Uzman Analizleri

Robotlar Ekonomide Geleceğin Fırsatları Mı Yoksa Tehditleri Mi?

Mersin’de önemli çalışmalar yürüten Başlangıç Noktası lideri, Mersin Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ebru Arıcıoğlu, robotların ve otomasyonun ekonomiye etkisini değerlendiren bir bilgi notu kaleme aldı.

Uluslararası Robot Federasyonu tarafından sanayi üretiminde kullanılan robotlar “otomatik olarak kontrol edilebilen, yeniden programlanabilir ve çok amaçlı makineler” olarak tanımlanmaktadır. Bu robotlar kaynak yapma, boyama, birleştirme, malzemelerin yüklenmesi ve boşaltılması ya da paketlenmesi gibi çeşitli manüel işleri yapmak için programlanabilir. Bu robotlar emeğin/iş gücünün yerine geçebilir ama aynı zamanda vinç, devre kartı, dokuma tezgâhı ya da kahve makinesi gibi tek bir iş için dizayn edilmiş makinelerin de yerine geçebilir.

Endüstriyel Robotlar ilk defa 1960’larda Avrupa, Japonya ve ABD de kullanılmaya başlanmıştır. Uluslararası Robot Federasyonuna verilerine göre, günümüzde dünyada 1,4 – 1,7 milyon robot kullanılmakta iken, 2025 yılı itibariyle bu rakamın 4-6 milyona ulaşılacağını tahmin edilmektedir. Günümüzde her sektörde robotlar kullanılmamakta, bilgisayar ve elektronik ürünler, elektrikli aletler ve bileşenleri, taşıma araçları ve makineler olmak üzere dört tane sektörde ise yoğun olarak kullanılmaktadır. Ayrıca her yıl robotların %80’i Çin, Almanya, Japonya, Güney Kore ve ABD’de satılmaktadır. 

 Uluslararası Robot Federasyonu’nun 2015 verilerine göre Çin’de 10.000 işçi başına 49 robot kullanılırken, ABD’de 176, Almanya’da 301, Güney Kore’de ise 531 robot kullanılmaktadır. Ayrıca ABD’de otomobil sektörü var olan endüstriyel robotların %39’unu, elektronik sektörü %19’unu, metal ürünleri %9’unu ve plastik ve kimya sektörü ise %9 ‘unu istihdam etmektedir.

Robotlar ve bilgisayarlar ile ilgili teknolojiler, işgücünün yerini almaya başladıkça gelecekte işlerin ve ücretlerin ne olacağı ile ilgili kaygılar artmıştır. Birçok çalışma robotlar, işgücü piyasasına girdiğinde nelerin olabileceği hakkında spekülasyon yapmaktadır. Frey ve Osborne (2013) işleri otomasyona duyarlılığına göre sınıflandırılmış ve gelecek 20 yıl içinde Amerikan işçilerinin %47’sinin, ( literatürde bu konuda birkaç çalışma daha var ama genellikle Frey ve Osborne’nun yaptığı çalışmanın sonuçlarına atıf yapılmış) %45’inin risk altında olduğunu bulmuşlardır. Dünya Bankası ise OECD ülkeleri için bu oranın %57 olduğunu vurgulamıştır. 

Daron Acemoğlu ve Pascual Restrepo’nun 2017 yılında yaptığı çalışma, robotların işgücü piyasasına girişinin etkilerini araştırmıştır. Şimdiye kadar Amerikan ekonomisinde robotlar nedeniyle 360.000 ile 670.000 kişi işini kaybetmiştir. Bu rakam toplam istihdamın % 0.18- 0.34’üne denk gelmektedir. Ayrıca çalışmanın sonuçlarına göre üretimde kullanılan her bir robot yaklaşık 6.2 işçinin işini kaybetmesine neden olmaktadır Acemoğlu’nun çalışması 1990 ile 2007 yıllarını kapsıyor, 2008 krizi nedeni ile Acemoğlu çalışmasını 2007 yılı ile sınırlandırdığını belirtiyor. Çalışmada ayrıca mutlaka robotlar işçilerin yerine geçecek, çoğu meslekler ortadan kaybolacak ve insanlar üretim sürecinde gereksiz olacak görüşünün kesin olmadığı vurgusu yapılıyor. Bu geçiş sürecinde otomasyonun maliyeti ve ücretlerin bu tehdit karşısında ne kadar değişeceği belirleyici olacaktır. Ayrıca eğer bir endüstri belirli işlerde robotları çalıştırırsa, firmalarda ortaya çıkan verimlilik artışları yeni işler yaratabilir ya da diğer meslekler genişleyebilir. Yeni işlerin yaratılması vurgusu bu alanda yapılan çalışmalarda çok fazla yer alıyor. Belirli sektörlerde üretim robotlar tarafından gerçekleştirilmeli ama iş gücünü istihdam edecek diğer sektörlerde ihmal edilmemeli.

 Çalışma robotların ücretler ve istihdam üzerindeki etkisini araştırmıştır. Çalışmaya göre robotlar ortaokul, lise ve bazı yüksek okul ve üniversite mezunlarının hem istihdamını hem de ücretini azaltmaktadır. Üniversite mezunlarını yine olumsuz etkilemekte ama etkinin derecesi çok azdır. İşin ilginç yanı ise lisansüstü mezunlarının ücreti ve istihdam düzeyi üzerinde olumlu ya da olumsuz hiçbir etkisi üzerindeki etkisi bulunmamaktadır. Bilgisayarla desteklenmiş teknolojilerin aksine endüstriyel robotlar nitelikli iş gücünün istihdamını sanılanın aksine tamamlamayabilir başka bir deyişle yüksek nitelikli iş gücünün yerine geçebilir. Fakat bu konuda henüz son söz söylenmemiş, yani Acemoğlu bu konuda elde edilen sonuçların henüz kesin olmadığını belirtiyor.

 Boston Danışmanlık Grubu 2016 yılında yaptığı bir çalışmada endüstrileri mesleklerde, görevlerde robot kullanımını maliyetlerine göre sınıflandırmıştır. Bu sınıflandırmayı gösteren Tablo 1’e göre şu anda en fazla robot, bilgisayar ve elektronik ürünler, elektrikli aletler ve parçaları, taşıma araçları ve makine endüstrilerinde kullanılmaktadır. Ayrıca gelecekte de bu sektörlerin robot kullanımında lider olacağı tahmin edilmektedir. 2025 yılı itibariyle robot kurulumlarının %75’inin bu sektörlerde gerçekleşmesi beklenmektedir.

Tablo 1: Endüstrilerde Robotların Kullanım 

382

Kaynak: Boston Danışmanlık Grubu

Plastik ve kauçuk ürünleri, petrol ve kömür ürünleri ve temel metallerden oluşan ikinci endüstri grubunda ise 2025 yılı itibariyle görevlerin %10-20’sinin robotlar tarafından gerçekleştirileceği tahmin edilmektedir. Plastik ve kauçuk üretiminde malzemelerin işlenmesi, montajı, kaynak ve makine işlemleri gibi görevlerin %86’sı otomasyona uygun iken bu sektörlerdeki ücretler göreli olarak düşüktür. Bu da otomasyonu, düşük ücretlerin geçerli olduğu gelişmekte olan ülkelerde sınırlamaktadır.

  Kimyasallar, kağıt ürünleri, yarı işlenmiş metaller, gıda işleme ve tekstil ürünlerinde yine küresel düzeyde ucuz işgücü nedeniyle gelecek 10 yılda görevlerin sadece %1 ile %5’nin robotlar tarafından gerçekleştirileceği beklenmektedir.

 Gelecek 10 yılda robotlarda kullanılan hardware ve software programlarının fiyatlarının ortalama % 20 oranında düşmesi ve aynı zamanda robotların performanslarının yılda ortalama % 5 oranında yükseleceği tahmin edilmektedir. Bugün 100.000 $ ile alacağınız bir robot, aynı para ile 10 yıl önce aldığınız robottan 2 kat daha fazla performansa sahiptir. Şekil 1 otomobil endüstrisinde kullanılan robot sisteminin günümüze kadar olan ve öngörülen maliyet düşüşlerini göstermektedir. 

383

Kaynak: Boston Danışmanlık Grubu

Robotlar daha ulaşılabilir ve kolay programlanabilir hale geldikçe daha çok küçük üretici onları kullanabilecek ve mal zincirlerine daha fazla entegre edebilecektir.

Robotların ekonomide kullanılması ile ortaya çıkacak verimlilik artışı teknolojik gelişmelerin olumlu yanı iken neden olacağı işsizlik ise olumsuz yanıdır. Fakat bu, aslında yeni bir durum değil. Aceomoğlu ve Robinson Ulusların Düşüşü adlı kitaplarında bunu tarihsel bir örnekle açıklamaktadır; 1589’da tekstil üretiminin mekanizasyonunu başlatan örgü makinesinin mucidi olan William Lee, İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth’e makinesinin patent iznini almak için başvurduğunda “Hedefiniz çok yüksek Efendi Lee. Bir düşünün icadınızın zavallı kullarıma nelerin yapabileceğini. İşlerini ellerinden alarak mutlak suretle yıkımın eşiğine getirir ve böylece hepsini dilenciye çevirir” cevabını alır. Günümüzde ise ülkeler çok farklı düşünüyorlar. Gelişmiş ülkeler rekabetçi konumlarını sürdürmek, gelişmekte olan ülkeler ise gelişmiş ülkeleri yakalamak ve aynı standartta üretim yapabilmenin yolunun yenilikten, teknolojiden geçtiğinin farkına varmış durumdalar.

Boston Danışmanlık Grubu, 2016 yılında yaptığı bir çalışmada dünya mal ihracatının %90’sınını gerçekleştiren 25 ülke ekonomisinde robotların kullanım hızlarını araştırmıştır. Ülkeleri; benimseme hızlarına göre agresif, hızlı, ılımlı ve yavaş olmak üzere dört kategoriye ayırmıştır. Şekil 2 bu sınıflandırmayı göstermektedir.

Şekil 2: Başlıca Mal İhracatçı Ülkelerin Robotları Üretimlerinde Kullanma Hızları/ Modelleri

384

Agresif başka bir deyişle çok hızlı benimseyenler grubunda Endonezya, Güney Kore, Tayvan ve Tayland yer almaktadır. Bu ülkelerin işgücü maliyetleri gözönüne alındığında üretimlerinde beklenenden daha hızlı olarak robotları benimsedikleri göze çarpmaktadır. Örneğin Güney Kore dünya ortalamasından dört kat daha hızlı üretimlerinde robotları kullanmıştır. 2020 itibariyle görevlerin %20’sinin ve 2025 itibariyle %40’nın robotlar tarafından gerçekleştirileceği tahmin edilmektedir. Tayland ve Endonezya ise imalat sanayilerinde diğer ülkelere göre iki kat daha hızlı ve fazla robot kullanmaktadır. Endonezya gibi gelişmekte olan bir ülkenin üretimde yoğun bir şekilde robotları kullanmasının nedeni gelişmiş ülkelerle aynı standartta mal üretmek istemesidir. Eğer bu trend devam ederse 2025 yılı itibariyle görevlerin %50’sini robotlar gerçekleştirecek ve % 60 düzeyinde piyasa doygunluğa ulaşacaktır.

 Bu dört ülkenin robotları bu kadar çabuk benimsenmesinin nedenleri arasında yüksek ücret artışları ve bazılarında işsizlik oranının düşük olması ve işgücünün hızla yaşlanması sayılmaktadır.

 Güney Kore, akıllı robot endüstrisinin benimsenmesi ve kullanımın yaygınlaştırılması için yeni bir 5 yıllık plan başlatmıştır. Bu plan, kamu ve özel sektör yatırımı için 2.6 milyar $ ayırmakta ve bu sektörden elde edilecek yıllık hasılatı üç kat arttırıp 7 milyar $’a ve ihracatı ise 2.5 milyar $ ‘a yükseltmeyi hedeflemektedir.

 Hızlı benimseyen ülkeler grubu ise Kanada, Çin, Japonya, Rusya, İngiltere ve Amerika’dan oluşmaktadır. Çin’de ücretler düşük olmasına rağmen yeni kurulan fabrikalarda robotlar kullanılmaktadır. Çünkü firmalar gelecekte ücretlerin yükseleceğini ve aynı zamanda Çin içindeki bazı bölgelerde nitelikli işgücü açığının daha da artacağı tahmin etmektedir. Eğer Çin bu hızla robotları benimsemeye devam ederse imalat sanayinde ücretlerin 2025’te %24 daha düşük olacağı tahmin edilmektedir. Bu sayede Çin dünya ekonomisindeki rekabetçi konumunu devam ettirecektir. 

 Ilımlı Benimseyiciler Grubu ise; Avustralya, Çek Cumhuriyeti, Almanya, Meksika ve Polonya’dan oluşmaktadır. Bu ülkeler büyüme hızları ile aynı orantılı olarak robotları ekonomilerinde kullandıkları için ılımlı benimseyiciler olarak nitelendirilebilir. Bu grupta robotların 2025 yılı itibariyle görevlerin %30 ile %35’ini gerçekleştireceği ve piyasa doygunluğuna ise en erken 2035’te ulaşılacağı tahmin edilmektedir.

 Yavaş Benimseyiciler Grubu ise, ele alınan 25 ülke içinde robotları en yavaş benimseyen ülkelerden oluşmaktadır. Hindistan dışındaki ülkelerinde bazılarında ücret düzeyi çok yüksektir ve nüfus hızla yaşlanmaktadır. Eğer bu eğilim devam ederse robotların görevlerin %15’ini gerçekleştirmesi ve piyasanın doygunluğa ulaşmasının daha geç olacağı tahmin edilmektedir. Bu durumda bu gruptaki ülkelerin hızlı benimseyen gruptaki ülkeler ile rekabet etmesi zorlaşacaktır.

 Robotları işgücü piyasasına etkisi konusunda şöyle bir görüş birliği olmuş; robotlar üretimde rutin işlerin yerine geçecek, çünkü imalat sanayindeki işlerin büyük çoğunluğu iyi tanımlanmış, sınırları belli, tekrarlanan süreçlerden olduğu için kolaylıkla otomasyona uygundur. Bu durum işgücü piyasasında kutuplaşmaya yol açıyor, yüksek gelirli bilişsel işler ile düşük gelirli manuel işlerde istihdam artarken, orta düzey gelir elde eden rutin işlerde istihdam azalmaktadır.Robotların ekonomide yol açacağı bu kutuplaşma etkisi birçok çalışmada vurgulanıyor ve gelir dağılımında adaletsizliğe yol açacağı belirtiliyor. Ayrıca endüstriyel robotların nitelikli işgücünün yerine geçebileceği görüşü gittikçe kabul görmektedir. Amerika’nın önde gelen üniversitelerinden biri olan MIT Profesörlerinden Erik Brynjolfsson ve Andrew McAfee ‘ye göre bilgisayarlar geliştikçe firmaların daha az insana ihtiyacı olacaktır. Ama burada özellikle ihtiyaç duyulan nitelikli işgücü sayısı da azalmaktadır.

Bu değişimin hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelere etkisi bulunmaktadır. Eğer dijitalleşme gelişmiş ülkeleri kendilerine daha fazla yeterli hale getirirse, ( bu olası bir durum çünkü bu ülkelerin geliştirdikleri robotların patentleri zaten kendilerine ait), başka bir deyişle üretimin daha az aşamasını gelişmekte olan ülkelere kaydırır ve üretimlerini ülke içine taşırlarsa bu durumda gelişmekte olan ülkeler ücret avantajını kaybedebilirler. Teknoloji hızla işyerlerini ve talep edilen nitelikleri değiştirmekte ve daha da kötüsü mevcut işçileri daha az istihdam edilebilir hale getirmektedir. Fakat yeni beceri/ nitelik yaratmada eğitim sisteminin değişimi/ uyumu yavaş olmaktadır.

 Fakat yeni becerilere ihtiyaç arttıkça, gelecekte hangi becerilere ihtiyacımız olacağını tahmin etmek giderek güçleşmektedir. Bazılarına göre cevap bilim, teknoloji, mühendislik, matematiğin yanı sıra kod yazma gibi insanların teknoloji geliştirebileceği ya da teknoloji ile çalışabileceği becerilerdir. Dünya Bankası’nın yaptığı bir çalışmaya göre geleceğin çalışanlarının, otomasyonun olumsuz etkilerinden mümkün olduğunca az olarak etkilenebilmesi için temel bilimlerin yanı sıra özellikle rutin olmayan bazı zihinsel / bilişsel becerilerin geliştirilmesi gerekmektedir. Bu beceriler;

• Eleştirel düşünme ve analiz için problem çözme becerisi

• Yeni bilgiler edinme için öğrenme becerisi; başka bir ifade ile öğrenebilmeyi öğrenmek, tecrübelerden ders çıkarmak ve onları yenilik araştırmalarında kullanmak.

• İletişim becerisi; Diğer insanlarla iletişim kurmak için okuma, yazma, bilgi toplayabilmenin yanı sıra iletişim araçları olarak bilgi ve iletişim teknolojilerini ve bir yabancı dili kullanma

• Sağlam/güçlü muhakeme yapma ve risk yönetimi için gerekli olan kişisel beceriler

• Sosyal beceriler; takım arkadaşlarını motive etme ve onlarla işbirliği yapma, müşteri ilişkilerini yönetmek, liderlik etmek, anlaşmazlıkları çözmek ve sosyal ağlar geliştirmek.

  Acemoğlu da gelecekte mesleklerin teknolojik gelişmelerden mutlaka etkileneceğini vurgulamıştır. Örneğin ileride yapay zekâ, muhasebecilere olan ihtiyacı azaltabilir. Fakat müşterilerin tercihleri ile seçenekler arasında bir tür empati yaparak müşterisini bilgilendirecek vergi danışmanlarımıza ihtiyacımız olacaktır. Bu tür meslekler bilgisayarlar ile müşteriler arasındaki ara yüzler olacaktır. Geleceğin işleri iletişim, esneklik ve sosyal beceriler gerektirecektir.

Yararlanılan Kaynaklar

  • Acemoglu, Daron ” On technology and the Future of Work” (2 Şubat 2018),
  • http://robohub.org/3q-daron-acemoglu-on-technology-and-the-future-of-work
  •  Acemoglu, Daron ve Restrepo Pascual, (2017), “Robots and Jobs: Evidence from US Labor Markets”, NBER Working Paper No. 23285, March.
  •  Acemoglu, Daron ve Robinson James “Ulusların Düşüşü” (2012) Doğan Kitap.
  •  Boston Consulting Group, (2015) “The Robotics Revolution, The Next Great Leap in Manufacturing”
  •  Brookings Blum Roundtable (2016) “The Future of Work in Developing World”, Global Economy and Development.
  •  Frey C. B. ve Osborne Michael (2013) ” The Future of Employment: How Susceptible are jobs to Computerisation?”
  •   World Bank (2010) ” Stepping up Skills”.
  •  World Bank (2016) “World Development Report 2016: Digital Dividends”.
İlginizi çekebilir
Uzman Analizleri

Gençlik Olarak Ne Kadar Mutluyuz? Global Gençlik Mutluluk Endeksinin Söyledikleri

Uzman Analizleri

Geleceğin İş Yeri: Paylaşımlı Ofislerin Önemi

Uzman Analizleri

Avrupa Parlamentosu Seçimlerinin 5 Sonucu

Uzman Analizleri

Geleceğin Yükseköğrenim Kurumlarını Ne Tür Zorluklar Bekliyor?

Başlangıç Noktası E-bülten

Merak etmeyin. Asla Spam yapmıyoruz.