agrasif rekabet… Ücret ve birikim faizlerindeki agrasif rekabet… Geleneksel bankalara azalan güveni, müşterilerin beklentilerine yanıt verecek ürün ve hizmetler geliştirerek lehine çevirmek isteyen yeni nesil bankaların ilk odaklandığı noktalarından biri ücretler oluyor. İzlenen yol ise ilgili hizmetler için bu ücretleri almamaktan ya da geleneksel bankalardan daha düşük ücretlendirmeler yapmaktan geçiyor. Mevduat hesaplarına verilen faizlerde de yeni nesil bankaların oldukça agresif olduğunu görüyoruz. Bu cümlede “agresif ” kelimesini gelişigüzel kullanmadım. Avrupa’nın en büyük 10 bankası ile yeni nesil bankaların birikim hesaplarına verdiği faiz oranları kıyaslandığında yeni nesil bankaların müşterilerine yaklaşık 5 kat yüksek gelir imkânı sunduğu görülüyor. Bu uygulamalar doğal olarak banka değiştirmeye sıcak bakan, bankasıyla sorun yaşayan kişilere cazip geliyor. Bu adımlar doğrultusunda bireysel ve kurumsal müşteri sayısını artırma imkânına sahip olan yeni oyuncular, yatırımcılardan da ilgi görüyor. Dijital ve finansal okuryazarlık düzeyi önemli bir bariyer Yeni nesil bankaların doğru yaptığı şeyleri konuşmaya devam edelim. Ceplerimizde taşıdığımız telefonlar, bundan 10 yıl öncesinin en iyi bilgisayarından daha yetenekli cihazlar ve bu gelişme döngüsü devam ediyor. Dijitalleşmenin hızına birçok kurum yetişemezken yeni nesil bankalar; veri analitiği, yapay zekâ gibi teknolojileri ürün ve hizmetlerinde başarılı şekilde kullanıyor ve müşterilerine başarılı bir mobil deneyim yaşatıyor. Tabii dijitalleşmenin hızına ayak uydurmakta zorlanan sadece geleneksel kurumlar değil. Bu bankaların hedeflediği müşteriler olan bireyler ve küçük işletmeler de teknolojiye uyum sağlamakta zorlanabiliyor. Özellikle gelişen ülkelerde akıllı telefon sahipliği giderek yükselse de dijital ve finansal okuryazarlık düzeyleri, gelişmiş ülkelerin gerisinde kalmış durumda. Bu durum, sadece dijital kanallar üzerinden hizmet sunan yeni nesil bankaların dikkatli olması gereken bir başka konu olarak önümüzde duruyor. Bill Gates “Dünyanın bankalara değil bankacılığa ihtiyacı var” sözüyle dönemin bankalarına bir eleştiri yapmış olsa da bu eleştiriden çıkan stratejik mesaj tüm taraflarca alınmış görünüyor. Artık sadece son 10 yılda kurulan dijital bankalar değil geleneksel bankalar, teknoloji devleri, perakendeciler gibi yeni oyuncular da meydan okuyan bankacılık işine kafa yoruyor. Kendilerine çizilen sınırların ötesindeki fırsatları araştıran geleneksel bankalar ve yeni oyuncular, yeni nesil bankaların açtığı yolda ilerlem…