Teknolojik Gelişmeleri Topluma Anlatma Meselesi

Yapay zeka, blokzinciri, robotik, sürücüsüz araba gibi son teknolojik gelişmelerin yarattığı olanak ve tehlikeler son yıllardaki en önemli konu başlıkları arasında. Bir yanda bu alana yatırım yapan şirketler, devletler ve o projelerde çalışan binlerce araştırmacı;…

Yapay zeka, blokzinciri, robotik, sürücüsüz araba gibi son teknolojik gelişmelerin yarattığı olanak ve tehlikeler son yıllardaki en önemli konu başlıkları arasında. Bir yanda bu alana yatırım yapan şirketler, devletler ve o projelerde çalışan binlerce araştırmacı; diğer yanda gelişmelerin olası sonuçlarından heyecanlanan ve kaygılanan geniş toplumsal kesimler bulunuyor. Bu iki kesim arasında köprü kurmak, teknik alandaki gelişmeleri anlaşılır bir dilde topluma anlatmak, toplumun kaygılarının da diğer tarafa aktarılması değerli görevler olarak ortaya çıkıyor. Bu amaçla ülkemizde ve dünyada kendisini teknoloji iletişimcisi veya fütürist gibi kavramlarla tanımlayan çok sayıda insan, şirket ve kuruluş sorumluluk alıyor. Kendilerini takip eden geniş kitleler son teknolojik gelişmeleri onlardan öğreniyor, onların aktarımlarına göre gelişmeleri yorumluyor ve belki de bu yorumlara dayanarak kariyer, yatırım planları yapıyor. Ben de son teknolojilerin sosyal ve siyasal etkilerine dair araştırmalara başladığımda literatürü tarıyor, son makaleleri, röportajları heyecanla takip ediyor ve oradan öğrendiklerim üzerinden sonuçlar çıkarmaya çalışıyordum. Örneğin yapay zeka algoritmalarının bir şirkette İnsan Kaynakları tarafından kullanılmasının çalışanların hakları nezdinde yaratacağı etkiden, blokzinciri üzerinden mültecilere para göndermenin yarattığı sosyal sonuçlara kadar bir dizi vakayı analiz etmeye çalışıyordum. Ancak bu çalışmanın bir parçası da bu sonuçları Bilgisayar Bilimleri ve Mühendislik Fakültelerinde araştırma yapan ve son teknolojilerin teknik süreçlerine hakim olan hocalarla görüşmekti ve bu görüşmelerde ilginç bir yaklaşımla karşılaşıyordum. Yapay zeka, makine öğrenmesi vb. alanlarda çalışan arkadaşlar bu yorumlara genelde şüpheyle yaklaşıyor, abartılı buluyor ve bazen saflığımla dalga geçiyorlardı. Örneğin “ben şu kişi şu şekilde açıklama yapmış” dediğimde “ha, evet, biliyoruz, şirket kurdu, yatırımcı peşinde koşuyor” veya “yatırımcılar sıkıştırmış, onları rahatlatması lazım” gibi yorumlar yapıyorlardı. Bu sohbetlerin benim açımdan en önemli faydası daha eleştirel, daha sorgulayıcı bir bakış açısını edinmenin gerekliliğiydi. Artık gün aşırı bir şirketin harika bir buluşla veya gelişmeyle manşet olduğu iddiasına tanık oluyoruz. Ama gerçekten öyle mi? Örneğin yapay zeka olarak adlandırılan kavram çok geniş bir çalışma alanını kapsıyor ve bazı alanlarda ciddi ilerlemeler yaşanırken, bazı konularda ilerleme çok yavaş oluyor veya hayal kırıklığı yaratıyor. Ancak yapılan çalışmaların yetersizlikleri, sınırları vb. konular pek gündem olmuyor. Herkes başarıdan başarıya koşuyor (!). Bunun iki temel sebebini görmemek elde değil. İlki bu PR çalışması hem şirketler hem de bazı akademisyenler için daha fazla yatırım ve fon anlamına geliyor. İkincisi herkes kendi malını över, kimse kusurunu söylemez. Bu her alanda-her sektörde geçerli bir durum. Ancak teknolojide meselenin teknik boyutunun karmaşıklığı nedeniyle sorgulamak da zor. Dolayısıyla teknoloji iletişimcileri-fütüristler-bu alanlardaki gelişmeleri toplumla paylaşma amacıyla çalışmalar yürüten kurumlar genelde yalnızca şirket bültenlerini, bu şirketlerde çalışan yöneticilerle akademisyenlerin demeç ve röportajlarını çevirmekle yetiniyorlar. Bu da zor bir iş değil. Bir dizi web sitesini ve yayını takip edip konuları seçip çevirmek ve bunu bir hikâye ile sosyal medyada veya etkinliklerde anlatmak işin daha kolay ve tüketime açık tarafı. Sosyal medya çağında beğeni ve tıklanma oranı da esas…