Bizden Haberler

Bilişimde Kadın Eli

Bilinen ilk bilgisayar programını yazan Ada Lovelace bir kadındı… II. Dünya Savaşı sırasında Hedy Lamarr ileride Wi-Fi, Bluetooth gibi kablosuz sinyallerin temelini oluşturacak teknolojiyi geliştirdi. 1940’ların başlarında Pennsylvania Üniversitesi’nde geliştirilen ilk elektronik bilgisayar ENIAC’ta programlama kadınlar tarafından yapılıyordu, 1980’lerin ortasına kadar isimleri duyulmadığı halde… 1952’de Grace Hopper dünyanın ilk program derleyicilerinden birini geliştirip bugün hala kullanılan COBOL dilinin  oluşumunda büyük rol oynadı. 1960’lı yıllara kadar yazılım mühendisliği kadın işiyken, donanımda erkekler etkindi.

Amerika’nın Ulusal Bilim Kurumu’nun (NSF) yayınladığı sayılar, 80’lerin ortalarına kadar kadınların bilgisayar bilimine ilgilerinin hızlı bir şekilde arttığını, 1984 yılından sonra yine aynı şekilde hızlı bir düşüşe geçtiğini gösteriyor. Peki ne oldu da, 80’lerden sonra tüm dünyada kadınların bilişim alanındaki varlığı giderek azaldı? Kadınlar niye “oyun”un dışında kaldılar? Bu konuda birçok teori var; bazıları 80’li yıllarda üretilen kişisel bilgisayarların pazarlanma stratejisinin daha çok erkeklerin oynadığı oyunlara odaklı olmasından kaynaklandığını söylüyor, bazıları programlamanın prestijli bir iş olduğunun sonradan fark edildiğini…

Dünyanın genelinde de (bazı istisnalar dışında) durum Amerika’dakinden çok farklı değil maalesef… UNESCO’nun araştırmasına göre[1] kadınlar dünyadaki lisans ve yüksek lisans mezunlarının %53’ünü ve doktora mezunlarının %43’ünü oluştururken, araştırmacıların sadece %28’ini oluşturuyor. Dünyanın en hızlı gelişen ve ekonomi üstündeki etkisi en büyük alanlarından olan bilgisayar biliminde birçok gelişmiş ülkenin verdiği kadın mezunların erkeklere oranı 2000’li yıllardan itibaren büyük düşüş göstermiş durumda. Ülkemizdeki sayılar bu gelişmiş ülkelere oranla daha iyi seviyelerde olsa da, bilişimde kadın-erkek eşitliğinin çok gerisindeyiz (özellikle de lisans derecesini bilgisayar bilimleri ve mühendislik alanlarında tamamlayan kadınlarımızın, eğitimleri sonrası bu alanlarda çalışmaya aynı oranda devam etmedikleri araştırmalarla sabit[2]). Belki de başta Kuzey Amerika olmak üzere, dünya bu trendin farkında. Farkında oldukları başka bir gerçek daha var: Kadın beynini resimden çıkaran bilişim projelerinin hiçbir zaman kadınların da dahil olduğu projeler kadar başarılı olmadığı…

CRA-W Grad Cohort[3], 2004 yılında tam da bu farkındalık üzerine oluşturulmuş, kadınların bilgisayar bilimi ve mühendislikteki varlıklarını desteklemeyi, ileri seviye araştırmalarda rol almalarını, bilişim alanındaki ağlarını genişletmelerini, alandaki başarılı kadınlardan mentorluk almalarını sağlamaya yönelik bir program. Amerika ve Kanada’daki üniversitelerde bilgisayar bilimi ve mühendisliği alanlarında yüksek lisans ve doktora yapan kadınların iki gün boyunca kariyer gelişimlerini destekleyecek bir dizi etkinliğe katılıp kaynaştıkları, yıllar süren dostluklar ve iş birlikleri oluşturdukları bir platform olarak ortaya çıkan Grad Cohort, şimdilerde daha geniş bir misyon ve vizyonla dünyanın diğer ülkelerine yayılıyor.

12-13 Nisan tarihlerinde Chicago’da gerçekleşen son Grad Cohort etkinliğine Bilkent Üniversitesi’nden ACM-W başkan yardımcısı Reyyan Ayfer hocamızın girişimleriyle, ACM-W başkanı Dr. Jodi Tims’in davetiyle, Koç Üniversitesi’nden Öznur Özkasap hocamla ben de uluslararası gözlemci olarak katılma fırsatı bulduk. Pırıl pırıl zekalara sahip 400’den fazla, çok değişik çevrelerden ve koşullardan gelen kadın öğrencinin bir arada bulunduğu, iş ve eğitim hayatlarında karşılaştıkları zorlukları paylaştıkları, kendileriyle aynı deneyimleri yaşamış kıdemli kadın araştırmacılardan tavsiye aldıkları, çok ilham verici bir etkinlik oldu. Dünyanın değişik yerlerinde bilişimde kadınların yaşadıkları sorunlar bazı farklılıklar gösterse de, ortak çok noktamız var: Çoğumuzun ne kadar başarılı olursak olalım yaşadığımız imposter sendromu, yükselmelerde karşımıza çıkan engeller, bilişimde kadınlara duyulan önyargılar, özel hayatımızla iş hayatımızı dengelemekte yaşadığımız zorluklar, anne olanlarımızın sorumluluklarının iş ve eğitim hayatlarına etkileri bunlardan yalnızca bazıları… İki gün boyunca katıldığımız ilham verici konuşmaların hepimiz üstünde şüphe duymadığım etkisiyse şöyle özetlenebilir: Daha güçlü, kendine güvenli, araştırmaya hevesli, bilişimde çığır açmaya kararlı kadınlar 😊

Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün de işaret ettiği gibi, ülkemizin gelişmiş medeniyetler seviyesine ulaşmasında kadının rolü göz ardı edilemez; özellikle de tüm dünyada dijital dönüşümün yaşandığı bu çağda. Bu yolda Grad Cohort gibi bir etkinliğe ülkemizin de gerçekten ihtiyacı olduğunun bilinciyle biz de kolları sıvadık: En geç önümüzdeki yıl Türkiye’nin kendi Grad Cohort etkinliğinde görüşmek dileğiyle…

Referanslar:

[1] http://www.unesco.org/new/en/unesco/themes/gender-equality/resources/single-view-gender/news/women_still_a_minority_in_engineering_and_computer_science/

[2] https://www.honeypot.io/women-in-tech-2018/

[3] https://cra.org/cra-w/events/grad-cohort-2019/

İlginizi çekebilir
Bizden Haberler

Oyun ile Eğitim Mümkün Mü? – 2. KOD Ödülleri Sahiplerini Buluyor

Bizden Haberler

2023 Eğitim Vizyonu - Öğretmen Eğitimine Yönelik Tasarım Odaklı Yaklaşım Raporu

Bizden Haberler

Türkiye BCTR ile Geleceğe Hazırlanıyor

Bizden Haberler

Blockchain Türkiye Platformu Lansman Buluşması

Başlangıç Noktası E-bülten

Merak etmeyin. Asla Spam yapmıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir