Yeni Nesil Eğitim Özlem Ömür tarafından oluşturuldu.

Eğitim, insan yaşamının temeline etki eden bir yapıdır. Spring'in de (1997: 108) dediği gibi, toplumun gelecekteki üyelerini şekillendiren bir sistemdir okul. Birey, okulda nasıl şekilleniyorsa, toplumda da bunu yansıtır. Peki, günümüzdeki eğitim sistemi nasıl bireyler yetiştiriyor? En temelde sayabileceğimiz özellikleriyle; rekabetçi, yarışçı, hırslı, dış referanslı (kendini dışarıya kabul ettirmeye çalışan) ve başarı odaklı. Başlangıçta belki de kulağa rahatsızlık vermeyen bu özellikler, bir süre sonra, bireyde şu duygularla karşılık buluyor: Değersizlik, hata yapma kaygısı, başarısızlık ve beğenilmeme korkusu, karar verebilme yetisini kaybetme... Eğer bir bireye sürekli ezberle öğretirseniz, düşünmeyi unutturursunuz. Eğer hayatını rekabetle yoğurursanız, iletişim yetisini zedelersiniz. Kendilerini başkalarının gözüyle değerlendirmeye teşvik ederseniz, özgüvenlerini yok edersiniz. Ve eğer sadece başarmaya odaklarsanız, onu kendinden uzaklaştırırsınız... Sonuç; mutsuz bireyler... Neden? Çünkü yaşamda her şey karşıtıyla vardır. Yalnızca yarışmayı öğrenen, paylaşmayı öğrenemiyor. Tüm eğitim sürecini hata yapmamak üzerine kurmuş biri, en ufak bir başarısızlıkta dünyanın sonu gelmiş gibi davranıyor ve kendine bile zarar verebiliyor. Çevremiz, okul ve sınav stresini kaldıramayan, genç yaşında yaşam memnuniyetini kaybetmiş öğrencilerle dolu... (PISA, 2015: 9) Bu öğrenciler, okul yaşamları bittiğinde ise, hayattan keyif alamayan, erken yorulan, üretici ve yaratıcı olmak yerine tüketmeye odaklı olarak yer alıyorlar toplumda. İşte bu nedenle toplumlar, mutsuz bireylerle dolu. Bu durum, okul dediğimiz yapının, kaçınılmaz olarak yaşamın ihtiyaçlarına yönelik bir eğitim vermesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Peki olması gereken eğitim yapısı nasıl olmalı? Referanslar: Spring, Joel. (1997). Özgür Eğitim. Çeviren: Ayşen Ekmekçi, İstanbul: Ayrıntı Yayınları. OECD, PISA 2015 Results, STUDENTS’ WELL-BEING VOLUME III, https://www.oecd.org/pisa/PISA-2015-Results-Students-Well-being-Volume-III-Overview.pdf

Esneklik

Eğitim sürecinde yaşanan en önemli sorunlardan biri, öğrencilerin tek tip eğitim sistemi içinde kendi özelliklerini ve yeteneklerini keşfedememe sorunudur. Eğitim süreci, her çocuğun yeteneği ve ilgi alanı gözönünde bulundurularak gerçekleştirilirse, bu sürecin bitiminde güzel sonuçlar alınması mümkün olacaktır. Bu noktada Howard Gardner'ın çoklu zekâ kuramı, her öğrencinin kendi öğrenme yeteneğine uygun eğitim almasına olanak sağlayan bir kuramdır. Sözel, mantıksal, görsel, bedensel, müziksel, sosyal, içsel zekâ ve doğa zekâsı. ( Başaran, 2004: 9) Her öğrenci, bu sekiz zekâ türünün en az birinde kendini güçlü ve yetenekli hisseder. Eğer öğrencinin zekâ özelliği, bu özelliklerin biri ya da diğeri ile aynı doğrultuda ise verilen dersin anlaşılma olasılığı yüksek olacaktır. Gardner, öğrenmenin, ölçülebilenlerin ötesinde de gerçekleşebileceğini ortaya koyanlardan biridir. Okullarda, çocukların zihinsel kapasitelerini geliştirecek bir program geliştirilmeli ve öğretim yöntemleri uygulanmalıdır. Bireyin öğrenmesi ve düşünmesi, fiziksel ve sosyal içerikte yer aldığına göre, öğrenciler özgün bir ortamda kendi anlamalarını inşa eden aktif öğrenenler olarak dikkate alınmalıdır. Eğitimciler, ezberleme dışında öğretmenin farklı yolları olduğunu fark etmek zorundadırlar. Anlamak için öğretmek, karar vermeyi öğretmek, problem çözmeyi öğretmek, bir parçayı bütüne bağlamayı öğretmek, kavramdan kavramı öğretmek, kısaca öğrenmeyi öğretmek dikkate alınmalıdır. Bu süreçlerin hepsinde kritik düşünme gereklidir. Bu süreçlerin hepsini öğrenci geliştirebilir, iyileştirebilir. ( Başaran, 2004:13) Referanslar: Başaran, B. Ilgın “Etkili Öğrenme ve Çoklu Zekâ Kuramı: Bir İnceleme (Active Learning and Multiple Intelligence: A Review)” . Ege Eğitim Dergisi, 2004 (5): 7-15

Yakınsama

Glasser'in gerçeklik terapisine göre bireyler beş temel ihtiyaç ile dünyaya gelirler. Bu ihtiyaçlar; 1. Hayatta kalma, 2. Sevgi ve ait olma, 3. Güç/Başarı, 4. Özgürlük/ Bağımsızlık, 5. Eğlence/ Zevk alma. (Akpınar, Öz: 2013) İnsan, yaşamı boyunca bu ihtiyaçları giderme güdüsü ile hareket edecektir. Bu nedenle ideal eğitim yapısı, bireyin bu ihtiyaçlarını karşılamaya ve gidermeye yönelik bir yapı olmalıdır. Hayatta kalma ihtiyacı, özünde, yaşamın esası olan sağlıklı olma, beslenme, güvenlik ve fiziksel rahatlıktır. (Akpınar, Öz: 2013) Eğitim ortamında da öğrencinin gerek fiziksel gerekse ruhsal sağlığının korunması, kendisini güvende ve rahat hissetmesi sağlanmalıdır. Sevgi ve ait olma gereksinimi ise, bir öğrencinin kimliğini oluşturmasında ihtiyaç duyduğu en önemli gereksinimdir. Öğrenci, sevme, sevilme ve ait olma gereksinimi için, kendisine saygı ve özen gösterilen bir ortamda eğitim görmek, kendini değerli hissetmesine katkıda bulunacak şeyler yapmak ihtiyacı içindedir. Eğitim ortamı, bu ihtiyacı karşılama yeterliliğine sahip olmalıdır. Diğer bir ihtiyaç olan güç ve başarı, temelinde bir özsaygı ihtiyacıdır. Her birey, sahip olduğu bir özelliğiyle, yaptığı bir şeyle ya da başarısıyla, hem kendi hem de başkalarının gözünde önemli ve güçlü biri olmak ister. Bireyin, yaşantısı içerisinde bu ihtiyacı hissedeceği ilk ve en önemli alanlardan biri eğitim alanıdır. Bu nedenle eğitim yapısının, öğrencinin güç ve başarı ihtiyacını en doğru, en dengeli şekilde karşılaması esastır. Bunun yanısıra eğitim ortamı, öğrencinin özgürlük ihtiyacını da karşılamalıdır. İnsanlar, hayatlarını nasıl yaşayacaklarını seçme özgürlüğüne ihtiyaç duymaktadır. Bu noktada, öğrencinin seçim yapabilmesine, kendi kararlarını verebilmesine, kendini rahat ve doğru ifade edebilmesine olanak sağlayan, kuralları ve sınırları doğru belirlenmiş bir eğitim yapısı, ideal olanıdır. Gerçeklik terapisine göre son temel ihtiyaç olan yaşamdan zevk alma ve eğlenme, özünde, eğitim sürecinde en çok karşılık görmesi gereken ihtiyaçtır. Çünkü insanlar zevk almadıkları şeyle ilgilenmezler. Eğer birisine bir şey öğretmek istiyorsanız, önce o şeyle ilgilenmesini ve ondan zevk almasını sağlamalısınız. Dolayısıyla, eğitimde de öğrenciye bilgiyi eğlence/ zevk alma ihtiyacı üzerinden iletmek, fark yaratacaktır. Ayrıca oyunla, mizahla, eğlenerek öğrenilen bilgiler daha kalıcı olacaktır. Bireyler, farklı algısal özelliklere sahip olmaları nedeniyle, öğrenmeyi farklı şekillerde gerçekleştirirler. Buna bağlı olarak, eğitimde de öğrenciler, algıya yönelik bireysel farklılıklar göstermektedir. ( Ömür: 38) Düşünce, dil ve davranış süreçlerini inceleyen Nöro Linguistik Programlama (NLP), içerdiği uyum, temsil sistemleri, metaprogramlar ve mantıksal düzeyler gibi tekniklerle insana nasıl öğrendiğini öğreten bir yöntemdir. Eğitim- öğretim programlarında, sözü geçen NLP, çoklu zekâ kuramı ve bunlar gibi farklı teknik ve yöntemlerden yararlanmak, hem öğrenmeyi zevkli hale getirecek hem de öğrenme oranını yükseltecektir. Referanslar: AKPINAR O, ÖZ F. Selda “Gerçeklı̇k Terapı̇sı̇: Özellı̇kler, Temel Kavramlar, Tedavı̇, Uygulama ve Değerlendı̇rme ', Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, Electronic Journal of Social Sciences, Kış-2013 Cilt:12 Sayı:43 (001-022) Ömür Ö, 2003. “Piyano Eğitiminde Nöro Linguistik Programlama Tekniklerinin Öğrenci Başarısı Üzerindeki Etkileri”, (Yayınlanmamış Doktora Tezi). Gazi Üniversitesi, Ankara.

Ağ Yapısı

Bugünün ve geleceğin insanı kendi aklı, bedeni ve yetkinlikleriyle, parçası olduğu iletişim ağıyla bir paket. Bir insanın bilgi ve ilişki ağı ne kadar geniş, çeşitli ve yoğun olursa başarı şansı o kadar yüksek. Geleceğin dünyası, ortak aklı en iyi kullanabilenlerin başarılı olacağı bir ortam. Ortak aklı bulabilen ve nasıl katkı vereceğini-alacağını bilenin başarı şansı fazla. (Eczacıbaşı: 31) Bu bakış açısını eğitim programlarına uyarladığımızda öncelikle öğrencilerin kendi arasındaki ilişkilerini merkeze alan ve çevresine eğitmenler, aile ve bütün toplumun entegre olduğu tek ve bütün bir ağ yapısı ortaya çıkıyor. Öğrencilerin, “çocuk” ve “genç” sıfatlarıyla ayrıştırılmadığı ve toplumun etkin bireyleri olarak görüldüğü, öğrencilerin ihtiyaçlarını temel alarak organize olan bir ağ yapısı, geleceğin dünyasının insan odaklı şekillenmesinde önemli olacaktır. Referanslar: Eczacıbaşı F. “Daha Yeni Başlıyor- Geleceğin Dünyasında Esneklik, Yakınsama, Ağ Yapısı ve Karanlık Taraf”, Koç Üniversitesi Yayınları, İstanbul, 2018.

Karanlık Taraf

İnsanlığı ileriye veya geriye götürecek her ideolojinin içerisinde eğitim ihtiyacı bulunmaktadır. Oluşturulacak yeni nesil eğitim modellerinin insanlığı geriye götürme potansiyeli olan düşünce sistemlerine uyarlanması ve karşımıza tehlike olarak çıkması mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Bu riski önlemenin temelinde yine insanın önce kendisiyle, ardından çevresiyle barışık ve uyumlu davranabileceği modeller kurgulamak yatıyor. Bunun yolu ise bireyin kendi yeteneklerine ve ilgi alanlarına uygun modellerle yetiştirilecekleri, “sağlıklı, mutlu ve yaratıcı” bir yapı, yeni eğitim sisteminin ideal yapısı olacaktır.

Tanım
Esneklik
Yakınsama
Ağ Yapısı
Karanlık Taraf

  

Tüm değişiklikler kaydediliyor.
Etiketler

    

Tüm değişiklikler kaydediliyor.
alanını değiştirdi.
ekledi.
Eski

Yeni