Dijital Dönüşüm

Dijital Çağda Tüketim

Sanayi Devrimi’nden bu yana global ekonomi, lineer bir üretim ve tüketim modeli üzerine kurulu. Bu modelin temel prensipleri; al – yap ve at şeklinde. Özellikle döngüsel ekonomi modelinin yoğun olarak konuşulmaya başlandığı bu günlerde karşılaştırma yapmaya başlarken sıkça atıfta bulunulan bu prensipler hemen hepimiz için tanıdık. Gittikçe artan nüfus ve dünyadaki kaynakların sınırsız olmadığı gerçeği ise bu modelin geçersizliğini her geçen gün destekler nitelikte. Söz konusu lineer ekonomik modele alternatif olarak önerilen yeni model ise ünlü 5R modeli. Bu modelin ilk aşamasındaki “R” her ne kadar bazı kaynaklarda “reduce” ile başlasa ve “refuse” ile hemen hemen aynı anlamı verse de ben “refuse” kelimesinin daha güçlü bir bakış açısı yarattığını düşünerek, onu örnek alarak devam etmek istiyorum. Yani en temel prensip olan tüketimi reddetmek. Buradaki reddetme hiç tüketmemek anlamı taşımıyor. Daha ziyade, tüketim konusunda belirli seviyede bilinç kazanarak, kişinin tüketim alışkanlıklarını ihtiyaçtan fazla tüketimi reddetmeye yönelik değiştirmesini ifade ediyor.

Hollanda’nın atık yönetimi modelinin temelini oluşturan “Lansink’in Merdiveni” bu yaklaşıma güzel bir örnek. Modelin adı, Hollanda’lı eski bir politikacı olan Ad Lansink’ten geliyor. Lansink, 1977 yılındaki seçimlerde Hollanda parlamentosuna seçildikten sonra özellikle çevre olmak üzere, enerji, eğitim, öğrenciler ve halk sağlığı gibi birçok alanda çalışmış. Parlamentoya öneri olarak sunulup 1979’da kabul edildikten sonra Hollanda atık yönetimi politikasında bir standart hâline gelen ve “Atık Hiyerarşisi” olarak da adlandırılan “Lansink Merdiveni”, atık yönetimini beş formda ele alıyor: Kaçınma/önleme (prevention), yeniden kullanma (reuse), recycling (geri dönüşüm), incineration (yakma) ve landfilling (düzenli depolama). Lansink’in merdiveninde de görüldüğü gibi “prevention” yani kaçınma/önleme sürecin başında, landfilling ise sonunda yer alıyor.

Buraya kadar bahsettiklerim son derece akla yatkın gelse de pek çok sebepten ötürü uygulama konusunda sıkıntılar yaşıyoruz. Bunlardan ilki tüketim alışkanlığımız. Yani radikal olarak davranış değişikliği gerektiren bir durum. Bu noktada eğitim, farkındalık oluşması bakımından önemli bir adım. Farkındalık kazanmak ise belirli bir davranışı değiştirmeye yönelik atılacak ilk adımın temeli. Bu adım, söz konusu davranışı değiştirmeye yönelik niyet edilmesidir. Bu yaklaşıma davranış değişimi teorilerinde “Transteoretik Model” adı veriliyor. Niyet, davranış değişikliği sürecinin başlayabilmesi için en önemli faz. Birey ancak bundan sonra karar verme, eyleme geçme ve yeni davranışı sürdürme gibi fazlara geçebiliyor.

İkinci olarak, içinde bulunduğumuz dijital çağ ve internet, alışverişte sağladığı kolaylık ve pek çok seçeneğe her an her yerden ulaşabilme imkanı sunması bakımından kişileri tüketime yönlendirmeye daha müsait bir zemin hazırlıyor. Akıllı telefonların adeta vücudumuzdan bir parça gibi olması, hemen herkesin internet bağlantısına sahip oluşu ve bunun insanlara eşit erişim hakkı sunması, sosyal medyanın insanlar arasındaki etkileşimin yeni dili olması, “influencer” akımının özellikle belirli bir yaş grubu arasında hızla yayılması ve kendine özgü bir iş modeli oluşturması gibi pek çok faktör bir araya geldiğinde, bilinçli tüketime dayalı bir yaşam tarzı oluşturmak güçlü bir farkındalık ve yüksek bir irade gerektiriyor.

Neticede tüketim alışkanlığımızı değiştirmediğimiz sürece, dijital çağın olanakları da bizi manipüle edebilir hâle geliyor.

İşte bu nedenle, dijital çağın dinamiklerini iyi anlamak önemli. Her ne kadar daha çok bu dinamiklerin tüketici davranışları üzerindeki etkiler konuşuluyor olsa da ben belirleyici tarafın hala tüketiciler yani bizler olduğunu düşünüyorum. Teknolojiyi kullanım şekli, ihtiyaçlarımıza cevap vermesi ve bu ihtiyaçları karşılarken kolaylık getirmesi seviyesinde değerlendirildiği sürece, dijitalleşmenin küresel bir sorun olan aşırı tüketimin artmasına yönelik bir tehdit oluşturacağını düşünmüyorum. Burada yine konu, kendimizi eğiterek bilinç seviyemizi yükseltmeye geliyor.

Şu bir gerçek ki aşırı tüketimden ve dolayısıyla atık üretiminden kaçınmak başta iklim değişikliği olmak üzere bugün karşı karşıya olduğumuz pek çok probleme yönelik en etkili adım. İşte tam da bu kaçınma noktasında bizler için tüketim konusunu ve kendi alışkanlıklarımızı yeniden değerlendirmek iyi bir başlangıç noktası olabilir.

 

Başlangıç Noktası E-bülten

Merak etmeyin. Asla Spam yapmıyoruz.

İlginizi çekebilir
Dijital DönüşümHukuk

Türkiye’de Çevrimiçi Mahkeme Sisteminin Entegrasyon Sorunsalı

BlockchainDijital Dönüşüm

Müzik Endüstrisi Blokzincir Entegrasyonundan Nasıl Faydalanabilir?

Dijital DönüşümGeleceğin İş Dünyası

Yeni Normale Uyum İçin Korkusuz Organizasyon

Dijital DönüşümSağlık

Neuralink Projesi ve Tıpta Hızlanan Dijital Dönüşüm

Başlangıç Noktası E-bülten

Merak etmeyin. Asla Spam yapmıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir