1994 yılında ünlü bilim tarihçisi ve televizyoncu James Burke yapı tasarımı için bir değişimin başlangıcı olarak kabul edilebilecek ve bugün BuildingSMART ismi ile bildiğimiz inisiyatifi “The End of Babel” videosu ile tanıtmıştı [1]. İnternet çağının hemen başlangıcında, farklı disiplinlerden 12 şirket tasarım ve imalat süreçlerini dijitalleştirmek ve sektörün geleceğine yatırım yapmak üzere bir araya geldiler. Bir yıllık çalışma sonucunda sektör içinde birlikte çalışabilirliğin (interoperability) açık veri yazılım standartları üzerine geliştirilmesi ve 12 şirket tarafından temelleri atılan “Alliance of Interoperability” nin uluslararası katılım ile geliştirilmesi hedefleniyordu. Bugün yapı sektöründe CAD teknolojisinden BIM (Building Information Modelling) [2] teknolojisine geçişin başlangıcı olarak kabul edilebilecek 1994 yılından bugüne olumlu gelişmeler olmasına rağmen yapı sektörü halen teknolojik yenilikleri uygulama ve dijitalleşme konusunda oldukça geride. Örneğin 1990'lı yılların ortasından itibaren verimliliğin sektör bazında seyrine bakarsak imalat sektöründe verimlilik neredeyse iki katına çıkarken yapı sektöründe ise sabit bir seyir izliyor [3]. Yapı sektörü imalat sektörünün yakaladığı verimlilik artışı ve trendinin çok uzağında ancak dünyada daha fazla işgücü ve kapital gerektiren projelerin sayısı da hızla artmaya devam ediyor. Bu noktada sektörün dijitalleşme anlamında performansına baktığımızda ise McKinsey'in "Imagining Construction's Digital Future" isimli çalışmasına göre tarım ve hayvancılıktan sonra dijitalleşme konusunda en başarısız sektör genel anlamıyla yapı sektörü [4]. Accenture’un 2015 yılında hazırladığı “Accenture Dijitalleşme Endeksi Türkiye Sonuçları” raporunda da benzer bir tablo görmek mümkün [5]. Sorunlu gelişmeye rağmen yapı sektörü farklı teknolojik uygulamaların ve yeniliğin kesişme noktasında bulunuyor. Bu topluluk yoluyla, dijital tasarım veya BIM (Building Information Modelling), blokzinciri temelli akıllı kontratlar, robotik veya 3-boyutlu yazıcılar ile imalat, sensör ağları ile insan-yapı etkileşimi ve akıllı şehir uygulamaları gibi Başlangıç Noktası oluşumunda zaten direkt veya dolaylı olarak kendine yer bulmuş pek çok konuyu tartışmayı ve yaşadığımız şehirlerin geleceğine dair farklı disiplinlerden sorulara cevaplar aramayı amaçlıyoruz.

Esneklik

Herhangi bir yapı, teknolojinin gelişme hızının tersine uzun süre fonksiyonunu yerine getirmek zorundadır. Yapı tasarım aşamasından başlayarak dijital teknolojilerin yapı yaşam boyu döngüsüne entegrasyonu yapının değişen koşullarda nasıl davranacağı hakkında fikir edinmemizi sağlar. Örneğin, bir metro istasyonu artan yolcu sayısına bağlı olarak nasıl hizmet vereceğini, iklim değişikliğine bağlı olarak yapının yıllık enerji tüketiminin nasıl değişeceğini, alternatif malzeme teknolojilerinin mevcut veya yeni yapılara nasıl uyarlanabileceğini dijital ortamda test etmek ve aslında durağan olan bir şeye, değişime dinamik olarak cevap verebilecek esnek bir yapı kazandırmak mümkündür.

Yakınsama

Yapı sektörü paradigmanın değişimine en fazla direnen ve teknolojinin geniş olarak uygulanması anlamında homojenlikten en uzak sektör. Bugün 3-boyutlu yazıcılar veya diğer robotik imalat teknolojileri binlerce yıldır görece çok az değişmiş duvar örme yöntemlerine yeni ve daha hızlı alternatifler sunuyor. Bulut teknolojisi tabanlı tasarım platformları dünyanın farklı şehirlerindeki mühendis ve mimarların aynı proje üzerinde çalışmasına ve eş zamanlı olarak sahaya veri aktarmasına olanak tanıyor. IoT (Nesnelerin İnterneti) tabanlı yeni nesil bina yönetim teknolojileri hem bina performansına dair anlık veri toplayarak hem de insan-bina etkileşimine olanak vererek bildiğimiz konfor anlayışını değiştiriyor.

Ağ Yapısı

Yapı tasarımı ve geniş ölçekte şehir planlanması konusu, ilgili paydaşların fazlalığı nedeniyle göründüğünden daha karmaşık bir problem. Geleneksel tasarım ve uygulama süreçlerinde ise temel sıkıntı aynı bilginin farklı proje paydaşlarınca tekrar tekrar üretilmesi. Dijitalleşme bu anlamda iş süreçlerinin kopuk değil bütünleşik olmasına olanak sağlıyor. Özellikle IoT temelli sensör teknolojilerinin yardımıyla tasarlanan ve gerçekleşen yapı performansı arasındaki farkı anlamak ve kullanıcıyı sürecin parçası haline getirmek mümkün hale geliyor.

Karanlık Taraf

Google’ın ana şirketi Alphabet’in sahibi olduğu Sidewalk Labs’ın Toronto’da yürüttüğü akıllı şehir projesi bildiğimiz şehir kavramını değiştirmeyi amaçlıyor[5]. Özellikle Facebook skandalı sonrası yoğun olarak tartıştığımız kişisel mahremiyet konusu genişleyerek şehirlerin mahremiyeti olarak karşımıza çıkabilir [6]. Sunduğu tüm olanaklara rağmen bir şehrin tüm davranış modellerini dijital veriye dönüştürmeye gönüllü olarak hazır mıyız? [1] https://www.buildingsmart.org/about/about-buildingsmart/history/ [2] https://en.wikipedia.org/wiki/Building_information_modeling [3] https://www.mckinsey.com/industries/capital-projects-and-infrastructure/our-insights/the-construction-productivity-imperative [4] https://www.mckinsey.com/industries/capital-projects-and-infrastructure/our-insights/imagining-constructions-digital-future [5] https://sidewalktoronto.ca/ [6] https://www.theatlantic.com/technology/archive/2018/02/googles-guinea-pig-city/552932/

Tanım
Esneklik
Yakınsama
Ağ Yapısı
Karanlık Taraf

  

Tüm değişiklikler kaydediliyor.
Etiketler

    

Tüm değişiklikler kaydediliyor.
Topluluğunun ilk adımlarını atma zamanı. Hemen ilk başlığını oluştur!
Henüz etkinlik eklenmemiş.
alanını değiştirdi.
ekledi.
Eski

Yeni