Yapay Zeka Ne Kadar Suni? Daha Neler Gelecek Başımıza
“YAPAY ZEKA” NE KADAR SUNİ? Hep şu terimleri duyduk, merak ettik, anladık, uyguladık, geliştirdik; pick and place (tut ve yerleştir), besleme makineleri (robotlar), kutulama robotları, asorti kutu dolduran robotlar, otomasyon, input/output, plc, work station,…
“YAPAY ZEKA” NE KADAR SUNİ? Hep şu terimleri duyduk, merak ettik, anladık, uyguladık, geliştirdik; pick and place (tut ve yerleştir), besleme makineleri (robotlar), kutulama robotları, asorti kutu dolduran robotlar, otomasyon, input/output, plc, work station, scada, operation research (yöneylem), supply chain (tedarik zinciri), hat/sistem/tesis/fabrika otomasyonu… VE Bunları mümkün kılan makineler ve sistemler; kayış/kasnak, redüktör/varyatör, dişli kutuları/kamlar, AC/DC elektrik motorları, sürücü kartları, cascade sistemler, makine haberleşme sistemleri, endüstri 4.0, IOT… ve daha neler, neler… Şöyle geriye baktığımda aklımda kalan terimler bunlar, bazen birini anlamak için uzun süre anlayanı bulup anlattırmak, bazen birini deneyimlemek için kıtalararası seyahat ve nihayetinde edinmek için gösterdiğimiz çabalar… Halbuki bu terimler artık yeni yetme mühendislere bile yabancı, bu tip makineler artık istisnalar dışında müzelik oldu. Mekanik, elektronik, bilgisayar mühendisliği ise eline kara bulaştırmadan LEGO yapar gibi parçaların birleştirilmesiyle oluyor. Sakın küçümsüyorum sanılmasın, bir olguyu dile getirirken takdir ediyor, hayranlık duyuyorum. Fakat eskiden yolda kalan arabanın kaputunu açıp kurcalayabilirken şimdi karşımızda duran plastik muhafazalı motora ancak bilgisayar yardımı ile ulaşabiliyoruz. Evet geleceğin efendileri kimler olacak? Parayı bastırıp tüm bunları kullanan uluslar mı, bunları üç kuruşa imal eden fakirler mi? Yoksa know how varedenler mi? Hep makinelerin nasıl çalıştığını merak ederdim. Oyuncaklarımın hemen içini açardım merakla ve tabi sonra ya bozuk kalır, ya da parça artardı toplarken; amacım ise birkaçını birleştirip yeni birşeyler yapmaktı. Hatırlıyorum çocukken yeni gelen makineleri sandıktan çıkarır, taşır, monte eder, devreye alınırken başında dururdum. Ne heyecan, ne zevkti …Babam iş gezilerine yanında götürürdü. Yeni bir makinenin çalışmasını görmek için göze alamayacağımız yolculuk yoktu. Bir keresinde elli yıl önce uçak, tren, arabayla İskoçya’ya gitmiştik. Fabrika sahibi bizi merakla karşılamış ziyadesiyle ağırlamış ve Çanakkale’de savaşmış dedesinin anlattığı Türkler gibi giyinmediğimizi görünce hayret etmişti. Neyse, şimdi bunları bırakalım ve bana bunları hatırlatan bugünkü konumuza gelelim: YZ, YAPAY ZEKA (AI) Ama takdir edersiniz ki otomasyona, robotlaşmaya niye gerek duyulduğunu anlamadan yapay zekanın gereği ve pratiği anlaşılamıyor. Tüm bunların arkasında insan aklı ve pratikliği var. İnsan faydacı, tembel ve muzurdur, kanaatimce. Kendi menfaati ve rahatı için makineleri, otomasyonu, robotları ve nihayet IOT ve AI icat etti. Ama tabi herbiri mükemmel bir varlık olan insanı bir makine veya tesisin bir parçası gibi istihdam da bence zalimcedir. Bu kaçınılmaz değişime hep karşı çıkılmış çünkü bilinmeyen, anlaşılmayan korkutmuş. Ama hani hamallar vardı, transpalet ve forkliftler çıkınca ne oldu veya at arabaları kamyonlar çıkınca, motor icad olunca ne oldu dolap beygirlerine? Velhasıl hep yeni meslekler icad oldu (1), istihdam arttı. Artan üretim ve verimlilik sayesinde gelir seviyesi ve yaşam kalitesi yükseldi. İnsancıklar ise heva heveslerinin peşinde koşmaya devam etti ve şikayet etti. Şimdi tekrar bir büyük değişimle karşı karşıyayız . Ya değişeceğiz, ya değişeceğiz! Yani yapay zekayı sosyal yaşamın merkezine koyup eğitim ve işimizi buna göre şekillendirerek asrileşebileceğiz. Peki tüm bunlar Türkiye’de ne zaman başladı? 1957-1958’de Erzurum’da “Yapay Zeka”nın anlatıldığı bir…