Zamanın Ruhu
“Gelecek geldi, ama eşit şekilde dağılmadı.” (1993, William Ford Gibson) 31 Mart 2019 sabahı, memleket bir kez daha, bu kez yerel yönetimler nezdinde, yöneticisini tayin etmek üzere sandık yolunu tutmuşken – Türkiye son 17 yılda…
“Gelecek geldi, ama eşit şekilde dağılmadı.” (1993, William Ford Gibson) 31 Mart 2019 sabahı, memleket bir kez daha, bu kez yerel yönetimler nezdinde, yöneticisini tayin etmek üzere sandık yolunu tutmuşken – Türkiye son 17 yılda 14 seçim yapmış, gözüme masamın üzerinde duran İktisat ve Toplum dergisinin son (101.) sayısı ilişti: 10. Yılını kutlayan yayıncısı (Efil Yayınevi) ve Dergi’nin 100. Sayısı şerefine Ankara’da, birbirinden kıymetli akademisyenlerle bir dizi panel düzenlenmiş; konuşmalar deşifre edilmek suretiyle dergide yayımlanmış ya da makaleler paylaşılmış. Her bir konu ziyadesiyle ilgi çekici; her bir konuk işinin ehli. Ancak içlerinden bir tanesi var ki, gerek seçtiği konu başlığı, gerekse konunun ele alınış biçimi ile dikkatimi çekti… *** 1 Ocak 2018 günü, içinden geçtiğimiz büyük dönüşüme farklı bir gözlükle bakmaya, sorunlara çözümsüzlükle karşılık vermek yerine, çözümün parçası olmayı seçenlere yol arkadaşlığı vadeden bir sosyal platform kurmak üzere kollarımızı sıvadık: Başlangıç Noktası . Bu platform; faaliyetlerine başladığı bir yıldan kısa süre içinde çeşitli etkinlik ve buluşmalarla takipçilerini bir araya getirdi, kendine kayda değer iş ortakları edindi, çizgi üzeri projelerin ve “boyundan büyük” inisiyatiflerin mimarı oldu. Çünkü geçmişin dogmalarına takılı kalmaktan kurtulup, geleceğin sorunlarına çözüm aramaya odaklanmaya ihtiyacımız var. Çünkü içinden geçtiğimiz çok derin bir sarsıntı var. Sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçmeye çalışıyor dünya ama bilgi toplumu için gerekli olan kurum ve kurallar manzumesi elde yok. Eski kurumsal yapı ile, yeni dünyaya uyum sağlanmaya çalışılıyor; olmayacak, olamayacak. Çünkü İnternet öncesi dünya ile sonrası arasında bireysel, kurumsal ve toplumsal tüm katmanlarda oluşan farklılıkların üstesinden gelebilmek için, sağlam bir iskelete oturan, bütünsel bir bakış açısına hepimizin ihtiyacı var. Bu yüzden Başlangıç Noktası’nı neden kurduğumuzu anlattığım yazımda , en başta piyasa köktenciliğinin (market fundamentalism – siz bunu “market fetishism” diye okuyun) reddiyesine ve yeni ekonomide dağılımsal etkilerin önemine vurgu yaptım. “Veri” üzerine kurgulanan yeni ekonominin natürüne dair bir başka yazı kaleme aldım. “Gözetim Kapitalizmi”nin (Surveillance Capitalism) karşısında durmak için açık bir çağrı yaptım. Avukat Ece Özelgin, yıkıcı yenilikçilerin (platform ekonomileri diye okuyun) düzenlenmesine dair bir yol haritası sundu. Nobel Ekonomi Ödüllü Jean Tirole’ün makalesine de referansla, dijital ekonominin, yıkıcı teknolojilerin tetiklediği yeni dinamiklerin gözetilmesi suretiyle yeniden düzenlenmesi kaçınılmaz hale gelirken; rekabet, iş hukuku, gizlilik ve verginin listenin ana konularını oluşturduğunu, devletlerin ve kanun koyucuların; söz konusu iş modellerinin faaliyetlerine ve iş yapış biçimlerine hâkim hale gelmeleri ve inovasyonun hızını kesmeyecek bir konum almaları gerektiğinin altını çizdi . Enerji girişimcisi Şahin Çağlayan, çoğu entelektüelimizin yaptığı gibi sadece mevcut durumu ortaya koymak (tasvir diye okuyun) ve olumsuz resimden yakınmak/nemalanmak yeterli değil, bizim yapıcı şekilde yeni model önerileri ile gelmemiz, hatta öneriden öteye bu modelleri gerçeklememiz, kamuda farkındalık oluşturmak için ölçeklenebilir yapıları başlatıp başarı hikâyeleri yaratmamız gerekiyor dedi ve hükümetler teknoloji regülasyonlarını yönetemiyorsa, işi ehline, teknoloji şirketlerine bırakalım diyerek, genel kabul görmüş prensiplere “aykırı” bir öneri getirdi. Teknoloji…