Sosyal Medya

Mertlik Bozuldu… Çözüm Arama Zamanı


“Sosyal medya icat edildi mertlik bozuldu”

İnternetin hayatımıza girdiği son 30 yılda bugünkü iktidar sınıfının bilmediği, tanımadığı, alışkın olmadığı birçok kavramla tanıştık. Yani bir tane değil… Evimiz cinlerle doldu ve dolmaya da devam ediyor. Aklımıza gelen her türlü bilgi ve iletişim teknolojisi, ağlardan besleniyor ve neredeyse her gün hayatımıza yeni bir kavram ekleniyor.

Genellikle iktidarların son gelişmeler hakkındaki çoğunluk düşüncenin bu olduğunu sanıyorum. Bunu söylediğim zaman da yalnız ülke yöneticilerini veya belli ülkelerdeki, yörelerdeki yöneticileri kastetmiyorum. Herhangi bir kurum; devlet, şehir, eyalet, şirket, spor kulübü, futbol takımı… Aklımıza gelebilecek tüm kurumlar için geçerli. Hem de internet ağına bulaşmış; dünyanın en ileri ülkelerinden en geri kalmışına kadar…

Sosyal medyayla 2000’li yıllarda bayağı iyi geçiniyorduk. 2010’lu yıllarda aramız bozulmaya başladı. Linç kültürü, yalan haberler… 20’li yıllara geldiğimizde ise artık evimizin içinde bir cinle birlikte yaşar olduk. Hem kurtulamıyoruz hem de nasıl birlikte yaşayabildiğimizi bilmiyoruz.

Bugün bizim bildiğimiz Facebook, YouTube, Instagram’dan önce sosyal medyayla tanışmıştık aslında. Sevgili Sedat Kapanoğlu haklı olarak Ekşi Sözlük’le yolu açtığı zaman bu kahramanları tanımıyorduk bile. Ekşi Sözlük dünyada sosyal medyanın öncülerindendir.

Aslında sosyal medyanın gelişi çarşambadan belliydi ama biz göremedik. Belki de internetin hayatımıza girmesinden itibaren “sosyal medyadan” kaçış yoktu. Herhangi bir zaman ve mekân sınırı tanımadan bir iki tuşla ilişki kurmak internetin devreye girmesiyle oluşmuştu. Facebook, Ekşi Sözlük ve benzerleri kavramı daha iyi yerleştirdi.

Yalnız sosyal medya da değil…

Çok büyük bir iddia olabilir ama zararı yok: Ne kadar farkındayız bilmiyorum ama, bundan 30 sene öncesine kadar bildiğimiz her türlü kavram ve kurum ya çok sancı çekerek değişecek ya da yok olup gidecek. Kurum dediğim zaman elle tutulur şirketleri, vakıfları veya binaları kastetmiyorum. Buna demokrasi, devlet, hukuk sistemi, eğitim sistemi, ulus devlet kavramları ve ekonomi de dahil.

Örneğin “ekonomiyi” ele alalım: Ekonominin klasik ve en kısa tanımı “kıt kaynakların yönetimi”dir ve “data” içermez. Data kıt mıdır? Az, çok, doğru, yanlış, eksik, fazla… Hangisi nasıl ölçümlenebilir, nasıl ekonomik olarak anlam kazanır?

Son 10 yılda evimize yeni giren cinlerden bir tanesi blok zinciri. Abisi, daha küçük olduğu için büyü yapmayı bilmiyor. Bitcoin veya kripto paralar finans dünyasını yerinden oynatmaya başlıyor ama altında yatan teknoloji olan blok zinciri; hukukun en temel kavramı “sözleşmenin” yeniden tanımlanmasını ve değerlendirmesini gerektiriyor. Bugünkü adalet sisteminin hiçbir denetim mekanizması blok zincirinin özünü taşıyabilecek boyutta değil.

Sosyal medyanın seçim sistemi ve demokrasiye yaptığı atak zaten gözümüzün önünde cereyan ediyor. Cambridge Analytica’nın ABD seçim sisteminde gerçekleştirdiği manipülasyonlar büyük bir ihtimalle seçim sonuçlarını değiştirdi. Brexit’te ise sosyal medyanın etkisi yadsınamaz.

Nispeten gelişmiş demokratik ülkelerde belki gözle görülür çok büyük kazalar olmuyor. Ama Myanmar daha farklı bir örnek. Sosyal medyanın gazıyla Arakan’lara yapılan atak ülkeyi kan gölüne çevirdi. Özellikle “sahte haber” kavramının yeni bir mekanizmayla önüne geçmedikçe benzer tehditlerin arttığını göreceğiz.

Yeni bir gözlükle baktığımız zaman benzer örneklerin sayısını arttırabiliriz. İnternet’le somutlaşan “ağlar” kavramını sistem olarak içselleştirmedikçe bizleri daha çok cin ve büyü bekliyor. Blok zincirini daha tanımadığımız gibi; artırılmış veya sanal gerçekçilik, yapay zeka, 3 boyutlu baskı, robotlar, derin öğrenme gibi teknolojiler hayatımıza girmedi bile.

İnternet hayatımıza girmeye başladığı zaman birçok sorunun doğal çözümü olarak umut yaratmıştı. Bugün ise internet; özellikle hâkim sınıfların, iktidarların önünde devamlı sorun yaratan bir olguya dönüştü. Sonuç olarak iktidarların gittikçe savunmaya çekildiğini ve saldırganlaştığını görüyoruz. Üstelik de neye saldıracaklarını da bilmiyorlar… veya bilemiyorlar…

Şu anki alacakaranlık durum iki kesime yarıyor…

Birincisi, zaten alacakaranlık kuşakta yaşayan suç ortamına. Hızlı gelişen teknolojiye hukuk sistemi yetişemiyor. Doğan gri alan da inovatif suç unsurlarının ortaya çıkmasına neden oluyor. Bildiğimiz suçlara her yıl yenileri ekleniyor.

İkincisi ise eskimiş endüstriyel yapının üstünde gelişen yeni şirketler. Daha hala yeterli olarak tanımlanmamış veri ekonomisinin boşluğundan yararlanan başarılı şirketler. PwC’nin raporuna göre 7 şirketin piyasa değeri 2020 başı itibariyle 4.2 Trilyon dolara ulaştı.

Sonuç: Gittikçe açılan bir gelir uçurumu, gri alandan kanunla veya kanunsuz yararlanan bir kesim…

Sevgili gençler!… Benim çağrım size… Sizlere “internet kuşağı” diyebilir miyim?

Biliyorum kafanız karışık… Hepimizin kafası karışık. Her ne kadar dünyayı gelecek kuşaklardan borç aldıksa da elimizde olanı har vurup harman savurduk. Endüstri döneminin çözümleri geleceğin sorunlarının çözümü olamaz. Yeni modellere gerçekten ihtiyacımız var ve bunu internet öncesi gelişmesini tamamlamış iktidar kuşağı bulamaz. Yeni yöntemler ve modeller geliştirmenin vakti geldi. Bu dünyanın içine sizler doğdunuz, nasıl yaşayacağınızı sizler belirleyeceksiniz. Ağ teknolojilerinin yarattığı yeni boyut dünyanın her tarafını aynı şekilde etkiliyor. Zengin, fakir, gelişmiş, gelişmemiş, demokratik, antidemokratik her ülke, her kesim kendi payını alıyor. Çözüm sizlerde yatıyor. Kafa karışıklığını gidermenin ilk adımı geleceği doğru tanımlamaktan geçiyor.

Akademisyenler, ekonomistler, iş adamları, yöneticiler, mühendisler, sosyal bilimciler, felsefeciler, etikçiler… Dahası öğrenciler ve genç dimağlar… Yeni çözüm arayışları sizlerde yatıyor. Büyük düşünüp, ortak akla dayanıp çözüm bulmak için zamanınızı ve enerjinizi vermeniz lazım. Sorunu başkalarına ihale ederek çözümü beklemenin anlamı yok. Daha iyi düşünmesini beklediğimiz kurumlar ve ülkeler sizden bizden daha da ileride değiller çünkü. Önlem alınmadığı taktirde bu hızlı gelişen ortamda er veya geç en beklemediğimiz kurumlar da aynı kara deliğe çekilecekler.

Türkiye Bilişim Vakfı’nın içinde gençlerin oluşturduğu “Başlangıç Noktası” hangi alanda olursa olsun ağları içselleştiren çözüm arayışlarını örgütlemeyi hedefliyor. Sizleri aramıza bekliyoruz. Birlikle çözüm arayın, çözümlerin önünü açın. Dahası geleceğin dünyasında iz bırakın.

Dünya nasıl olsa değişecek: kırılarak değil; esneklikle, eğilip bükülerek değişsin.

Başlangıç Noktası E-bülten

Merak etmeyin. Asla Spam yapmıyoruz.

İlginizi çekebilir
Sosyal MedyaUzman Analizleri

Torba Kanun Algoritokrasi – Demokrasi Savaşında Yeni Perde

COVID-19Sosyal Medya

Bulaşıcı Hastalıklar ve Sosyal Medya

Sosyal Medya

Üniversiteyi Bitirmeyen Bir Çocuk Sosyal Medyayı Nasıl Çöplüğe Çevirdi?

Dijital DönüşümSosyal Medya

Duygu Analizi- Sosyal Medya İçerikleri

Başlangıç Noktası E-bülten

Merak etmeyin. Asla Spam yapmıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir