Dijitalleşen Devlet Atilla Aydın tarafından oluşturuldu.

Devletler, ilk elektro-mekanik bilgisayarlar dahil modern bilgi teknolojilerinin her zaman sadık kullanıcısı oldu. Neticede, kayıt tutma, tasnif ve bilgi işleme gibi işlevler her türlü yönetim anlayışının ortak talebi. İstisnasız tüm devletler dijitaleşme sürecinin bir aktörü: kimisi baş rolde, kimisi en iyi yardımcı oyuncu, kimisi kötü adam, kimisi de figüran… Önceleri “otomasyon”, 1990'lı yıllardan itibaren internetin sivil kullanıma girmesi ve ülkelerin kamu hizmetlerinde bürokrasiye karşı mücadelesinin bir sonucu olarak, "elektronik (e-) devlet", "e-dönüşüm", "mobil devlet" ve "e-yönetişim" gibi kavramları ve son yıllarda "açık yönetim", "e-katılım" ve "dijital devlet" gibi daha vatandaş-merkezli tanımları çokça duymaktayız. Nasıl tanımladığımız ya da hangi anahtar kelimeleri kullandığımız önemli değil. Önemli olan, devlet yönetiminin kendi içerisinde, toplumsal paydaşlarıyla, yabancılarla, diğer devletlerle ya da dostuyla düşmanıyla, giderek daha fazla başlıkta ve detayda, "dijitalleşen" ortamlarda etkileşime girmesi. Devletler, belirli bir mekan üzerinde yaşayan nüfus ve bu mekan/nüfus üzerindeki egemenliği (içe ve dışa karşı) ile var olmakta. Ancak mekanlar çeşitlendi, nüfus arttı ve toplumsal ilişkiler karmaşıklaştı. Yeni mekanımız olan siberuzay, hava gibi her yeri çevreliyor. Ancak çıplak elle tutulamıyor, gözle görülemiyor… Sophia gibi yapay zekalı insansı sistemler “ben buradayım” demeye başladı bile. Gerçek kişi, tüzel kişi derken yapay kişiler yolda… Neticede, değişmeyen tek şey değişimin kendisi. Acaba, dijitalleşme gibi önemli bir fenomen devlet kavramını ve pratiklerini ne yönde değiştirmiş, değiştirmekte ve değiştirecek? Bu başlık ile maksadımız, devleti mekanikleştirmek ve bilgisayar ekranın sığdırmak değil. Toplum olarak biz var isek devlet var, devlet var ise biz varız. Bu coğrafyanın ve kültürümüzün değerleriyle, Türkçe düşünüp geleceğimize dair yeni ufuklar açmak üzere… Referanslar: [1] Aydın Köksal, Bilişim Devriminde Türkiye, 2012. [2] Faruk Eczacıbaşı, Daha Yeni Başlıyor, 2018. [3] Harold A. Innis, Empire & communications, 1986. [4] Bob Jessop, The State Past, Present, Future, 2016. [5] Taylor Owen, Disruptive Power: The Crisis of the State in the Digital Age, 2015. [6] Benjamin Baez, Technologies of Government Politics and Power in the Information Age, 2014. [7] OECD, Recommendation of the Council on Open Government, 2017. [8] Luciano Floridi, The Fourth Revolution: How the Infosphere is Reshaping Human Reality, 2014. [9] IDC Raporu, Data Age 2025: The Evolution of Data to Life-Critical, 2017. https://www.seagate.com/tr/tr/our-story/data-age-2025/ [10] UN, E-Government Survey 2016 - E-Government in Support of Sustainable Development, 2016. https://publicadministration.un.org/egovkb/en-us/reports/un-e-government-survey-2016 [11] Neil Postman, Technopoly: The Surrender of Culture to Technology, 1993.

Esneklik

Sadece internet ve sosyal medya kullanımı bile devletlere dair ne kadar çok tartışma çıkardı. Yeni nesil bilgi teknolojileri ile dönüşen toplumlarda devletleri dolayısıyla bizleri neyin beklediğinin cevabını vermek hiç kolay değil. Feodal devlet, ulus devlet, modern devlet, açık devlet, yönetişim, küreselleşme, neoliberalizm gibi temel yönetim hal ve tavırlarını üretim ve bilgi teknolojilerinden bağımsız düşünmek mümkün mü? İnsanoğlu uyum yeteneği ile baki. İnsan yapımı devletler de bu kuraldan muaf değil. Dijitalleşmenin devletlere dair insan, süreç, hizmet, yönetim sistemi, kurum, iletişim, politika ve hiyerarşiler gibi temel bileşenler üzerindeki etkisini nasıl ele alabiliriz? Mekansal sınırlar, fiziksel koşullar ve organik bedenlere göre kurgulanmış modern devletler mevcut halleriyle daha ne kadar esneyebilirler? Paradigma değişikliği söz konusu olabilir mi? Referanslar: [1] Daniel Bell, The Coming of Post-Industrial Society A Venture in Social Forecasting, 1999. [2] Michel Foucault, Security, Territory, Population, 2007. [3] Francis Fukuyama, Our Posthuman Future Consequences of the Biotechnology Revolution, 2003. [4] Steve Fuller, Humanity 2.0 -What it Means to be Human Past, Present and Future, 2011. [5] OECD, Embracing Innovation in Government: Global Trends, 2018. http://www.oecd.org/gov/innovative-government/innovation2018.htm [6] Alan Brown, Jerry Fishenden & Mark Thompson, Digitizing Government -Understanding and Implementing New Digital Business Models, 2014.

Yakınsama

Büyük resmi görmek istiyorsak, unutulmaması gereken ilk bilgisayarların bugün kullandıklarımızdan çok daha mekanik, yavaş ve analog olduğudur. Bundan 30 yıl önce yönetim bilimci Shoshana Zuboff’un maddeleştirdiği gibi mümkün olabilecek herşey otomatize ve dijital olacak. Kağıt teknolojileri tarihte nasıl ki yönetim pratiklerini kökten değiştirdi, bugün dijitalleşen kağıt ve ötesinde gelişen yeni dijital uygulamalar da hafızalarımızdaki devlet anlayışını yeni bir evreye taşımak üzere. İngiliz bilim kurgu yazarı Arthur Clark’ın ifade ettiği üzere “yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez”. Yıllar içerisinde odalardan cebimize kadar giren bilgisayar, günümüzde bedenlerimizin içine girmekte. Yıllardır baktığımız değişmez sandığımız dağlar, binalar, kitaplar, artırılmış gerçeklik ile yerinde duramaz hale geldi. Yakınsayan sadece dijital teknolojiler değil. Gerçek ile sanal, fiziksel dünya ve organik bedenler ile siberuzay her geçen gün daha fazla bir araya geliyor. Teknolojiler yakınsadığı gibi sosyal organizasyonlar da yakınsamakta. Şirketler, devletler, STK'lar ve üniversiteler hiç olmadığı kadar iç içe geçmiş durumda. Devlet yapsın, şirket üretsin, üniversite araştırsın, STK eleştirsin, vatandaş tüketsin gibi hiyerarşik ve keskin ifadeler kullanmanın zamanı çoktan geçti. Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için ! % Not: dijitalleşmeden kasıt "bit" ("0" ve "1" -ikilik sayı sistemi-)'leri kullanan elektrik bazlı bilgi teknolojileridir. Madem ki ufkumuzu geniş tuttuk, bir zamanlar "trit" (üçlü sayı sistemi) 'lerin de popüler olduğunu ve günümüzde "qubit" (kuantum bit) 'lerin de hızla geliştiğini unutmamalıyız. Ya da gelişen optik ve moleküler bilgisayarların da varlığını göz ardı edemeyiz. % Referanslar: [1] Shoshana Zuboff, In the Age of the Smart Machine -The Future of Work and Power, 1988. [2] James A. Anderson, After Digital -Computation as Done by Brains and Machines, 2017. [3] Erik Brynjolfsson & Andrew McAfee, The Second Machine Age: Work, Progress, and Prosperity in a Time of Brilliant Technologies, 2016. [4] Benjamin Wittes & Gabriella Blum, The Future of Violence: Robots and Germs, Hackers and Drones -Confronting A New Age of Threat, 2015. [5] Rita Raley & Louise Amoore Securing with algorithms Knowledge, decision, sovereignty, 2017.

Ağ Yapısı

İnternet, birçok şeyi değiştirdi ama insanlık için en önemli olan değişimlerden birisi "dünya vatandaşlığı" benimseyişi ile vatandaşlığın bir ülkenin tekelinden çıkması oldu. Dünya çapında kollektif eylemler hiç bugün olduğu kadar hızlı gerçekleşmemişti. Üzücü bir haber, dünyanın her yerinden insanları aynı anda ağlatabiliyor. Ya da canlı yayında yüz milyonlarca insan aynı anda dünya kupası maçlarını izleyebiliyor. Dijital veri hacmi gün geçtikçe artıyor. İnsanlık tarihindeki tüm bilgiden daha fazlasını 30 yılda tekrar ürettik. Dünya nüfusunun yarısı bu kısa sürede internete erişir hale geldi. Dijital veri artık sadece destekleyici değil birçok anlamda yaşamımız için kritik önem taşımakta. Ağ yapısıyla bu kritik önem daha da artmakta. Diğer taraftan, günümüzde uluslararası kuruluşlar ve küresel ölçekte çalışan STK'lar olağan hale geldiyse internet teknolojilerinin payını yadsımak mümkün değil. Modern devletler, şirketler, kurumlar ve bürokrasi hiyerarşik organizasyonlar olarak oluştu. Ancak, ekonomi, kültür ve işgücü günümüzde giderek küreselleşti. Kesin olan şey, ağ yapısının yeni bakış açıları gerektirdiği. Referanslar: [1] Lawrence Lessig, Code And Other Laws of Cyberspace, Version 2.0, 2006. http://codev2.cc/ [2] James N. Rosenau & J.P. Singh, Information Technologies and Global Politics: The Changing Scope of Power and Governance, 2002. [3] UNESCO MacBride Report, Many Voices One World, 1980. unesdoc.unesco.org/images/0004/000400/040066eb.pdf [4] UNCTAD, Information Economy Report 2017 Digitalization, Trade and Development, 2017. unctad.org/en/PublicationsLibrary/ier2017_en.pdf [5] World Bank, World Development Report 2016: Digital Dividends, 2016. http://www.worldbank.org/en/publication/wdr2016 [6] UNICEF, Dünya Çocuklarının Durumu 2017: Dijital bir Dünyada Çocuklar, 2017.

Karanlık Taraf

Söz uçar yazı kalır demişler. Ancak günümüzde ne yazı uçuyor, ne söz ne de bir tıklama... Dijital verinin gerçekliğine ve tarafsızlığına dair genel bir kanaat söz konusuydu. Diğer taraftan, yakın zamanda dünya genelinde yaşananlar, yanlış bilgi (misinformation) ve yalan bilgi (disinformation) gibi kavramları insanlığa tekrar hatırlattı. Dijital teknolojiler ile güven artacak derken karşılıklı güvensizlik artmaya başladı. Aşınan toplumsal güveni onarmak için daha fazla teknoloji talep eder hale geldik. Gün sonunda, insani değer yargılarıyla dolduramadığımız boşlukları, makina diliyle telafi etmeye yöneldik. Fransız düşünür Paul Virilio karanlık tarafı çok iyi özetlemiş: “Gemiyi keşfettiğimizde aynı zamanda gemi kazasını da keşfettik”. Doğal olarak aynı teknolojiler hakkında çok farklı tartışmalar söz konusu: • Sınrötesi internet ağları ile devlet otoritesi güçsüzleştiği gibi aynı internet ile kitle gözetim yaygınlaşabilmekte ve devlet otoritesi güçlenebilmekte ! • e-Devlet uygulamaları vatandaş katılımını artırabildiği gibi baskıcı denetimi de etkinleştirebilmekte ! Karanlık tarafın tek mağduru bireyler değil. Devletler de giderek daha fazla dijital veri bağımlısı hale geliyor. Daha fazla altyapıya ve uzmana ihtiyaç duyuyor. • Açık veri ile toplumsal etkileşim gelişebildiği gibi bu durum ulusal güvenlik riski de getirebilmekte ! • Sosyal medya platformları, yeni demokratik kamusal alan olabildiği gibi bu platformlar vatandaş hakkında devletten fazla bilgi sahibi de olabilmekte ! Hal böyle olunca, toplum huzurunu sağlamak ve kalkınmayı sürdürebilmek, devletlerin çok daha fazla bilinmeyenli denklem çözmesini talep ediyor… Aydınlığı da karanlığı da hesaba katmasını gerektiriyor… Referanslar: [1] Zygmunt Bauman, Dider Bigo, Paulo Esteves, Elspeth Guild, David Lyon, Vivienne Jabri, R.B.J. Walker, After Snowden: Rethinking the Impact of Surveillance, 2014. [2] Shawn M. Powers & Michael Jablonski, The Real Cyber War The Political Economy of Internet Freedom, 2015. [3] RAND Corporation, Rand Waltzman Testimony, The Weaponization of Information -The Need for Cognitive Security, 2017. https://www.rand.org/pubs/testimonies/CT473.html [4] Paul Virilio, Bratton, Speed and Politics, 2007. [5] Myriam Dunn Cavelty & Victor Mauer, Power and Security in the Information Age: Investigating the Role of the State in Cyberspace, 2007. [6] Scott Lash, Critique of Information, 2002. [7] Lisa Gitelman, “Raw Data” Is an Oxymoron, 2013.

Tanım
Esneklik
Yakınsama
Ağ Yapısı
Karanlık Taraf

  

Tüm değişiklikler kaydediliyor.
Etiketler

    

Tüm değişiklikler kaydediliyor.
alanını değiştirdi.
ekledi.
Eski

Yeni