Veri Ekonomisi: Regülatif Bir Bakış
Başlangıç Noktası, İnternet’in 30. yaş gününü kutlamamız şerefine kaleme aldığı “Yeni Bir İnternet” isimli kısa bildirisinde şu ifadelere yer vermişti: “Dünyanın en büyük fizik laboratuvarı, İsviçre’deki CERN’de HTML dilini geliştiren ve 1991 yılında (“Information Management:…
Başlangıç Noktası, İnternet’in 30. yaş gününü kutlamamız şerefine kaleme aldığı “ Yeni Bir İnternet ” isimli kısa bildirisinde şu ifadelere yer vermişti: “Dünyanın en büyük fizik laboratuvarı, İsviçre’deki CERN’de HTML dilini geliştiren ve 1991 yılında (“ Information Management: A Proposal ” ismi ile taslak teklif ilk kez 1989 yılında yapılıyor) sayfaları “hyperlink”ler (bağlar) kullanarak birbirine bağlayan ve böylece teknik olarak ilk web sitesini yapan Sir Tim Bernes-Lee bugün 65 yaşında ve yola çıktığı zamanki internetin doğru yolda devam ettiği konusunda hayli kuşkulu. Özellikle sosyal medyanın yarattığı “gerçek ötesi” toplum algısından çok bunalmış olacak ki, tüm dünyayı daha dürüst ve doğru çalışan bir “ internet sözleşmesi ”nin paydaşı olmaya çağırıyor. Southampton üniversitesinden Kieron O’Hara ve Wendy Hall de internetin dört ayrı dünyasından bahsediyor. John Perry Barlow’un (aynı zamanda Grateful Dead’in eski söz yazarı) hayal ettiği – 1996 yılı Davos buluşmasında “ Bağımsız Siberuzay Bildirgesi ” ile duyurulan, ucu anarşiye kadar varabilecek her şeye “açık internet”, Alman filozof ve politika bilimci Jürgen Habermas’ın değindiği ve otokratik ülkelerin sansürle birlikte gözetleyen “baskıcı internet”, Avrupa Birliği ilkelerine uygun yapıda şekillenen “denetimli internet” ve parayı verenin daha çok hizmet alabileceği “kapitalist internet”. Kuşkusuz, ne Barlow’un, ne de yolun başındaki internetin kurucu babalarının beklemediği bir gelişmeydi bu…” Şekilden şekle girse de internet çoktan çoğa iletişim özelliğiyle endüstri sonrası toplumun en önemli değişim aracı oldu. Bilgiyi bir kıt kaynak olma özelliğinden çıkardı ve 2000’li yıllara damgasını vurdu. Aynı zamanda da toplumları hazırlıksız yakaladı. Açığa çıkan yoğun enerji miktarı güzel, doğru, çirkin, kirli, yanlış her türlü bilginin freni kopmuş bir şekilde yayılmasına neden oldu. Toplumun tabularını yırttı ve alışılagelmiş kuralları altüst etti. En basit örneğiyle, ancak kahve köşelerinde fısıltıyla ifade edilen ve insanların tüylerini diken diken edebilecek söylemlerin yayılarak toplumlar düzeyinde kimlik bulmasını sağladı… Kişisel verilerin korunmasına ilişkin ilk yasal düzenleme 1970 yılında Almanya’nın Hessen eyaletinde yapıldı ve ilk ulusal yasa da 1973’te İsveç’te çıkarıldı. 1981 yılındaysa Avrupa Konseyi nezdinde uluslararası bağlayıcılığı olan ilk metin, 108 sayılı Sözleşme olarak imzaya açıldı. Sözleşme, taraf devletlere söz konusu ilkeleri iç hukuklarına aktarma zorunluluğu getirdi. 1993 yılında yürürlüğe giren Maastricht Anlaşması’yla Avrupa kişilerin, hizmetlerin, sermayenin ve malların serbestçe dolaştığı bir bölge konumuna geldi ve böylece kişisel verilerin korunmasında uyumlulaştırma gereksinimi pekiştirildi. 1993 tarihli anlaşmadan sonra 1995 yılında kişisel verilerin korunması konusunda AB düzeyindeki en önemli düzenleme hayata geçirildi. 95/46 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Hakkındaki Direktif, Avrupa Birliği’ne dâhil tüm ülkelerin kişisel veri işleme ve korunma süreçlerinde uygulayacağı temel esasları belirledi. Bu direktife göre ülkelerin Kişisel Verilerin Korunması Kanunları oluşturuldu veya revize edildi. İnternetin ve sosyal medyanın geldiği yeri göz önüne alan Avrupa Birliği, verinin ekonomik değerine dayalı kapsamlı bir değişikliğe gitmeye karar verdi ve 2010’ların başında Genel Veri Koruması Regülasyonu ( General Data Protection Regulation – GDPR ) üzerinde çalışmaya başlandı. Bu çalışmalar uzun tartışmaların neticesinde sonuca erdi. GDPR, Avrupa…