Yerli ve Milli Uber Olur Mu?
İstanbul’da yaşıyorsanız, son zamanlarda Uber bulmanın zorlaştığını fark etmişsinizdir. Geçen ay kimse fark etmeden Meclis’ten geçen bir kanunun sonucunda Uber ve Uber şoförlerinin hayatı zorlaştı. Uber, Türkiye’de Ulaştırma Bakanlığı’nın aslında turistleri, vb. taşımak için önce
İstanbul’da yaşıyorsanız, son zamanlarda Uber bulmanın zorlaştığını fark etmişsinizdir. Geçen ay kimse fark etmeden Meclis’ten geçen bir kanunun sonucunda Uber ve Uber şoförlerinin hayatı zorlaştı. Uber, Türkiye’de Ulaştırma Bakanlığı’nın aslında turistleri, vb. taşımak için önceden ayarlanan araçlar için çıkardığı bir lisans ile faaliyet gösteriyor. Zamanla Uber’in yaptığı işin bu lisansa pek uygun olmadığı ama çok yayıldığı görülünce, Uber şoförlerine ceza uygulanmaya başlandı. Uber, dünyanın başka birçok yerinde yaptığı gibi bu cezaları ödüyordu. Ama Meclis’ten geçen son düzenleme artık araçların bağlanmasını öngörüyor. O nedenle Uber kullanmaya cesaret eden şoförlerin sayısı azaldı. Haliyle İstanbul’da taksi bulmak iyice zorlaştı. Uber’in şehir içi ulaşımdaki rolünü anlamak açısından İstanbul’da tahminen 7 bin Uber şoförü ve 17 bin taksi plakası olduğunu hatırlatalım. Taksici — Uber kavgası İstanbul’a özgü değil. Uber ABD’de ilk kurulduğunda da aynı tartışmalar yaşanmıştı. Uber, Amerikan yerel seçimlerinin en büyük bağışçıları taksi plaka sahipleri olduğu için –ABD’de siyasetin finansmanı şeffaf olduğu için bilinebilen gerçekler — zorlanarak da olsa bu engelleri aştı (bu engellerin nasıl aşıldığını daha önce yazmıştık). Hala dünyanın daha birçok şehrinde Uber yasak. Mesela Atina’da, Tel Aviv’de Uber uygulaması ile sadece taksi çağırabiliyorsunuz. Bir adım geri atıp taksi piyasası neden regüle edilmişti, buna bakalım: Taksilerin tüketiciye verdiği hizmete dair iki risk var: Birincisi, taksici yolu bilmediği için veya kasten uzatıp çok para alabilir. İkincisi, araba pis, şoför kaba saba, yani hizmet kalitesi düşük olabilir. Dijitalleşme öncesi dönemde, bu riskleri gidermek için taksi plakası sayısını sınırlı tutarak, taksi sistemini “denetlenebilir” ölçekte tutmak yoluna gidilmişti. Taksi plakası sistemi amacına ulaştı mı tartışılır ama dünyanın her yerinde şehirler büyürken taksi plakası sayısı sabit kaldığı için plakaların değeri astronomik şekilde arttı. İstanbul’da son taksi plakası 1960’larda verilmişti. O zamanlar şehrin nüfusu 3 milyondu. Öte yandan, Uber gibi dijital pazar yerlerinin oluşmasıyla, birçok hizmette olduğu gibi taksi işinde de regülasyon ihtiyacına neden olan sorunlar çözüldü: Artık yanlış yola giremiyorsunuz ya da taksici sizi dolaştıramıyor, çünkü yolu Google Maps gösteriyor. Kötü hizmet veren şoförler de tüketiciden düşük puan alıp sistemin dışına itiliyor. Yani Uber’in getirdiği teknoloji aslında taksi plakasının sınırlı sayıda olmasının nedenlerini ortadan kaldırdı. *** Uber bu sayede, birçok yerde kavga gürültüyle de olsa, dünya çapında hızla büyüdü. Bugün neredeyse 500 şehirde havaalanına inince Uber’e binebilirsiniz. Bu büyüme modeline Reid Hoffman’ın son kitabında Blitzscaling deniyor. Yani bir pazarda tutan iş modelini, ufak rötuşlar yaparak hızla dünyadaki diğer benzer pazarlara yaymak. İş modeliniz bir pazarda ispatlandığı için, büyümenizi finanse edecek global yatırım bulmanız kolay oluyor. Uber sadece 2018’in üçüncü çeyreğinde 1 milyar dolar zarar etti. Bu zararlarını kapatmak ve daha da büyümek için Uber şu ana kadar özel yatırımcılardan 24 milyar dolar yatırım aldı. Uber’in bu kadar yatırım alabilmesinin nedeni, yatırımcıların bir gün Uber’in oluşturduğu müşteri ve şoför ağının getireceği değere inanması. Uber birçok pazara ilk giren araba çağırma uygulaması olduğu için, daha çok müşterisi olacak. Şoförler de daha çok müşteri olan platformları tercih ettikleri için Uber pazara egemen olacak. Uber’…