Üssel Gelişim

Yoksa ExO yeni Start up mı?

 Yoksa ExO yeni Start up mı?

Hiçbir şey sonsuza dek sürmez ve teknoloji girişimleri de istisna değildir. Üstel Organizasyonlar (ExO’lar), geçen yazımızda bahsettiğimiz üstel teknolojiler kadar hızlı ölçeklenme yaparak tüm endüstrileri bozan, yıkan yeni bir örgütlenme türü haline gelmeye başladı, start up’ları gölgede bırakacak gibi gözüküyor. Teknoloji girişimcileri korkmasın, zira ExO modeli, hem teknoloji girişimcilerinin hem de büyük kurumsalların sonunda aynı dili konuşmalarını ve eskinin endüstrilerini birlikte bozmalarını sağlayan bir çerçeve olacak.

Teknoloji girişimlerinin kısa tarihçesi

90’lı yılların sonlarında, internetin yaygınlaşmasıyla mevcut endüstrilerin çoğu için yeni fırsatlar oluştu ve çok büyük yeni pazarlar gelişti. Sonuç olarak, yeni bir iş türü bu on yılda en üst seviyeye ulaştı: teknoloji girişimi. Bu girişimler, mevcut pazar dinamiklerini yenilikçi yöntemlerle tekrardan ele almak ve oyunun kurallarını değiştirmek için dijital teknolojilerden yararlandı. Yüksek düzeyde risk aldılar, ancak ortam oldukça karlı ve ölçeklenebilir işletmeler oluşturmak için büyük fırsatlara gebeydi.

Yalın Girişim

Teknoloji ​​girişimlerinin sayısı arttıkça, başarılı girişimciler, özellikle kendi şirketlerinden çıkış yapmış olanlar, yeni girişimcilerin kendi girişimlerini oluşturmalarına yardımcı olmak için bir takım stratejiler, ilkeler, araçlar ve süreçler geliştirdiler ve uyguladılar, deneyimlerini ve fonlarını yeni girişimlere aktardılar.  Design Thinking, Blue Ocean Strategy and Crossing the Chasm kavramlarını buna örnek olarak verebiliriz, fakat girişimcilerde en çok etki yaratan Yalın Girişim (Lean Startup) konsepti oldu.

Yalın Girişim ​​hareketinin babalarından biri, müşteri geliştirme sürecini tanımladığı The Four Steps to the Epiphany kitabını yazan Steve Blank idi. Blank, start up’ı şöyle tanımlıyor:  tekrarlanabilir ve ölçeklenebilir bir iş modeli aramak için kullanılan geçici bir organizasyon. Bu harekete ikinci önemli katkıyı yapan ise The Lean Startup‘ı yazan Eric Ries oldu. Diğerinden farklı olarak ünlü Yap-Ölç-Öğren sürecini tanımladı. Ries bir start up’ı şu şekilde tanımlıyor: aşırı belirsiz koşullar altında yeni bir ürün veya hizmet sunmak için tasarlanmış bir insan kurumu. Ries’e göre, bu belirsizlik, girişimcilerin faaliyet göstermek durumunda olduğu yeni dijital bağlamdan kaynaklanıyordu – yani, takip edilecek, örnek alacak hiçbir oturmuş şirket yoktu. Herhangi bir yeni iş fikrini, belirsizliği azaltmak için değerlendirilecek yeni bir hipotez olarak kabul etmeyi salık veriyordu.

ExO’ların Çağı

1990’larda girişimcilerin geleneksel ve lineer işleri kurmayı bırakıp teknoloji tabanlı girişimlere odaklanması nasıl gerçekleştiyse, 2019 da girişimcilerin startup’ları bırakıp ExO mantalitesini kabullenecekleri bir kırılım yılı olacak gibi. 

15.yüzyılda, Johannes Gutenberg, halkın bilgiye erişimi ve fikirlerini paylaşma kabiliyetini geri dönülmez şekilde değiştiren matbaayı icat etmişti. Bu buluş dünyayı öyle bir şiddette değiştirdi ki ‘The Gutenberg Moment’ olarak anıldı. Günümüze bakarsak, bu ‘an’ları neredeyse her gün yaşıyor olduk. Gün geçmiyor ki bilgi-iletişim teknolojilerini baz alarak üstel olarak gelişen teknolojilerden yapay zeka, nanoteknoloji, 3D yazıcılar, sentetik biyoloji, genetik, robotik, büyük veri analizi yeni yaratıcı yıkımlarla gelmesin. Üstelik, 300 sene önce krallarda olan dünyayı değiştirebilme gücü, 100 sene önce endüstrinin patronlarına, şimdi ise bireylere geçmiş durumda. Dünyanın herhangi bir noktasındaki bir yurt odasındaki üniversite öğrencisi, büyük kurumların, devletlerin korkulu rüyası olabiliyor.

Dördüncü Sanayi Devrimi

Dünya Ekonomik Forumu, yaşadığımız şu anı Dördüncü Sanayi Devrimi olarak tanımlıyor,  çünkü dijital teknolojiler artık üstel doğaları gereği her zamankinden daha hızlı değişiyor ve gelişiyor. Türkiye’nin bilgi toplumuna dönüşmesi kapsamında 20 yıldır önemli çalışmalar yürüten Türkiye Bilişim Vakfı (TBV), Davos’un kurucusu ve lideri Prof. Klaus Schwab’ın “Dördüncü Sanayi Devrimi” isimli önemli eserini Türkçe’ye çevirterek ülkemizde de yayımlanmasını sağladı. Dördüncü sanayi devriminin ne olduğu, neler getireceği, bizi nasıl etkileyeceği ve onu ortak yarara yönlendirmek için neler yapılabileceğini anlatan bu önemli eser, geleceğe ilgi duyan ve değişimin fırsatlarını dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için kullanmaya çalışanlara hitap ediyor. TBV Başkanı Faruk Eczacıbaşı veri-bilgi üretimi ve analiz sistematiğini geçen yüzyıllarda kuran bugünün gelişmiş toplumlarının, Sanayi 4.0 denilen bu duruma ayak uydurmakta zorlanmadığını, esas sorunun, Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin buna nasıl uyum sağlayacağı olduğunu söylüyor. Kaldı ki gelişmiş ülkelerdeki kurumlar bile her geçen gün dönüşüm rüzgarının yeni halkalarıyla sallanıyor ve çatırdamaların yerini çöküşler almaya başlıyor.

Bolluk Geliyor

Bir de işin olumlu tarafından bakalım. Peter Diamandis ve Steven Kotler’in Abundance kitabında tarif ettiği gibi, üstel teknolojilerin yükselişi her şeyin bolluğunu doğuruyor. Bugün, internetten dünyanın bilgisine erişmek, sınırsız fotoğraf çekmek ve sıfıra yakın bir maliyetle küresel olarak video akışı yapmak mümkün. Çok yakında yeni ekstraksiyon teknolojileriyle bol içme suyu sağlayabileceğiz. Her 22 ayda bir fiyat performans olarak iki katına çıkan güneş enerjisi teknolojisi, 2030 yılına kadar mevcut enerji kullanımının çoğunluğunu sağlayabilecek. Ucuz ve bol enerji yüzlerce yeni teknolojiyi getirerek, tuzlu suyu arındırma gibi enerji yoğun faaliyetleri ucuzlatabilecek.

Teknoloji İyi Güzel de, ya Etki?

Ancak, tüm bu dönüşüm sadece teknoloji ile ilgili değil. Achieve Consulting’in “Millennial Impact Report” ve Deloitte’in “Millennial Survey” gibi çalışmaları, genç nesillerin dünyada olumlu bir etki yaratmayan profesyonel kariyerlerden giderek uzaklaştığını gösteriyor. Toplumumuz Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde yükselirken, kendini gerçekleştirme ve dünyayı olumlu yönde etkileyen bir şey yapma ön plana çıkıyor. Benzer şekilde, kuruluşlar da etkileri üzerinde giderek daha fazla odaklanmaya başladılar. Sadece para kazanmak yerine dünya üzerinde olumlu bir etki yaratmaya odaklanan yeni bir işletme sınıfının yükselişini görüyoruz. İnsanlığın en büyük problemleri aynı zamanda dünyanın en büyük pazar fırsatları, bu yüzdendir ki finansal yatırımcılardan ve müşterilerden misyon temelli organizasyonlara doğru bir kayma görüyoruz.

Sosyolojik bir Vaka olarak Üstel Organizasyonlar

Yeni ortaya çıkan bu işletme sınıfı, Üstel Organizasyonlar veya ExO’lar olarak adlandırılıyor. ExO’lar, yeni üstel teknolojilerden yararlanan ve teknolojide olduğu gibi katlanarak ölçeklenme için bolluğu kullanmalarına ve yönetmelerine olanak tanıyan bir dizi ortak örgütsel öznitelikten yararlanan etki odaklı kuruluşlar olarak tanımlanıyor. Salim İsmail ve Michael Malone’nin yazdığı Exponential Organizations, bu yeni işletme türünün neden daha önce değilde şu anda ortaya çıktığını detaylarıyla açıklıyor.

Kitapta diyor ki; her işletme arz ve talep maliyetlerini yönetmeye çalışır. İnternet, tarihte ilk kez, çevrimiçi pazarlama, tavsiye pazarlaması ve viral döngü yoluyla talep maliyetini misliyle düşürmeye olanak sağladı. ExO’lar, talebin yanında marjinal arz maliyetini katlanarak düşürüp ölçekleniyor. Airbnb’nin platformuna yeni otel odası ekleme marjinal maliyeti neredeyse sıfır, oysa geleneksel otel zincirleri, bunun için yepyeni bir otel inşa etmelidir. Bu, Uber veya Wikipedia’da veya onlarca başka ExO için de benzer şekildedir. Bunu daha önce iş dünyasında hiç görmemiştik. Arz maliyetini düşürdüğünüzde, paydayı düşürürsünüz ve pazar payınız patlar. Temelde marjinal tedarik maliyeti olmayan bir teknoloji girişimi, yerleşik bir yapı için en büyük varoluşsal tehdittir.

Hızlandırıcı üstel teknolojilerin geliştirilmesinin yanı sıra, ExO’ların bir Güçlü Dönüştürücü Amacı (Massive Transformative Purpose=MTP) ve ortak on adet örgütsel niteliği vardır. Bunlardan beş tanesi dış özelliklerdir: Talep, Topluluk&Kalabalık, Kaldıraçlı Varlıklar, Algoritmalar ve Bağlılık ve beşi iç mekanizmalardır : Arayüzler, Paneller, Deneyleme, Özerklik ve Sosyal Teknolojiler.

Üstel Organizasyonlar ve Startup’ların aynı olmadığını belirtmek de önemlidir – Aralarında üç temel fark vardır:

  • ExO’lar amaç odaklıdır, çünkü yalnızca paraya değil, aynı zamanda dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye odaklanırlar. ExO’ların bir MTP’si bir vizyonu ve misyonu var; Startup’ların büyük çoğunluğunda sadece son iki öğe bulunuyor.
  • ExO’lar, yukarıda saydığımız ExO Özelliklerinin 10’undan en az dördü uygular. ExO’lar sadece işe odaklanmakla kalmıyor, aynı zamanda katlanarak ölçeklendirmek için bolluğa da odaklanıyor.
  • Bir ExO kalıcı bir durum iken, startup ise ​​geçici bir durumdur. Genelde bir ExO oluşturmak başlangıçtan itibaren amaç olduğu için “Üstel Organizasyonlar” oluşturduğumuzu söyleriz, “startup’ları ise başlatırız”, startup’lar kurulduklarında ölçeklendirmeye çalışılan bir işin sadece ilk aşamasıdır.

2018’in sonunda, şu ana kadar gördüğümüz en üstel organizasyonlardan olan Github, Microsoft tarafından satın alındı. Bu tesadüf değildi, zira Github MTP’si olan, 10 ExO yetkinliğinin hepsine sahip üstel bir organizasyondu. Bu yüzdendir ki hiçbir kıymetli mülkü, iş gücü ve fikri mülkiyeti olmayan bir şirket için 7,5 milyar Dolar verildi. GitHub bugün ekonomik olarak başarılı bir şekilde toplumsal değer sağlayan ve katlanarak değişen bir dünyaya adapte olan birçok ExO’dan biridir. Hem girişimcilerin hem de kurumsal şirketlerin yerleşik endüstrileri birlikte harekete geçirip bozmalarına izin veren ExO çerçevesi, giderek daha popüler olacağa benziyor, bekleyip göreceğiz.

Referanslar:

https://exponentialorgs.com/

https://www.dormakaba.com/innovation/11-characteristics-of-exponential-organizations

https://medium.com/openexo/forget-startups-exos-exponential-organizations-are-the-new-way-to-innovate-32305d628928

https://www.thnk.org/insights/exponential-organizations/

https://www.exo.works/case-studies

https://www.maybank-ke.com/media/490246/exponential-organizations.pdf

İlginizi çekebilir
Üssel Gelişim

Başkasının Gerçekliğinin Dayanılmaz Hafifliği

Üssel Gelişim

Üssel Gelişim Rüzgarı CES 2019’da Esti

Üssel Gelişim

Deniz Suyu Arıtımımın Geleceği ‘Yenilenebilir’

Üssel Gelişim

GDPR ve Teknoloji Girişimleri: Kısa Vadeli Etkiler

Başlangıç Noktası E-bülten

Merak etmeyin. Asla Spam yapmıyoruz.