Varoluşun Gecekondusu: İnternet
İnsan dev bir belirsizliktir. Geçmişi puslu olduğu kadar, geleceği de fludur. Kişinin özgür iradesinin varlığı ve kendisinin de milyarlarca özgür iradeli varlığın arasına bırakılmış olması, kendi yaşam öyküsünde katrilyonlarca olasılığı mümkün kılar. Kişi neyin ne…
İnsan dev bir belirsizliktir. Geçmişi puslu olduğu kadar, geleceği de fludur. Kişinin özgür iradesinin varlığı ve kendisinin de milyarlarca özgür iradeli varlığın arasına bırakılmış olması, kendi yaşam öyküsünde katrilyonlarca olasılığı mümkün kılar. Kişi neyin ne olacağına ilişkin hiçbir isabetli öngörüde bulunamaz. Fakat bu belirsizlik şimdiki zamana da egemendir. Yaşanmakta olan an da insan için net bir varoluş değildir. Net olan her şey gerçek yaşamda insandan kaçar. Gerçeğin temsili olan internette ve sosyal medyada, temsilin gerçeğe oranla çok daha indirgenmiş ve basit olması sayesinde bu devasa belirsizlik ölçülebilir bir mutlaklıkla yer değiştirmeye başlar. Bir kişi hakkında Google’ın sunduğu veriler, sosyal medyasındaki görseller, gönderiler, bunlara gelen etkileşimler, beğeniler, yorumlar, yaşama oranla pek kesinlik gösteren, ölçüme izin veren başka bir yapı sunar. Buradaki ilginçlik, temsilde olup bitenin, bir süre sonra gerçek yaşamı da etkileyebilme kapasitesine ulaşmasıdır. Önce indirgenerek gerçek yaşamı temsil etmeye çalışan sahte, bir yerden sonra çeşitli modeller oluşturarak, sahtenin modelini gerçeğe dayatma eğilimine girer. İnsanlar kendi avatarlarına göre davranış geliştirmeye, persona oluşturmaya eğilim göstermeye başlarlar. Belirsizliğin, belirlilikle değiş tokuş edilmesi gayreti, varoluşun olanaklarını kısıtlamaya olanaklar açar. Varoluş olarak geçmişe ve geleceğe uzanan değişme, evrilme, dönüşme serbestisi, varoluşun sabitleştirilen varlıkla yer değiştirmeye zorlanmasıyla sakatlanır. Kişiler kendilerine inşa ettikleri çevrimiçi personalara tutundukça, kendilerini varoluşun içerisinde dalgalanmaktan çekip, bir karaya oturtup, sabit bir varlığa dönüştürmeye girişirler. Bu, başarılamayacak bir ödevdir, denenmesi bile kişiyi sakatlar. İnternet varoluştan çok, sabitlenmiş, hali hazırda olmuş, tamamlanmış varlığa uygun bir türev evrendir. İnternetin toplumsal değerleme mekanizması olarak çalışan sosyal medyanın en büyük gücü, yaşamı indirgerken, yaşamın insanlar arasında yarattığı ayrımları çoğu kez askıya alabilmesi ve insanlar arasında bir özdeşlik algısı üretmede başarı sağlayabilmesidir. Kişiler arasındaki dev eğitim, kariyer, gelir, sosyal konum, itibar farklarını zaman zaman sıfırlayacak kadar daraltabilir. Böylece gerçek yaşamdaki etki çarpanları sosyal medyada ve internette yeni baştan inşa edilebilir olur. Günlük yaşamda kitlelerin umurunda olmayan bazı sesler, burada umursanacak kişilere dönüşürler. Ömrü boyunca gerçek evrende başarısız kabul edilmiş, geride kalmış/bıraktırılmış, dikkate alınmamış milyonlar, bir anda yargı dağıtabilecekleri birer kürsüye kavuşurlar. Bu kürsüler, harf karakteri sınırlaması yüzünden derin ifadelere olanak tanımayan, muhatabın, rakibin (sosyal medyada günlük yaşamda ezilenlerin kendilerine rakip olarak gördükleri imtiyazlılıların) birkaç cümle ya da sözcükle değerden düşürülebilmesinin hazzını sağlayan sanal mikrofonlardır. Seçkin karşıtı siyasetin, akademinin, medyanın yaygınlaşabilmesi ancak internet ve sosyal medya aracılığında mümkündür. Bu nedenle tarihin en seçkin karşıtı dönemi internet çağıdır. Yüzlerce yıldır siyasetten, akademiden, medyadan, itibarlı sayılan tüm kamusal alanlardan süpürülen gerçek yaşamın imtiyazsızları, kendilerine hiçbir konuşma alanı bulamadıkları gerçek dünyanın kendilerini kapattığı içlerini, internetin ortaya çıkmasıyla birlikte sosyal medya üzerinden dışarı döktüler. Kalabalığın gücünü sağlayan oylama sistemi de onları ilkin siyasette, ardında…