Akademi

Barış Teknolojileri

Teknolojik gelişmelerin merkezinde olduğu için çok büyük bir toplumsal dönüşüm sürecinin içinden geçiyoruz. Bu gelişmeler karşısında hem büyük umutlar hem de derin kaygılar yaşıyoruz. Nasıl bir gelecekte yaşamak istediğimizden başlayıp kendimizi, insanlığı, doğayı, dünyayı ve uzayı yeni baştan tanımladığımız, anlamlandırdığımız bir süreci deneyimliyoruz. Karşımıza çıkan olanaklarla bırakalım bir nesil öncesini, 20 yıl öncesinde dahi imkansız sayılabilecek şartlara erişebiliyor; daha uzun, sağlıklı ve mutlu bir yaşam arzumuz pekişiyor, diğer yandan distopik gelecek korkusu ile mevcut hak ve özgürlüklerimizi yitireceğimizden, işimizi, özgüvenimizi, değerlerimizi kaybedeceğimizden çekiniyoruz.

Yaydan çıkan ok misali geri dönülmesi mümkün olmayan bir araştırma-geliştirme süreci ile teknolojik ilerlemeleri deneyimlerken kaotik ortamda bize rehber olması için yeniden felsefeye, geçmiş deneyimlere dönüyoruz, Kant’a, Marx’a yeni şartları yorumlamak için başvuruyoruz. Etik ilkeler gündeme geliyor, insan merkezli yapay zekadan kişilik hakları olan robotlara, savaş stratejilerinden (yapay zeka silahlardan siber saldırılara kadar) sosyal fayda için teknoloji kampanyalarına çok çeşitli değerler ve politik ilkeler gündeme geliyor. Şirketler, devletler, STK’lar, uluslararası ve uluslar üstü örgütler komite üstüne komite kuruyor, rapor üzerine rapor hazırlanıyor, milyarlarca dolar değerinde araştırma bütçeleri üniversitelere sunuluyor. Şirketler ve ülkeler hem sonucunu bilemedikleri değişimi anlamaya ve yönetmeye çalışıyor, hem de geç kalma korkusu ile rakiplerinin gerisinde kalmamak için sürece daha da hız katıyor.

Bu kapsamda teknolojinin siyasi ve sosyal sonuçlarını analiz etmeye bir katkı da “barış teknolojileri” ismiyle kendisini adlandırıyor. ABD’de gelişen, Stanford, MIT gibi üniversitelerde kurulan, ardından Hollanda, Danimarka, İspanya ve Finlandiya’da örnekleri bulunan barış teknolojileri hareketine biz de Oxford Üniversitesi’nde ‘Küresel Barış Teknolojileri’ programı üzerinden dahil oluyoruz. Genel hatlarıyla bahsetmek gerekirse;

Teknoloji özü itibariyle iyi veya kötü değildir, sadece bir araçtır, onu iyi veya kötü amaçla değerlendiren farklı politik ve ekonomik çıkarlarla hareket eden kesimlerdir.

Aynı teknolojik araçla insanlık için muazzam ilerlemelere imza atılabilirken aynı zamanda insan hayatını zindana çevirmek de mümkün. Örneğin, İzlanda’da sosyal medya yeni anayasa yazım sürecine tüm toplumun/bireylerin katılımını mümkün kılmak için değerlendirilirken, Britanya ve ABD’de siyasi manipülasyon, Çin’de ise sosyal kredi puanlaması için kullanılabiliyor.

Teknolojik araştırmalar artık yalnızca uzun vadeli bütçelere sahip askeri sanayi tarafından hayata uygulanmıyor. Teknoloji ucuzladıkça ve toplumsallaştıkça artık “sivil” halk da, sıradan insanlar da teknolojik ürünler geliştirebiliyor. Dolayısıyla askeri-istihbarat-güvenlik endüstrisine bağımlılık ortadan kalkıyor.

Teknolojik ürünler yalnızca kar ve savaş için değil toplumsal barış için de kullanılabilir. Savaşların, çatışmaların sona ermesi, çatışma içindeki toplumsal kesimler arasında diyalogun ve uzlaşmanın geliştirilmesi, sosyal sorunların çözümü için de teknolojiden yararlanılabilir. Örneğin, Minecraft oyunu barışı hedefleyen bir içerikle güncellenip İsrailli ve Filistinli gençler arasında diyalogun gelişmesi için kullanılabiliyor. ABD’liler ve İranlılar arasında Facebook arkadaşlığının artması için gruplar kurulabiliyor. Kenya’da seçim güvenliği noksanlığı nedeniyle yaşanan katliamların engellenmesi için seçim sonuçlarının şeffaf şekilde takibine crowdsourcing yöntemi ile çözüm bulunabiliyor. Mısır’da ve Hindistan’da kadına yönelik şiddet ve tacize karşı mobil aplikasyonlar ve haritalar kullanılabiliyor. Nepal ve Haiti’de doğal afetlerin ardından hayatta kalanlara yardım iletmek için cep telefonu verisinden ve haritalandırmadan yararlanılabiliyor. Mültecilere destek için aplikasyonlardan yapay zekaya ve blok zincirine çok çeşitli çözüm önerileri sunulabiliyor. Birçok ülkede gazetecilere yönelik saldırıları engellemek ve rüşveti teşhir etmek için aplikasyonlar geliştiriliyor.

Özcesi, belirli düzeyde şiddete sebep olan bir toplumsal sorun belirleniyor, bu sorunun politik çözümü için taraflar/ilgili kesimler bir araya geliyor, politik bir soruna politik bir çözüm üzerinde anlaşıyorlar, ardından bu çözümü hayata uygulamak ve hızlı şekilde toplumsallaştırmak için teknolojiye/teknolojik araçlara stratejik bir önem veriyorlar. Barış teknolojileri dediğimiz meselenin özü bundan ibaret..

İlginizi çekebilir
Akademi

AI Ethics Lab İş Birliği ile Harvard Üniversitesi Hukuk Profesörü Holger Spamann'ı Konuk Ettik

Akademi

Telgisizlik

Başlangıç Noktası E-bülten

Merak etmeyin. Asla Spam yapmıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir