Ne Kadar Küçük O Kadar Süper! Süper Bilgisayarlar ve Ötesi

Moore yasası her ne kadar “yasa” olarak adlandırılsa da, aslında Intel şirketinin kurucularından Gordon Moore’un 1965’te yazdığı bilimsel makalesinde yeni teknolojilerin gelişmesinin sıklığına dair yaptığı bir gözlem. Moore bu gözleminde entegre devrelerdeki gerilim ve akımı…

Moore yasası her ne kadar “yasa” olarak adlandırılsa da, aslında Intel şirketinin kurucularından Gordon Moore’un 1965’te yazdığı bilimsel makalesinde yeni teknolojilerin gelişmesinin sıklığına dair yaptığı bir gözlem . Moore bu gözleminde entegre devrelerdeki gerilim ve akımı düzenleyen, açma/kapama şalteri olarak çalışabilen ve elektronik sinyalleri kontrol eden transistörlerin sayısının zamanla artışında bir trend görüyor . Gözlem, devrelerdeki transistörlerin sayısının her 18 ayda iki katına çıktığına işaret ediyor ve Moore bu trendin en az 10 yıl daha devam edeceğini öngörüyor. Her ne kadar 1975 yılında bu gözlemini 18 ay yerine 24 ay olarak düzeltse de, günümüzde kullandığımız işlemcilerin gelişme hızı bu gözleme uyduğu için hala kabul gören bir yasa. Tabii ki bu yasa zamanın teknolojisiyle elektronik devrelerin/aletlerin küçülmesi, üretim maliyetlerinin aynı kalması veya düşmesiyle alakalı olmakla birlikte bilimadamlarına ilham vererek elektronik aletlerin hayatımıza girmesini sağlıyor ve büyük sosyo-ekonomik sonuçlar doğuruyor. Yani bugünlerde kullandığımız bilgisayar, oyun konsolu, akıllı telefon ve diğer elektronik aletlerin gelişiminin temeli aslında 70 yıl evvel atıldı. 1947’de üretilen ilk tip transistör 1.27 santimetreyken (metrenin yüzde biri), 1970’lerde üretilen yarı iletken silikon transistörler 10 mikrometreye (metrenin milyonda biri) kadar düşüyordu ve günümüzde 5 nanometre (metrenin milyarda biri) olarak üretilebiliyor. Küçülen devre bileşenleri daha küçük alana daha çok işlemci sığmasını sağladığı gibi, bilgisayarlar başta olmak üzere dijital aletlerin daha kısa zamanda daha çok işlem yapabilmesi anlamına geliyor. Devre minyatürizasyonu araştırmalarının başını ise birbiriyle yarışarak süper bilgisayar yapmaya çalışan Intel, AMD, IBM, Microsoft gibi işlemci/bilgisayar firmaları çekiyor. Yani ne kadar küçük transistör, o kadar süper! 2019 rekoru tek çipe 32 milyar(!) işlemci sığdırabilen AMD firmasının. Akıllara gelen en sık soru ise şu: Bu küçülme nereye kadar gidebilir? Silikon atomu 0.2 nanometreyken yani üretilen en küçük transistörler sadece 25 silikon atomu genişliğindeyken bunların fiziksel olarak daha da küçülmesi git gide zorlaşmıyor mu? Evet, hem de çok! Fakat bir sonraki adım için bilimadamlarının bir fikri var.   Elektronlar yerine Fotonlar! Şu anda dijital aletlerimizde kullanılan transistör teknolojilerinin hepsi devrelerin elektrik sinyalleri kullanmasına yani devrelerin içinde elektronların dolaşmasına dayanıyor. Devreler ise gerilimin geçip geçmemesine bağlı olarak sinyalleri 0 veya 1 olarak kodluyor ve bu parçalara bit deniyor . Fakat artık devrelerin küçültülmesinin fiziksel limitine ulaşmak üzereyiz. Bu yüzden bilimadamları son yıllarda yeni bir yaklaşım üzerine çalışıyorlar. Eğer devrelerde dolaşan elektronları foton gibi çok daha küçük parçacıklardan oluşan ışıkla değiştirebilirsek devre bileşenlerini de çok daha küçük ve hızlı yapabiliriz. Teoride böyleyken şimdilik fotonlarla çalışan devreler ancak 1.3 mikrometre küçüklüğünde yapılabiliyor, bu da aslında bizi devreleri büyütmeye götürüyor gibi görünebilir. Fakat bu boyutlarda bile olsa bu gelişme bizi çok daha hızlı işlemcilere götürebilir. Bunun nedeni ışıktaki fotonların elektronlardan 20 kat daha hızlı hareket etmesi! Böylece aslında çip boyutu sabit bile kalsa işlem hızımız sadece bu sayede 20 katına çıkabilir. İşlem hızının artmasındaki en önemli etken ise kullanılan devre bileşenlerinin işlem kodlamasını sadece 0 ve 1 olarak yapmama…