Günümüzü Anlamak

İklim Değişikliği ile Mücadele İçin Değişmesi Gereken Tek Şey Yetişkinler

“Dünya’nın ortalama ısısı artıyor” cümlesi ilk olarak yirminci yüzyılın sonlarında duyuldu. Uydular, Dünya’nın 1979’lardan itibaren her yıl 0,12 ile 0,135 °C arası ısındığını kanıtladı. Bu artışa, sera gazlarının sebep olduğu varsayımı ortaya çıktı. Bunu kanıtlamak için insanların neler yediği, nasıl hareket ettiği ve nasıl ısındığı incelendi. Et tüketimi, araç kullanımı ve kömür yakmanın sera gazlarının artmasına sebep olduğu 1990’ların ortası gibi kanıtlandı. Bu bilgi, Sanayi Devrimi ile artan şehirli nüfusunun büyük bir kısmının tüketim alışkanlıklarının, dünyanın sıcaklık dengesini bozduğunu ortaya koymuş oldu.

Küresel İklim Değişikliği tartışmasının nedenleri uluslararası arenada sonuçlarından daha fazla ilgi çekti. Çok az şehirli “okyanus seviyesinin yükselmesinin”, “buzulların erimesinin” “tayfunların artmasının” kendi yaşamını doğrudan etkileyeceğini tahmin etti. Bu değişikliğin tehdit ettiği insan gruplarının daha çok doğaya yakın yaşayan ve kırsaldan geçimini sağlayan yerli haklar olduğu varsayımı üzerinden devam edildi.

Küresel İklim Değişikliği için ilk uluslararası adım 1992’de Rio de Janeiro’daki Dünya Zirvesi’nde atıldı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kabul edildi. Hiçbir bağlayıcılığı olmayan bu sözleşme ülkelerin iç siyasetinde sera gazı salınımını azaltmak için politikalar geliştirmesi ile sonuçlan(a)madı. Bunun üzerine 1997’de Kyoto’da tekrar buluşuldu. Bu sefer net bir hedef konuldu: “gelişmiş ülkelerin sera gazı salınımını 1990 yılına göre %5,2 azaltmalarına” karar verildi. Bu anlaşma, uluslararası çevrelerde o zamana kadarki en aksiyon-odaklı adım olsa da Muhafazakârlar tarafından yönetilen Amerika’nın anlaşmayı onaylamaması üzerine güme gitti.

Sekiz senelik görev döneminin bitimine 10 ay kala icraatlarından daha çok bıraktığı kültürel mirasına odaklanan Demokrat lider Obama, Paris’te o zamana kadar hazırlanmış en detaylı iklim değişikliği anlaşmasını imzaladı. 150 ülkenin farklı katkılarına dayanacak detaylı bir sistem öngören Paris Anlaşması hemen yürürlüğe girdi. Fakat Kasım 2016’da ağır sanayicilerin desteği ile başa gelen Trump, başkanlığının ilk ayında Paris İklim Anlaşması’ndan çekildi. Böylece sanayi kurumları üzerine uygulanacak olan çevresel regülasyonları da kaldırmış oldu. ABD Dışişleri Bakanlığı resmi olarak bu kararı 4 Ağustos 2017’de Birleşmiş Milletler’ bildirdi.

Bu karardan yaklaşık bir sene sonra 15 yaşındaki İsveçli genç Greta Thunberg, üç hafta boyunca okula gitmeyerek meclis binasının önünde oturma eylemi yaptı. Hedefi, hükümetlerin iklim değişikliği krizi ile ilgili kayıtsızlığını protesto etmekti. Greta’nın ebeveynleri bu kararını destekleyerek direnişinin Twitter üzerinden büyük kitlelere ulaştırmasına yardım ettiler. 8 Eylül 2018 itibari ile Greta protestosunu her Cuma yapmaya karar verdi ve “Gelecek İçin Cumalar” adlı küresel okul grevi hareketini başlattı.

Yaklaşık altı ay içerisinde “Gelecek İçin Cumalar” protestoları on binlerce öğrenciye ulaştı. 15 Mart 2019’da ise, iklim protestoları 125 ülkede 2083 farklı noktada gerçekleşti. Şu ana kadar protestolar 12 binin üzerinde bilim insanından destek aldı. Ana hedefi Paris Anlaşması’nın öngördüğü gibi ülkelerin küresel ısınmayı 2 derecenin altında tutmaları adına gerekli önlemleri almalarını sağlamak olan genç aktivistler, “Evreni soğuttuğunuz zaman okula gideceğiz”, “Noel’de kar görmek istiyoruz”, “İklim değişiyor, biz neden değişemiyoruz” sloganları ile sokakları dolduruyor.

İklim aktivistleri, daha önceki jenerasyonların yarattıkları küresel krizle yaşamak zorunda oldukları için yetişkinleri suçluyor. Hemen aksiyon alınması gerektiğini vurgulayan genç direnişçiler, birincil olarak karbon ayak izlerini azaltılması gerektiğini vurguluyorlar. Bunun için acilen yenilenebilir enerjiye geçmenin, ulaşımı toplu taşıma araçları ile yapmanın, tatil seyahatlerinde uçak kullanmamanın ve kırmızı et tüketmemenin gerektiğini söylüyorlar.  Örneğin Greta, dünya çağında protestolara ilham vermiş bir aktivist olmasına rağmen “uçak kullanmayı” boykot ediyor ve mümkün olduğunca trenle seyahat ediyor.

Gelecek İçin Cumalar protestolarının Türkiye ayağı 11 yaşındaki Atlas Sarrafoğlu tarafından yürütülüyor. 15 Mart’tan beri her Cuma Bebek Park’ında bekleyen Atlas, Bianet’ten Can Tonbil’e verdiği röportajdaİklim Değişikliğinin artık dönülmez bir aşamasında olduğunu biliyorum. Büyüklerin yetmediği yerde geleceğimizi korumak için bizim harekete geçmemiz gerekiyor” diyor.  Atlas’ın 15 Mart’taki direnişine katılmak için Muğla’dan İstanbul’a gelen 12 yaşındaki Samra Samer ise, “Yetişkinler kahramanlara inanmıyor ama hep bir kurtarıcı bekliyor. Ama zaman kalmadı. Dünyanın ısınmasını 1,5 derecede tutamazsak evimiz yanacak, içindeki bütün kitaplar ve hayallerle birlikte. Greta Thunberg süper kahramanların gerçek olduğunu kanıtladı” diyerek durumun aciliyetine dikkat çekiyor.

Ne kadar ironiktir ki, yetişkinlerin hayata hazırlamakla yükümlü oldukları çocuklar dünyanın en büyük krizinde nasıl davranılması gerektiğini yetişkinlere gösteriyorlar. Genç iklim direnişçileri ödevlerini eksiksiz yapmışlar, meydanlarda kendi meyve ve sebzelerini yetiştirmenin, uzak ülkelerden gelen tekstil ürünlerini kullanmamanın, fazla ambalajı hayatımızdan çıkarmanın, et tüketimini sınırlandırmanın, ulaşımı toplu taşıma ile yapmanın, pet şişede su tüketmemenin ve çöplerimizin sorumluluğunu almanın önemini bas bas bağırıyorlar. Ekonomi odaklı düşünmek yerine ekoloji odaklı yaşamanın bir seçim değil zorunluluk olmasını talep ediyorlar.

Gelecek İçin Cumalar dünya tarihindeki ilk çocuklar ve gençler tarafından başlatılan direniş. Küresel iklim değişikliği ise dünya tarihini gerçek anlamda bitirebilecek tek kriz. Bun yazıyı buraya kadar okuyan herkesin, derin bir nefes aldıktan sonra, kendi çocuğunun aynısını rahatça yapabilmesi için üzerine düşenleri dikkatlice düşünmesi gerekiyor.

 

İlginizi çekebilir
Günümüzü Anlamak

Kağıttan Kuğu Yapmanın Eğitim Motivasyonu Üzerine Öğretileri

Günümüzü Anlamak

Tesla vs Edison : “Outliers” Perspektifinden

Günümüzü Anlamak

Şeffaflığın Sınırları Zorlanıyor: Olağanüstü Şeffaflık

Günümüzü Anlamak

Algoritmaların Gölgesinde: Ne Kadar Özgürüz?

Başlangıç Noktası E-bülten

Merak etmeyin. Asla Spam yapmıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir