GöçToplum

Psikolojik ve Sosyolojik Şok: GÖÇ

‘Herkes aynı notayı söylediğinde uyum elde edemezsiniz’

 

Küreselleşmeyle beraber evrensel sorun haline gelen göç konusu ülkelerin beraber karar almasını ve ortak yasalarla hareket etmesini gerektiren olgudur. Çeşitli bölgeler arasında hareketlilik sonucu ortaya çıkan ve toplumsal bir değişim süreci olan göç olayı, beraberinde birçok faktörleri getirmektedir. Bu faktörlerden en önemlisi göç etmiş bireyin hayatını sürdürebilmek amacıyla gittiği yeni toplumun kültürüne uyum sürecidir. Farklı kültürlerden insanların bir araya gelerek yaşamaları, bu farklılıkların yaratabileceği sorunlarla baş edebilmeleri ve karşılaştıkları zorlukları aşmaları gerekmektedir. Yeni toplumun kültürüne ve yaşam biçimine uyum süreci bireyin yalnızlık, sosyal izolasyon, yabancılık, pişmanlık ve kendini değersiz görme gibi duyguların yaşanmasına ve bunun sonucunda da stresin daha yoğun yaşanmasına neden olabilmektedir. Yaşanılan bu kaygı ile kendi baş etme mekanizmalarını oluşturamayan bireylerde anksiyete ve depresyon gibi psikolojik sorunlar görülebilmektedir. Göç eden bireylerin ruh sağlığının korunması için yaşam tarzları, karşılaştıkları zorluklar ve baş etme düzeylerinin ruh sağlığı profesyonelleri tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.

KURAMLAR

Göç sistemleri kuramı, göçmenlerin ülke ve şehir tercihinde ve göç sürecinin açıklanmasında önemli bir kuramdır. Dünya geneline bakıldığında Suriyeli göçmenlerin en çok yoğunlaştığı yere bakarsak Türkiye’ye sığındıkları görülmektedir. Türkiye’de de yoğunlaşılan illere bakıldığında da daha çok sınır bölgelerine yönelmeleri Türkiye’nin göç konusundaki politikasının yanı sıra birçok sosyolojik ve siyasal faktörün belirleyici olduğunun göstergesidir. Örneğin siyasi, sosyal ve kültürel konular başta olmak üzere bu iki ülke arasında birçok konuda benzerlik bulunmaktadır. Şu an var olan iki farklı devlet tarihte Osmanlı devleti tarafından yönetilmiştir. Suriye’deki Arap, Kürt ve Türk etnik çeşitliliği Türkiye’de de bulunmaktadır. Sınırın iki tarafında kültürel açıdan birçok konuda benzerlik bulunduğu gibi insanlar arasında akrabalık bağları da bulunmaktadır. Siyasi sınırlar olmasına rağmen bu bağ sınırın iki yakasındaki halklar tarafından canlı tutularak devam ettirilmiştir. Dolayısıyla birçok konudaki birlik ve benzerlik Suriye göçünün Türkiye’ye yönelmesinde etkili olmuştur. Özellikle sınır bölgesi açısından konu incelendiğinde ortak bir birliğin olması ve yerel toplum ile göçmen toplum arasında yoğun bir iletişimin yaşanması Çağlayan’a göre dünyada ender rastlanan uluslararası bir göç örneğini oluşturmuştur (Çağlayan, 2015, s.200-202). Suriyeli göçmenlerin sınır bölgesi hakkında bilgi sahibi olması, sosyal ve kültürel sermayesi ile sahip olduğu sosyal ağlar özellikle ilk süreç için Türkiye’nin sınır bölgelerine yoğunlaşmasında etkili olmuştur.

Göç sistemi kuramı gibi Ağ kuramını da Suriye göçünün yönünün belirlenmesinde açıklayıcı faktör olduğunu düşünebiliriz. Suriye göçü beklenmedik bir anda başlayan ya da halen bitmiş gözüken bir olay değildir. 2011 senesinde başlayan günümüzde etkisi azalsa bile Suriye’de meydana gelen gelişmelere paralel devam eden bir sürece karşılık gelmektedir. Diğer bir deyişle Suriye ve diğer ülkeler arasındaki göç ağı devam etmektedir ve uzun yıllarda devam edeceği görülmektedir. Çatışmaların başladığı yıllarda temel gaye olarak yaşamak için bulunduğu konuma en yakın ülkeye göç eden Suriyeliler sonradan göç edecek kişiler için bir rehber ve temel bilgi kaynağı olmuştur. Suriye’den Türkiye’ye göç edip Türkiye’nin birçok şehrine yönelen bu öncü grup sonradan gelişen ilişki ağının da temelini oluşturmuştur.  İlk göç eden bu bireylerin neler yaşadıklarını paylaşması, göç ettikleri ülkede Suriyeli göçmenlere bakış açısı, sunulan hizmeti ve göç güzergâhı daha sonra göç edeceklerin ülke ve şehir tercihi üzerinde belirleyici etken olmuştur. Aynı ülkede bulunan Suriyeli göçmenler bile bulundukları şehirlerin olanaklarını ve gelişmeleri birbiriyle paylaşarak göçmenlerin daha çok hangi şehirlere yöneleceklerinde etkili olmuştur. İş bulmak, sosyal yalnızlık, ekonomik gelişme gibi birçok birçok konuda oluşan bu sosyal ağlar Suriyeli göçmenlere bir nevi danışmanlık hizmeti sağlamıştır.

Psikolojik Boyut

Göçün yarattığı stres, sosyal değişiklikler ve kişinin sahiplendiği kültürün tehdit altında olduğunu hissetmesi çeşitli psikolojik problemlere yol açabilir. Bu göçü kendi istekleri dışında farklı sebeplerle yapan bireylerde sosyal ve kültürel farklılaşmayla psikososyal sorunlarda artış görüldüğü bilinmektedir. Göç sonrası, bireylerin uyum kurmada yaşadığı zorluk kültürlerin birbirine benzemesi ile daha az yaşanırken, benzemiyorsa daha fazla yaşanmaktadır. Kişinin alışmış olduğu çevreden ayrı kalması yalnızlık, yabancılaşma ve değersizliğe sebep olabilirken yakınlarının yokluğu ve onları geride bırakmasından dolayı hissedilen mahçupluk bireylerde  yoğun stres yaşamasına neden olmaktadır. Göç eden ailelerde ve bireylerde birçok psikolojik sorunun ortaya çıktığı, özellikle; depresif bozukluklar, anksiyete bozuklukları, samotoform bozukluklar ve uyum bozukluklarının sık görüldüğü belirtilmektedir. Göç edilen yerde sosyal rollerde meydana gelen değişim, kültürel normlardaki belirsizlik ve bunun sebep olduğu kültürel şok, göçmen kişi ve gruplarda yaşanan stresi açıklayan ve ruhsal bozuklukları işaret eden değişkenlerdir.

Göç eden bireyler, göç sürecinin öncesi, göç sırası ve göç sonrasında farklı stresörlerle karşılaşabilirler. Örneğin göç süreci içerisinde göç eden bireyler işsizlik, alışmış olduğu sosyal statünün kaybı, dil engeli, kültürel farklılıklar gibi birçok stresörler ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Genç yaşta olan göçmenlerle yapılan Tuzcu ve Bademli 62 Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar – Current Approaches in Psychiatry çalışmada, göç durumu (ülke-etnik köken), şiddete maruz kalma, kültürel uyum durumu (dil bilgisi), kişinin kendi yaşamı üzerindeki kontrol duygusu, ekonomik güçlükler ve eğitimin psikolojik stres ve psikosomatik yakınmalar üzerine etkisi değerlendirilmiştir. Bu araştırma sonucunda, stresin yeni kültüre uyum sağlayamama, yeni yaşam üzerinde düşük kontrol hissi ve ekonomik güçlükler ile ilişkili olduğu belirtilmektedir.

Mülteci konusu serisinin devamı gelecektir, keyifli okumalar 🙂

Başlangıç Noktası E-bülten

Merak etmeyin. Asla Spam yapmıyoruz.

İlginizi çekebilir
İklim DeğişikliğiToplum

Markaların Sürdürülebilirlik Mesajları Yanlış Kişileri mi Hedefliyor?

İnovasyonToplum

İnovasyona Postmodernist Bir Sos

İnovasyonToplum

Bohemler Olmadan İnovasyon Mümkün Mü?

KriptoparalarToplum

Kripto Varlıkların Türkiye İçin önemi

Başlangıç Noktası E-bülten

Merak etmeyin. Asla Spam yapmıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir