Yeşil Vergi Politikası’nı Tasarlamaya Başlayın

Türkiye, Atlantik’in iki yakasındaki Yeşil Yeni Mutabakat sürecinin hala tam farkına varamadı. İklim değişikliğinin manasını kavrayamayınca ona cevap olarak tasarlanan politika demetini de tam olarak anlayamıyor. Bakınız Ankara. Orman yangınları iklim değişikliğine hazırlıksızlığ

Türkiye, Atlantik’in iki yakasındaki Yeşil Yeni Mutabakat sürecinin hala tam farkına varamadı. İklim değişikliğinin manasını kavrayamayınca ona cevap olarak tasarlanan politika demetini de tam olarak anlayamıyor. Bakınız Ankara. Orman yangınları iklim değişikliğine hazırlıksızlığımızı tescil etti Bu yıl ülkemizin her tarafını saran orman yangınları karşısındaki hazırlıksızlığımız, teçhizatsızlığımız ve koordinasyonsuzluğumuz vaziyeti ayan beyan ortaya koydu. Her yere aynı anda yetişemedi idare. Devlet, milleti çaresiz bıraktı. Yeşil Mutabakat konusundaki stratejik vizyon eksikliğimiz görünür oldu. İdari kapasitemizde son birkaç yıldır ortaya çıkan aşınma tescil edildi. Yüzyılın artan problemi karşısında intibak umudumuz bir kere daha kırıldı. Hâlbuki kamunun bir küresel mega trend olarak iklim değişikliğini idrak etmeden herhangi bir alanda herhangi bir politika çerçevesi geliştirebilmesi mümkün değil artık. Tarım öyle, ulaştırma, yabancı sermaye, ekonomi, dış politika, vergi… Aklınıza ne gelirse… Orman yangınları konusunda yapılan hazırlıklar konuşmalar artık içinde iklim değişikliği ifadesi geçmeden, tedbirler ona göre alınmadan manalı değil. Geçen yüzyıldan kalma kulak dolgunluğu ile aklınıza ne geliyorsa sakın hemen söylemeyin. Yanlıştır. Yirmi birinci yüzyıl öncekiler gibi olmayacak. Neden? Bundan böyle, her tür insani aktiviteyi, politika önermesini, projeyi ya da politikacıyı değerlendirirken yeni bir kıstasımız olacak. Olup bitenin, söylenenlerin gezegenimize maliyetini de bir kısıt olarak analizlerimize dâhil edeceğiz. Büyüme ve istihdam artırma projelerini, bundan böyle gezegenimize maliyeti ile iskonto ederek karşılaştırılabilir hale getireceğiz. Banka düzenlemeleri buna göre değişecek, para politikası böyle tasarlanacak, makro politikalar bunu düşünerek belirlenecek ve evlerimizi inşa etme yöntemi dâhil hayat tarzımızı değiştireceğiz. Çok değişiklik olacak çok. Ama her şey sırayla. Ben geçenlerde Yeşil Mutabakat Eylem Planı konusunda eksik bıraktığım bir hususu tamamlamak ve daha sonra AB’nin “Fit for 55” (55’e Uyum) paketinde adı geçen ama buralarda pek tartışmadığımız vergi politikası meselesine değinmek istiyorum. Biliyorum gündemde acil olduğunu düşündüğünüz pek çok konu var. Ama bir konunun güncel olması onun acil olması anlamına geliyor. Ben Yeşil Mutabakat gündeminin farkına çok geç olmadan varmanın Türkiye’nin en acil meselesi olduğunu düşünüyorum. Yarın çok geç olacak. Türkiye kömürden ne zaman nasıl çıkacak? Doğru. Artık temmuz ayı itibariyle Yeşil Mutabakat Çalışma Grubumuz var. Yeşil Mutabakat Eylem Planımız var. Konuyla ilgili Cumhurbaşkanlığı genelgesinin ne tür hatalar ve eksiklikler içerdiğini esas olarak geçenlerde yazdım. Ama bir konu var ki; kimse hiç konuşmuyor. Hâlbuki Türkiye’nin bir an önce enerji politikasında kömürden nasıl bir plan dâhilinde vazgeçeceğini ortaya koyması gerekiyor. Zaten kömüre dayalı elektrik santrallerimizin önemli bir bölümü artık miadını doldurdu. Bir bölümünde ise karbon emisyonlarını kontrol edecek filtrelemenin olmadığını birkaç yıl önce tartıştık, santrallere süre verdik. Medyada günlerce tartışıldı, sonra ne oldu? Aynı santraller gerekli yatırımı yapmadan yine eskisi gibi çalışmaya başladılar. Raporlar bu durumu tescil ediyor. Neden? Öyle işte. Geçenlerde hidrokarbon lobisinin think-tank’i olarak çalışan Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) net sıfır hedefini dikkate alan bir enerji piyasası raporu yayımladı. Paris İklim Anlaşması 2015’te imzalandı, IEA bu raporu 2021’de yayıml…