Uzman Analizleri

Öğrenmemeyi Öğrenebilmek

Öğrenmek…

Bilgiye sahip olmanın başarı kriteri olarak değerlendirilmesinin neredeyse sıfıra yaklaştığı günümüz dünyasında her geçen gün yeni uygulamalar kimlik bularak karşımıza çıkıyor. Örneğin, yüksek öğrenimi sırasında tez yazmak için günlerce kitapları, makaleleri karıştıran öğrenciler artık bu işi çok daha kolay yapabilecek duruma geliyor. Yapay zeka temelli yeni uygulamalar aracılığı ile  kitapları, makaleleri veya herşeyi istedikleri boyutta özetlemek ve hatta yakın gelecekte tezlerini bile yapay zeka temelli uygulamalarla oluşturabilmeleri mümkün görünüyor.

Öğrenme kavramına farklı bilgi kaynaklarından sentez yaparak farklı bir çıkarıma ulaşmak yolculuğu diye nitelemek mümkün duruyor. Ancak, günümüz dünyasında bu çıkarım yolculuğu belli bir sona sahip oluyor. Senteze ulaşan birey, o konudaki öğrenimini tamamladığı düşüncesiyle fikirlerini zihninin bir köşesinde nöronları arasında hapis ediyor.

Bireylerin teknolojik gelişimler karşısında ayakta durabilmeleri ve kendilerini sürekli yineleyebilmeleri için öğrenmenin çok ötesinde öğrenmeme kavramı karşımızda tüm ihtişamı ile duruyor. Bunun için ise, nöronlarda hapis edilen sentezler, sonsuz bir döngü içerisinde sürekli yıkılıp yeniden yaratılarak bireyler geleceğe bir adım daha yaklaşabilme umuduna sahip oluyor. Bu durum da bizleri öğrenmeme kavramını anlamamıza doğru yöneltiyor.

 Yapay Zeka Çağı’na doğru ilerken…

Müthiş bir gelecek bizi bekliyor. Yasa yapıcıların yapay zeka desteği ile toplumun ihtiyaçlarına tatmin edici çözümler getirdiği, kurumların verimlilik seviyelerindeki artışları ile en doğru adımları attığı, meslek gruplarının örneğin hekimlerin yapay zekanın getireceği uygulamalar ile hatasız bir düzlemde hastalarını tedavi ettiği bir dünya bizleri bekliyor. Sizce de heyecan verici değil mi?

Diğer taraftan, oturduğumuz koltukta kahvemizi yudumlarken geleceğin sihirli gibi gözüken dünyasını zihnimizde tasarlarken geçirdiğimiz dakikalar bizi daha mutlu etmesi gerekirken neden bir toz bulutu bunun üzerinde gölge yaratıyor? Neden halen endişe duyuyoruz?

Geleceğin dünyası, geleceğin oyun şartlarıyla beraber geliyor. Her geçen gün teknoloji ile bireylerin bu teknolojiyi kavrayabilme arasındaki ilişki üstel bir şekilde açılıyor. Bireylerin bu farkı kapatabilmesi için farklı pencerelerden kendilerini yeni teknolojilere ve üssel gelişim dünyasına adapte etmeleri gerekiyor.

Aramızdan bazı dostlarımız, bu farkın ancak ve ancak trans-bireylerin mevcudiyeti ile kapanabileceğinden bahsedebilir. Kuşkusuz ki doğru bir tespit olduğundan bahsetmek şart oluyor. Açıkcası, bu derin bir konu olduğu için ayrı bir yazıda ele almamız daha uygun duruyor.

Öğrenmemek…

21.yüzyıl dünyası, okuryazarlığın çok ötesinde öğrenebilme, öğrendiklerini yok etme ve yeniden öğrenebilme aşamalarını titizlikle yönetebilenlerin yer aldığı bir dünya olarak karşımıza çıkıyor. ILO’ya göre yeni dünya düzenine ayak uydurabilecek bireylerde olması gereken en önemli yetkinliğin öğrenmeyi öğrenme olduğu belirtiliyor. Bunun için ise de ilk adım, mevcut öğrendiklerini yeniye doğru evriltme, güncelleme ve öğrenmemekten geçiyor. Kısacası öğrenmeme, öğrendiklerini yeniye ve daha iyiye doğru tekamül ettirmeyi becerebilme yetkinliği olarak tanımlanabiliyor.

Geleceğin belirsizliğine hazırlanabilmenin temel yolu öğrenmemekten geçiyor. Gelecek ile ilgili tek bilinenin bilinmezlikten ibaret olduğunu kanıksayarak, geleceğin işlerine ayak uydurabilecek bireylerde sahip olunması gereken en temel yetkinliğin öğrenmeyi öğrenebilme olduğu tüm açıklığıyla gözler önüne seriliyor. Bu yoldan ilerlendiğinde bireyler için iki farklı senaryo ortada duruyor.

İşsizlik. Üst düzey eğitim gerektiren tüm işlerin yapay zekanın getireceği sessiz fırtına ile ortadan kaybolacağı ve işsizliğin hakim olacağı bir dünya.

Arttırılmış işgücü. Yapay zekayı ve gelecek trendleri doğru kanıksayarak, bilinmezliği her gün yeniden niteleyerek, bireyleri yaratıcı gücüyle birleştirip teknolojik gelişimlerle gizli bir mutabakat imzalamışçasına arttırılmış işgücü ile donatılmış bir dünya.

Acılı bir süreç

Zihnin bir kumandası yok ki kolayca yönlendirebilelim ve yönetebilelim. Acaba, yoksa var mı? “In order to do good economics, you have to keep in mind that people are human” sözleriyle ekonomi dünyasında sözünü aldığı Nobel ödülüyle kulaklarda çınlatmasını bilen Richard Thaler, davranışsal ekonominin önemini vurgulamaktan öteye geçiyor. Zihnin, karar alma mekanizmalarını sosyal, mantıksal ve duygusal önyargıları etkileyerek yönetebilme sanatı olarak nitelendirmek, kendisince mümkün duruyor. Bu pencereden baktığımızda, zihnimizin önyargıları (bias), sistematik olarak rasyonel karar vermeme yolunu sapması neticesinde öğrendiklerine iki elle sarılarak bağlanması ve yeniyi reddetmesi sonucu ile karşılaşıyor. Diğer bir söyleyişle, zihnimiz kolaya kaçmayı seviyor. Buna doğrulama önyargısı (confirmation bias) deniyor.

Karar sizin. Geleceğe uzanmak istiyorsanız, ya acılı bir süreç ile öğrendiklerinize iki elle sarılmak yerine onları her gün, her saat her dakika bir güvercini ellerinizin arasından uçururcasına bırakıp geleceğe uzanmaya bir adım daha yaklaşırsınız. Veyahut, öğrendiklerinize sıkı sıkı sarılıp şimdiki dünyanın güzellikleriyle hayat yolculuğunuza devam edersiniz, geleceği umursamazcasına…

Son olarak, daha önceki yazılarda dijital zeka kavramından bahsetmiştik. Bu yazıda da öğrenebilmenin zekasından bahsetmiş olduk.

İlginizi çekebilir
Uzman Analizleri

Teknoloji Şirketleriyle Gelenekselden Dijitale Dönüşüm

Uzman Analizleri

Enerji Depolama %100 Temiz Enerjiye Geçişimizdeki En Büyük Bariyer Mi?

Uzman Analizleri

Teknoloji, İnovasyon ve Girişimcilik için Modern Şehir İnisiyatifleri

Uzman Analizleri

Eğitimde Yapay Zeka ve Beş Temel Etik Kaygı

Başlangıç Noktası E-bülten

Merak etmeyin. Asla Spam yapmıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir