Günümüzü Anlamak

Akıllı Şehir Politikaları Üzerine 5 Eleştiri

Akıllı şehir konsepti, coğrafya bağımsız tüm dünya şehirlerinin 2010’lardaki trend konusu gibi görünüyor. Artık ülkelerden ziyade şehirlerin marka savaşı yaşandığı dünyamızda her şehir, “daha ​​akıllı”, daha rekabetçi olmak için bir uğraş içerisinde. Nitekim, hızla büyüyen şehirleşme trendi ve giderek artan nüfusunun barındırılması için önümüzdeki yıllarda 100 akıllı şehir inşa edileceğini ilan eden Hindistan gibi bazı ülkeler, akıllı şehir görüşünü aktif olarak benimsediler ve uygulamaya döktüler. Bununla birlikte, akıllı bir şehri oluşturan unsurlar üzerinde hali hazırda evrensel olarak antant kalınmış değildir. Bu hususta iki ana akıllı şehircilik vizyonu bulunmaktadır; her ikisi de yeni bilgi ve iletişim teknolojilerinin (ICT) şehir yönetişimine ve gelişimine yönelik uygulamalarının neoliberal, pragmatik, ideolojik olmayan vizyonlar ile desteklendiği görüşlerdir. Bir tarafta kentsel dokusunu giderek daha etkin hale getirmiş, “her şeyden” oluşan (Greenfield, 2006) – yazılım etkin altyapılar ve kentsel yönetim ve yönetişimi artırmak için kullanılan ağ bağlantılı dijital cihaz ve sensörlerden oluşan şehir görüşü bulunmaktadır. Burada akıllı bir şehir, ICT altyapısı ve büyük veri üreten her yerde bulunan bilgisayarların kullanımıyla gerçek zamanlı olarak izlenebilen, yönetilebilen ve optimize edilebilen şehirdir (Townsend, 2013). Öte yandan, akıllı bir şehir, ekonomisini giderek gelişen teknolojiden ilham alan inovasyon ve girişimcilikle yönlendiren, bu sayede işletmeleri kendine çekecek, verimlilik ve tasarruf yaratacak ve şehir yönetimi ile işletmelerin verimliliğini ve rekabetçiliğini artıracak bir şehirdir (Caragliu et al., 2009). Burada, bilgi odaklı, esnek kentsel sistemler üretmek için insan sermayesini, yaratıcılığını, eğitimini, sürdürülebilirliği, yönetişimi ve ekonomik aktiviteyi yeniden şekillendirmek için ICT’yi kullanan, hatta bunu merkeze alan politikaların oluşturulması ve benimsenmesi üzerinde durulur.

Akıllı Şehirler Üzerine 5 Eleştiri

Akıllı şehirlerin gelişimini savunan güçlü bir politik ve ekonomik lobi bulunuyor; akıllı şehir dönüşümü bir şehirde girişimciliğin ve inovasyonun serpilmesi için olmazsa olmaz bir politika olarak görülüyor. Bu lobinin öne sürdüğü argümanlar, akıllı şehirciliğin daha verimli, etkili, sürdürülebilir, esnek ve güvenli şehirlere imkan sağlayacağı yönünde. Bu politikalara eleştirel yaklaşan bilim adamları, politika analistleri ve sivil toplum örgütleri bulunuyor. Bu eleştiriler şu şekilde özetlenebilir:

1)Teknokratik Yönetişim Modeli

Akıllı şehirlerle ilgili en büyük endişe, bir şehrin tüm yönlerinin teknik çözümlerle ele alınabilecek teknik sorunlar olarak ölçülebildiğini, izlenebileceğini ve çözülebileceğini varsayan teknolojik yönetişim biçimlerini benimsemeleri ve teşvik etmeleridir. Diğer bir deyişle, karmaşık sistemlerin hesaplama yoluyla çözülebilecek veya optimize edilebilecek özenle tanımlanmış sorunlara indirgenebileceği inancı vardır. Bu bakış açısında, mantıklı, bilimsel metotlarla ve tarafsız bakıldığında bir şehri en optimum şekilde yönetmek için gereken şeyler yeterli hacimde veri ve bunları işlemeye uygun algoritmalardır. Teknokratik yönetişim modeline üç büyük eleştiri bulunuyor. Birincisi, teknokratik yaklaşımların son derece indirgemeci kaldığı, her zaman sınırlı bir veri seçimine dayandığı ve algoritmaların çıktısına göre şekillendiği; kültür, politika, yönetişim ve sermayenin şehir hayatını şekillendirmedeki daha geniş etkilerini hesaba katmadığıdır. İkincisi, teknolojik çözümlerin büyük ölçüde, sorunların temelini oluşturan yapısal sorunları çözmek yerine, sorunların tezahürlerinin etkin bir şekilde yönetilmesine odaklanmasıdır. Bu nedenle, büyük resimde bir dizi başka politika ile ele alınmadıkça, büyük ölçüde sebepten çok sonuç üzerinden optimizasyonlara gitmektedirler.  Üçüncüsü, teknolojik kontrol ve komut sistemleri gücü ve karar vermeyi dağıtmak yerine seçkin, yekpare bir idari ofis kümesinde merkezileştirme eğilimindedir. Sonuç olarak, akıllı şehir uygulamalarının yukarıdan aşağıya, merkeziyetçi yönetişim biçimleri üretmesi kaçınılmazdır. Kayıtzinciri teknolojisinin akıllı şehir uygulamalarında aktif olarak kullanılması bu noktada en olası çözümlerden biri olarak görülmektedir.

2) Yönetişimin Kurumsallaştırılması

İkinci endişe, akıllı şehir politikalarının doğası gereği fazla teknokratik olmasının yanı sıra, devlet işlevlerini yeni pazar fırsatları olarak gören büyük kurumsallar tarafından çıkarları doğrultusunda fazlasıyla yönlendirilmesidir (Greenfi eld, 2013; Townsend, 2013). Dünyanın en büyük dijital teknoloji ve danışmanlık şirketlerinden birçoğu, IBM, Cisco, Intel, Amazon, Microsoft, SAP, Google, Oracle, Alibaba ve Microsoft da dahil olmak üzere akıllı şehir inisiyatiflerini yürütüyorlar ve yeni akıllı şehirler inşa etmede kilit ortaklar olarak şehir yönetiminde aktif oyuncular haline geldiler. ICT ve veri çözümleri ile sıfırdan inşa edilen akıllı şehirlerin altyapılarını güçlendirmek için (örneğin, Songdo veya Masdar Şehri) veya kurulmuş şehirlerin peyderpey akıllılaştırılması için konumlanmaktadırlar. Bu tür şirketler yenilikçi ve faydalı müdahaleleri teşvik ediyor olsalar da, devlet tarafından geleneksel olarak sunulan düzenleme ve yönetişimi içeren rollere soyunmaya çalıştıkları için kamuda belirli endişeler yaratmaktadırlar. Potansiyel olarak teknolojik bir kilitleme ve kendine bağlı bırakma rolü yaratmakta ve bir süre sonra tekel pozisyonuna gelmektedirler. Tüm akıllı şehirleri, teknoloji şirketlerinin olmazsa olması ölçeklenebilir ürün ve servislerle dönüştürmek istedikleri için yerel kültürler veya politik yapılar hakkında çok az bilgi ve kaygı ile paket çözümleri satmaya ve uygulamaya çalıştıkları görülmektedir.

3) Kırılgan ve Dış Müdahaleye Açık Sistemler

Üçüncü büyük endişe, şehir hizmetlerini ve altyapılarını izlemek, işletmek ve yönetmek için dijital teknolojilerin, sensörlerin, bulut yazılımlarının, yapay zekanın her yerde kullanılmasının, doğal olarak dolandırıcı ve kırılgan ve virüslere, sorunlara, çökmelere ve güvenlik saldırılarına eğilimli ortamlar yaratmasıdır (Kitchin ve Dodge, 2011; Townsend, 2013). Yazılım odaklı teknolojiler doğası gereği kısmi, geçici, gözenekli ve arızaya açık olduklarını bilerek satılırlar ve bakım/servis seviyesi anlaşmaları ile beraber satılırlar. Bu tür teknolojilerin güncel durumlarla başa çıkmak için rutin olarak yamalanması ve güncellenmesi gerekir. Ayrıca, sistem çökmüş, parçalı olarak kapatılmış veya değerli veriler çalınmış durumdayken kötü niyetli saldırılara karşı savunmasızdırlar. Sistemler gittikçe daha karmaşık hale geliyor, birbirine ve merkezi yazılımlara bağımlı hale geldikçe, kararlı, sağlam ve güvenli cihazlar ve altyapılar üretmek zorlaşıyor.

4) Gözetim Ekonomisi ve Profilleme

Akıllı şehir teknolojileri hem çok yüksek hacimli veri üretir hem de efektif bir şekilde çalışabilmek adına büyük miktarlarda veriye ihtiyaç duyar. Devlet kurumları, cep telefonu operatörleri, uygulama geliştiricileri, internet şirketleri, finansal kurumlar, perakende zincirleri ve güvenlik şirketleri tarafından kullanılan dijital CCTV, perakende satış kontrolleri, akıllı telefonlar, çevrimiçi işlemler ve etkileşimler, sensörler, tarayıcılar, sosyal medya – hepsi şehir sakinleri hakkında büyük hacimde ayrıntılı veri üretir. Bu veriler rutin olarak veri ticaretinde gittikçe daha önemli bir meta olarak işlem görmekte ve devlet güvenliği adına polis teşkilatları tarafından incelenmektedirler. Akıllı şehirlere giden yolda 360˚ gözetimin oluşturulması ve geniş çaplı veri takibi (veri kümelerinde gezinme ve verilerin birbirine bağlanması) ile gelen kestirimci olarak sosyal sınıflandırma çok büyük endişelere sebep olmaktadır. İnsanlara nasıl davranılacağını belirlemek için veri ve algoritmaları kullanan yönetişim modeli, özgür ve güçlendirici bir gelişme olmaktan çok, gizlilik, mahremiyet, ifade özgürlüğü ve özgür yaşam şansının kısıtlandığı, yüksek derecede kontrolle, adil olmayan, farklı amaçlar uğruna kitleler halinde yönlendirilebilen toplumlara yol açabilir. Bu endişeler, Netflix’te çok yeni yayınlanan The Great Hack belgeselinde, veri satışlarının ve profillemenin Amerikan başkanlık seçimlerini ve Brexit oylama sonucunu ne denli etkilediğini gördüğümüzde daha da somut hale geliyor. The Great Hack, dijitalleşme ve veri ekonomisi perspektifinde Cambridge Analytica skandalının perde arkasını gözler önüne sererken, kullanıcı verilerinin gizliliğinin insan hakları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini de ele alıyor.

5) Akıllı Şehir Verisinin Politikliği

Daha önce de bahsettiğimiz gibi akıllı şehir altyapılarının dayandığı veriler objektif ve ideolojik olmayan verilerdir. Bir sensörün veriyi ölçüp buluta iletirken nasıl bir politikası olabilir? Aynı şekilde, bu verileri işlemek için kullanılan algoritmaların bilimsel objektifliğe dayanan formülasyon ve işlemlerinde ideolojik olmadığı iddia edilmektedir. Böyle bir veri ve algoritma çerçevelemesi, akıllı şehir projelerinin politik olarak tarafsız ve kapsayıcı bir imaj oluşturmasını sağlar.  Ancak eleştirmenler, veri toplama ve işleme metodlarının çok daha karmaşık olduğunu, hangi verilerin üretildiği, hangilerinin toplandığı, bu verilerin işlenmesini sağlayan algoritmaların parametrelerinin ne şekilde konfigüre edildiğinin, salt teknik ve mühendislik bakış açısından ziyade bir düşünce sistemi, kamuoyu ve politik görüş, etik çerçeve, regülasyonlarını düzenleyenler ve finansman sağlayıcılar tarafından şekillendirilen seçimlerin ve kısıtlamaların ürünü olduğunu iddia ediyorlar. Bu da akıllı şehir yönetiminin ne derece şeffaf ve tarafsız olacağı konusunda büyük kaygılar yaratıyor.

IBM tarafından kanaat önderliği şapkasıyla, 2010’dan bu yana daha akıllı şehirlerinin ortaya çıkmasının önündeki zorlukların, akıllı şehirlerin yaratılması için iş, hükümet, STK, vatandaş ve akademi taraflarından incelenmesi adına bir çağrı var. Bu çağrı, ağ bağlantılı şehirciliğin yaygınlaşması için dijital teknolojilerin önümüzdeki birkaç on yıl boyunca şehirlerin dokusuna yerleştirilmesi amacını güdüyor. Sonuç olarak akıllı şehircilik vizyonu, güvenli, verimli, üretken, rekabetçi, sürdürülebilir, esnek kentler üretmek için dijital teknolojilerden yararlanmaya çalışan şehirler için güçlü ve doğru bir söylemdir. Bu dönüşüm, kentsel nüfuslardaki öngörülen büyük artış ile başa çıkabilmenin, iklim değişikliğine ve diğer çevresel şoklara uyum sağlamanın ve daralan kamu bütçeleri ile şehir yatırımlarında verimlilik sağlamanın en etkili yoludur. Akıllı şehir dönüşümlerinin yol planları şehirlerin karşılaştığı çeşitli meselelerle başa çıkmak için pragmatik, ideolojik olmayan, ortak bir yaklaşım şeklinde, tüm paydaşların katılımlarıyla çizilmelidir. Yukarıda saydığımız 5 büyük endişenin giderilmesi için yasal ve etik çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bu noktada devlet organları yetersiz kaldığı için, bu haritaların belirlenmesinde Türkiye Bilişim Vakfı gibi düşünce kuruluşları ve Başlangıç Noktası gibi platformların önemi oldukça büyüktür.

Referanslar :

https://www.researchgate.net/publication/327125337_IoT_Applications_in_Smart_Cities_A_Perspective_Into_Social_and_Ethical_Issues

https://pdfs.semanticscholar.org/6735/5d805dd4de56b92c4f6301b578f6dae3328c.pdf

http://www.kitchin.org/wp-content/uploads/2019/04/smart-cities-and-politics-of-urban-data-2016.pdf

https://medium.com/@opendatacon/smart-cities-pose-fresh-ethical-challenges-for-open-governance-926fe4faefb3

İlginizi çekebilir
Günümüzü Anlamak

Veri Okuryazarlığını Anlamak

Günümüzü Anlamak

Bitcoin ile Aya Yolculuk

Günümüzü Anlamak

KonuŞu: Yeşil Şehirler - Çevreciliğin Dönüşümü

Günümüzü Anlamak

OECD Tarafından İşin Geleceği Üzerine Yayınlanan Raporun İncelenmesi

Başlangıç Noktası E-bülten

Merak etmeyin. Asla Spam yapmıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir