Uzman Analizleri

Teknolojinin İvmelenme Kanunundan Hızlanan Yakınsama Kanununa Bir Güzelleme

15 yıl önce, Ray Kurzweil, fütürizm tarihinin en önemli makalelerinden birini yayınladı: “Teknolojinin İvmelenme Kanunu” veya ‘’Hızlanan Geri dönüşler Yasası’’ (The law of accelerating returns). Bu alanda çok fazla Türkçe kaynak olmadığı için kanunun Türkçe ismini koyacak lüksümüz olduğunu düşünüyorum. Bu eser, üstel gelişen teknolojilerin lineer teknolojiye karşı muazzam gücünü sergiledi ve geleceğin ne getireceğini tahmin etmeye çalışan herkes için referans kaynak haline geldi. Yasaya göre, teknolojik ilerlemenin hızı – özellikle bilgi teknolojisi – zaman içinde üstel olarak artıyor. Bunu da ivme, hız, verimlilik, fiyat-performans ve “güç” gibi kriterleri baz alarak kanıtlayabiliyoruz. Üstel olmak, biyolojide olduğu gibi tamamen evrimle ilgilidir. Teknolojinin evrimine tanık oluyoruz ama bu sefer milyonlarca yıllık süreçlerden değil, haftalık hatta günlük gelişmelerden bahsediyoruz.

Ray Kurzweil diyor ki: “Teknoloji sadece alet yapımının ötesine geçti artık; önceki inovasyon turundan çıkan araçları kullanarak daha da güçlü bir teknoloji yaratma süreci oldu. Aynı evrimsel süreçteki geribildirim mekanizması gibi… Bir sonraki aşamayı oluşturmak için evrimsel ilerlemenin bir aşamasından kaynaklanan daha yetenekli yöntemler kullanıyoruz.” Bilgisayar çiplerindeki teknolojik ilerlemeyi zaten çok iyi biliyoruz (18 ayda bir aynı maliyetteki performansın iki katına çıkması) – ancak şaşırtıcı bir şekilde, bu sadece çiplere özel bir durum değil. Depolanan veri bitleri, güneş enerji hücrelerinin maliyeti veya çözümlenen DNA baz çiftleri olsun, fiyat-performans eğrilerinde benzer üstel büyüme göstermektedir. Sonuç hepsinde aynı: teknoloji yetkinlikleri sadece on yıllar içinde daha az maliyetle binlerce, milyon ve milyarlarca arttı.

Günümüzde popüler olan evrensel temel gelir veya sürücüsüz araçlar gibi konseptlerin hepsi temelinde aynı kanuna dayanıyor. Ray bir TED konuşmasında yapay zekanın hayatın her alanında yaygınlaşmaya başlamasıyla birlikte blockchain teknolojisinin giderek öne çıkacağına değiniyor ve bu teknolojinin yapay zekanın işleme şekline yardımcı olmak amacıyla kullanılacağı ve evrensel bir düzene katkı sağlayacağını belirtiyor. Hatta bir adım daha ileri gidip, evrensel temel gelire geçişin blockchain ve yapay zekayla zorunlu hale geleceğini, yönetim sistemlerinin de bu teknolojilerle işleyeceğini dile getiriyor. Bir Zihin Yaratmak (How to create a mind) kitabında da er ya da geç insanoğlunun yapay zeka konusunda çok ciddi başarı sağlayacağını vurguluyor, bu inanç kendinde o halde ki yapay zeka yolunda dikkat edilmesi gereken etik ve felsefi hatta dini konulara da atıflarda da bulunuyor. Bilinç, zihin, ruh gibi konular açısından yapay zekayı değerlendiriyor. Yapay bir neokorteksin nasıl modellenebileceğine dair tahminlerini paylaşıyor. Nöronların bilgiyi tanıma sırasında nasıl çalıştığını, bunun bilgisayar tarafından nasıl modellenebileceğine dair tahminlerini ve bu konudaki mevcut diğer çalışmalara değiniyor. Üstel teknolojiler sadece yapay zeka, blockchain veya robotik ile de sınırlı değil, nanoteknoloji, sentetik biyoloji, drone’lar, enerji depolama, üç boyutlu yazıcılar, kuantum bilgisayarlar… Olağanüstü gelişmelerin yaşandığı olağandışı bir çağa tanıklık ediyoruz. 2014 çıkışlı ‘’Transendence’’ filmini izlemediyseniz izleyin, hem üstel büyümeyi idrak etmemizi sağlıyor hem de teknolojinin hızlanan evrimi karşısında insanoğlunun nasıl aciz kalabileceğini çok etkili bir şekilde anlatıyor.

Teknolojinin İvmelenme Kanunu’nu içselleştirdik diye umuyorum ama burada farklı bir olgu daha var. Bir düşünsenize: teknoloji üstel olarak hızlanmaya, gelişmeye devam ettikçe, üstel teknolojinin çeşitli altkümeleri arasındaki etkileşimler, tekil bir üstel teknolojinin getireceği dönüşümden daha garip, daha büyük ve tahmin etmesi daha zor fırsatlar ve yıkımlar yaratıyor. Sanki üstel teknolojinin herhangi bir tekil gelişimine bakarak ve sadece ona odaklanarak, teknolojinin dünyayı yeniden şekillendirmek için kullanabileceği yolların geniş olasılıklarını kavrayamıyoruz. Bu noktada, geçen yazımızda üstü kapalı değindiğimiz yakınsama kanununa bir açılım yapmak zorunlu hale geliyor.

Hızlanan Yakınsama Kanunu

Geleceğin en garip, en ilginç ve büyülü görünen eserleri, çoklu üstel eğilim çizgilerinin kesişiminde gerçekleşecek. Bunu ‘’Hızlanan Yakınsama Kanunu’’ olarak isimlendirebiliriz ve şöyle özetleyebiliriz: Üstel gelişen teknolojilerin çeşitli altkümeleri arasındaki etkileşimler, sadece bir teknolojinin getireceği dönüşümden daha yaratıcı ve yıkıcı gelişmeler getirir. Bu, lineer çalışan beyinlerimiz için kavraması çok zor bir olgudur. Tek bir üstel teknolojinin dinamikleri ve etkileri üzerine çalışmak bile çok özenli bir düşünce silsilesi ve entelektüel risk alma istekliliği gerektirirken, hepsinin birbirini nasıl etkileyeceğini anlamaya çalışmak imkansıza yakındır. Kuantum bilgisayarların bunun modellenmesi ve çözümlenmesinde de yardımımıza yetişeceğini düşünenlerdenim.

Yapay zeka mı biyoteknoloji mi? Günün sonunda hangisi daha önemli, bir seçim yapabilir misiniz? Nanoteknoloji veya güneş enerjisi? Quantum bilgisayarların mı blockzincirinin mi dünya üzerinde daha büyük bir etkisi olacak? Sanal gerçeklik mi bilgisayar ağları mı? Bu soruların kolay cevapları yoktur. Farklı teknolojilerin birbirlerinden bağımsız olarak çalıştığını ve geliştiğini varsayarsak bile işin içinden çıkamayız. Pratikte tamamen iç içe geçmişlerdir. Biyoteknolojinin önemi yapay zekada beklenen çok önemli bir gelişimin arkasında saklanıyor olabilir. Nanoteknolojiden konseptler uygulanarak geliştirilen yeni bir materyal ile yeni bir güneş enerjisi atılımı gerçekleşebilir. Sanal gerçekliğin geleceğini bilmenin tek yolu yapay zekanın geleceğini araştırmak. 3D baskının geleceğini bilmenin tek yolu biyoteknolojinin geleceğini araştırmaktır. Enerji sistemlerinin geleceğini bilmenin tek yolu ileri malzeme tasarımını incelemektir.

Singularity University Global Summit etkinliğinde sunum yapan Made In Space girişimi, konunun önemini anlamamızda yardımcı olabilir. 3D Yazıcılar + Yapay Zeka + Uzay Yolculuğu = Çılgın Üçlü… Made in Space, uzayda kullanılmak üzere yine uzayda yapılan, 3 boyutlu yazıcılar geliştiren bir teknoloji girişimi. Kurucuları ile tanışma fırsatı bulduğum için kendimi şanslı hissediyorum, zira geleceğimizi şekillendirecek en önemli gelişmelerden birinin önünü açıyorlar. Düşünsenize, dünyadan uzaya ekipman götürmek çok pahalıysa, neden bu ekipmanları uzayda üretilen materyallerle yine uzayda basmayalım? 3D yazıcıları hali hazırda Uluslararası Uzay İstasyonu’nda çalışıyor. Bundan da öte, mühendisler tarafından tasarlanamayan, insan eliyle yapılamayan ürünleri yapay zeka destekli olarak üretmeyi hedefliyorlar. Yakın gelecekte yerçekiminin etkin olduğu alanlarda üretilemeyen nesneleri 3 boyutlu yazıcılarla üretebilmek için yapay zeka algoritmaları kullanmayı planlıyorlar.

The Exponential View’ın arkasındaki isim, teknoloji filozofu Azeem Azar, 2018’de yaptığı üstel yakınsama sunumunda üstel geribildirim döngülerinin kesişiminden çıkan beklenmedik değeri farklı örneklerle çok güzel anlatmış. Sunumun sonunda da dinleyicileri ekonomi ve toplum buna nasıl adapte olacak diye kocaman bir soru işaretiyle bırakıyor. Politikacılar, regülasyon koyucular, diplomatlar bu kanunun farkındalar mı? Büyük ihtimalle değiller, olmalarını da bekleyemeyiz. Günün sonunda teknolojik yakınsamanın tüm etkilerini tahmin edemeyiz. Ray Kurzweil Teknolojinin İvmelenme Kanununun olası etkilerinden bazılarını yazabilmiş olsa da bu sefer sert kayaya çarptık. Olasılık alanı çok geniş ve karmaşıklık çok büyük. Büyük resmi tüm detaylarıyla açıklayabilecek babayiğit Nobel ödülü almayı hakediyor, Azeem bunun için en önemli adaylarımdan. Bu noktada yapılması gereken açık iletişim ile farklı paydaşların aynı masaya oturup, bu dönüşümün farklı boyutlarını, bunun insana topluma dokunan taraflarını irdeleyebilmesi, regülasyon koyucuların bunları dinleyip özümsemeye açık olması, Türkiye Bilişim Vakfı gibi mevcudiyetini bunu gerçekleştirmeye adamış kurumların kamu politikalarına daha etkin şekilde katkı koyması.

Konu basit, bugün üstel teknolojinin yakınsama noktalarını göz ardı eden bir lider veya girişimciyseniz, 20 yıl önce internetin yükselişini görmezden gelmiş gibisiniz. Bir sonraki müthiş ve büyülü yeni icat dalgası iki ya da daha fazla teknoloji çarpıştığında doğacak.

Güzellemelerde aşık edebiyatındaki insan ve doğa güzelliklerini işleyen koşmalar olurdu, genellikle aşık olunan kadın veya tabiat güzellikleri (dağ, ağaç, hayvan, çiçek vb.) gibi konular işlenirdi. Bu yazıda bilgi çağını şekillendirecek olan iki önemli kanuna güzelleme yaptık. Bu kanunlar önümüzdeki yıllarda orman kadar, su kadar, hava kadar tabiatımızın doğal bir parçası olacağa benziyor, onları neden yüceltmeyelim? Bir teknoloji girişimcisinin güzellemesi de ancak böyle olabilirdi.

Referanslar :

https://www.slideshare.net/azeem/exponential-convergence-2018

https://singularityhub.com/2016/03/22/technology-feels-like-its-accelerating-because-it-actually-is/

https://medium.com/singularityu/progress-is-about-the-convergence-of-technologies-90c01c6ea446

https://singularityhub.com/2016/09/08/the-21st-century-is-a-wild-time-to-be-alive/#sm.0001a8km7hytzermt7d2qukd40e2y

İlginizi çekebilir
Uzman Analizleri

Teknoloji Şirketleriyle Gelenekselden Dijitale Dönüşüm

Uzman Analizleri

Enerji Depolama %100 Temiz Enerjiye Geçişimizdeki En Büyük Bariyer Mi?

Uzman Analizleri

Teknoloji, İnovasyon ve Girişimcilik için Modern Şehir İnisiyatifleri

Uzman Analizleri

Eğitimde Yapay Zeka ve Beş Temel Etik Kaygı

Başlangıç Noktası E-bülten

Merak etmeyin. Asla Spam yapmıyoruz.