COVID-19Eğitim

Üniversitelerimiz Korona Hızıyla Dijital Dönüşüme Cevap Verebilecek Mi?

TurkiyeRaporu.com’un geçen haftalarda yaptığı ankete göre, Türkiye’de vatandaşların yüzde 43’ünün ailesinde en az bir kişi son bir senedir iş arıyor ama bulamıyor. TÜİK’e göre 715 bin kişi de iş bulma ümidini tamamen yitirip aramayı bırakmış durumda.

Dijitalleşmenin sonucu olarak işgücü piyasamızdaki dönüşüm – koronavirüsün yayılması gibi—son derece hızlı olacak. Oysa sanayileşme işgücü piyasasını onlarca yılda dönüştürmüştü. Çünkü her bir fabrikayı yapmak için zaman ve emek lazımken, yazılım dünyanın herhangi bir yerinde bir kez yapıldı mı Türkiye’de uygulanması an meselesi. Ayrıca, sanayi yatırımlarının finanse edilebilmesi için kar edilen iş modelleri gerekiyordu. Dijital işlerde, Amazon’un 20, Uber’in 10 yıldır yaptığı gibi arkanızı girişim sermayesine dayayıp kar etmeden yatırım yapabiliyorsunuz.

Dijitalleşme sonucunda hem hizmet hem de sanayi sektöründe rutin ve insan etkileşimi az işler ortadan kalkacak. İşiniz ne kadar yaratıcılık ve farklı disiplinlerden fikir ve tecrübeleri bir araya getirmek gerektiriyorsa o kadar şanslısınız. Yine eğer işiniz ilgi, ikna veya pazarlık gerektiriyorsa şanslısınız. Bazı mesleklerin ortadan kalktığını değil, her bir mesleğin içinde bazı vazifelerin azaldığını göreceğiz: Sözleşmeleri okuyan avukatın işini yapay zeka yaparken ceza avukatının savunması kıymetlenebilir, otonom araç taksicinin yerine geçerken aynı zamanda korumalığınızı yapıyorsa makam şoförünüzü tutmak isteyebilirsiniz.

Tek tek işlere değil de bir ülke ekonomisinin tamamına bakarsak, eğer ekonomik faaliyetlerinizi yaratıcılık, disiplinler arası çalışma ve insan etkileşiminden bağımsız olarak, herkesin bir işin küçük bir parçasını yaptığı bir makine gibi örgütlemişseniz mevcut işlerinizin ortadan kalkma riski yüksek. OECD’nin 32 ülke arasında yaptığı karşılaştırmaya göre dijitalleşmenin istihdam üzerinde en çok risk oluşturduğu dördüncü ülke Türkiye. Risk seviyemiz Norveç, Finlandiya ve ABD’den yüzde 35 daha yüksek. Bizden daha zengin de olsa benzer yapıdaki bir ekonomi olan Almanya ile ise yakın.

McKinsey ülkemizde 2030’a kadar 7,3 milyon işin – işgücünün yaklaşık dörtte biri – ortadan kalkacağını tahmin ediyor. Bunların yerine yeni işler koyabilecek miyiz? Üniversitelerimizin Almanya ya da kıta Avrupası’ndaki gibi, teknik eğitimin ağır bastığı, bölümlerin silolaştığı, sosyalleşmenin az olduğu bir dünyada dijitalleşmenin getirdiği yeni işgücü ihtiyacına cevap vermeleri güç. Yani üniversitelerimiz ekonominin mevcut yapısına paralel şekilde örgütlendiği için geleceği yakalamakta zorlanacaklar.

Nitekim üniversitelere olan talep arza göre düşüyor. Devlet üniversitelerindeki doluluk 2015’te yüzde 100’den 2018’de yüzde 85’e, vakıf üniversitelerinde ise 2015’te yüzde 91’den 2018’e yüzde 73’e inmiş. Şimdi korona virüsü nedeniyle kapanan üniversitelerimizde uzaktan eğitim olsun mu olmasın mı diye tartışırken, yakından eğitim ne işe yarıyor diye de değerlendirme zamanı.

Başlangıç Noktası E-bülten

Merak etmeyin. Asla Spam yapmıyoruz.

İlginizi çekebilir
Dijital DönüşümEğitim

Eğitim Sistemlerini Günümüzün Gerisinde Bırakan Üç Temel Sorun ve Olası Çözümler

Bizden HaberlerCOVID-19Teknoloji

Coronathon Türkiye'den Çıkarımlar

COVID-19Sosyal Medya

Bulaşıcı Hastalıklar ve Sosyal Medya

COVID-19Röportaj

Covid-19 Hakkında Sanal Bir Söyleşi

Başlangıç Noktası E-bülten

Merak etmeyin. Asla Spam yapmıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir