Günümüzü Anlamak

Netflix’in Bozguncu Yeniliği Roma

Kurulduğu 1998 yılında kullanıcılarına DVD’leri kargo yoluyla göndererek kar etmeyi amaçlayan Netflix, 2018 yılında içerik üretimine 8 milyar dolar yatırdığını açıkladı. Netflix’in 2018 yapımları arasında en çok konuşulanı ise Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan ve Golden Globes’da Yabancı Dilde En İyi Film ödülünü kazanan Alfonso Cuaron’un yönettiği Roma oldu. 1970’lerin Meksika’sında Avrupa kökenli bir doktorun evinde çalışan Meksika yerlisi Clea’nın hayatını konu alan filmin Cannes Film Festivali’nde yarışmasına ise izin verilmedi. Adını geçtiği Meksiko City’nin post-koloniyel mahallesi Roma’dan alan film, Netflix’in ‘sanat filmi’ olma derdini taşıyan ilk yapımı.

Roma’dan önce yapımını üstlendiği filmleri sinemalarda göstermeden direkt online platformunda yayımlayan Netfilx, 2018’de strateji değişimine gitti ve Roma’yı 14 Aralık’ta kendi platformunda yayınlamadan önce 21 Kasım’dan başlayarak 3 hafta boyunca ABD ve İngiltere’de 600 sinemada vizyona soktu. Netfilx, kendi yapımını sinema salonlarına taşıyan ilk teknoloji şirketi değil. 2016 yılında Amazon, Oscarlarda yarışmasını istediği filmi Manchester by the Sea’yi önce sinemalarda göstermiş, film törenden En İyi Erkek Oyuncu ve En İyi Özgün Senaryo ödülleriyle dönmüştü.

Kritikler tarafından beğenilen yönetmen Cuaron’un Roma’sı 2018 yılında Cannes’da yarışamaması büyük tartışmalara sebep oldu. Cannes Festival Direktörü Thierry Fremaux  “hibrit sinema” olarak tanımladığı dijital platformlar tarafından üretilen sinemanın, hali hazırdaki film izleme alışkanlıklarını bozguna uğrattığı için ‘regüle edilmesi gereken bir alan’ olduğunu savunuyor. Bu, Netflix’in kalıplaşmış yapıları değiştiren ve kitlesine yeni alışkanlıklar kazandıran bir ‘bozguncu teknoloji’ olduğunun en büyük kanıtı. Netflix’in neden strateji değişikliğine gittiğinin cevabı ise tamamen sanatçısına ve kullanıcısına olan saygısı. Cuaron’un Roma’sı Alexa65 dijital kamera ile siyah beyaz çekilip sinema perdesinde 70mm projeksiyon kalitesi ile aktarıldı. Cuaron tarafından da “sinema ekranında izlenmesi tavsiye edilen” filmin, hiç bir star oyuncu bulundurmaması (ilk defa bir yüksek prodüksiyonlu yapımda yerel Meksikalı bir oyuncu başrolde yer alıyor), iki dilli (Mixtec ve İspanyolca) ve 2,5 saate yakın uzunlukta olmasına rağmen Netflix’in “iyi sanata olan saygısından dolayı ulaşabileceği en yüksek etkiye ulaştığı” önde gelen sinema eliştirmenlerinin ortak kanısı.

Deloitte’in son 12 senedir yayımladığı ‘Dijital Medya Trendleri’ raporunun 2018 değerlendirmesine göre Netflix’in 8.4 milyon kullanıcısının %70’i bir oturuşta birden fazla içerik tüketiyor. Netflix’in CEO’su Reed Hasting bu durumu “bizim rakibimiz diğer herhangi bir medya kuruluşu değil sadece insanların gün sonundaki uyuma isteği” diyerek açıklıyor. Netflix’in bozguncu yenilikleri Cannes gibi kalıplaşmış yapılardan destek göremese de hem sanat üreticisinin hem de tüketicisinin desteği ve beğenisini aldığından halihazırdaki alışkanlıkları ve ‘doğruları’ değiştirmeye devam edeceğe benziyor.

Şimdi asıl soru Akademi Ödülleri 23 Ocak’ta açıklayacağı adaylıklardan Roma’ya nasıl bir yer verecek, ya da verecek mi? Daha da ötesi, 4 Mart 2019’da gerçekleşecek 91. Oscar Ödülleri’nde Netflix yapımcı olarak En İyi Film’i kazanabilecek mi?

İlginizi çekebilir
Günümüzü Anlamak

Türkiye’nin Hayal Haritasında Neredesiniz?

Günümüzü Anlamak

Toplumsal Dönüşüm Alanı Olarak Sanat

Günümüzü Anlamak

Vatikan neden Pokemon’a düştü?

Günümüzü Anlamak

Tarafsız Futbolun Yapaylığı VAR

Başlangıç Noktası E-bülten

Merak etmeyin. Asla Spam yapmıyoruz.