Uzman Analizleri

2030 PISA Sıralamasında Neredeyiz?

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Programme for International Student Assesment (PISA) inisiyatifi ile, 2000 yılından bu yana her üç yılda bir örgün eğitime devam eden 15 yaş grubundaki öğrencilerin; matematik, fen Bilimleri okuryazarlığı ve okuma yetkinlikleri alanında veriler toplamakta ve ülke sıralamaları içeren raporlar yayımlamaktadır.

PISA araştırması geleceğin yaşam standardını belirleyecek, insan sermayesini oluşturacak yeni neslin  mevcut durumunu günümüz veri setleri ile değerlendirmektedir. Bu çalışma ile ülkeler arası karşılaştırmalar da gerçekleştirilebilmektedir, aynı zamanda politika yapıcıların “iyi pratikler”i barındıran ülkeleri rol model olarak gözlemleyebileceği, kanıta dayalı bir platform sunmaktadır.

Dünyanın en büyük testinde ülkelerin büyük bir hırsla birbiri ile yarıştığı bu kulvarda Japonya, Singapur, Estonya, Çin ve Finlandiya gibi ülkeler “bilişsel” alanda üst sıralarda yerini almaktadır. PISA aynı zamanda okul idareleri, öğrenciler ile gerçekleştirdiği anket çalışmaları ile öğrencilerin motivasyonları, kendileri hakkındaki görüşleri, okul ortamları ve hatta aileleri ile ilgili bilgi de toplamakta ve bu verileri de kamuoyu ile paylaşmaktadır.  Böylelikle yalnızca bilişsel puanlar değil, ham ülke verileri ile diğer boyutlar da kural koyuculara önemli mesajlar iletmektedir.

Ülkeler üst sıralarda yerini almak için çalışmalara devam ederken, 83 akademisyen PISA ölçümleme kriterlerinin yeterli olmadığını, belirli bir alana odaklandığı için eğitim sistemi için yapılan reformları bir alana kaydırdığı iddiasında bulunarak PISA koordinatörü Dr. Andreas Scheicher’e açık bir mektup yayımlamışlardır.

Bu mektupta belirtilen eleştirilerin bir kısmının 2015 yılındaki testte karşılandığını OECD tarafından yayımlanan rapor’da incelemek mümkün. Bu eleştirilerin de katkısıyla finansal okur yazarlık, işbirlikçi problem çözme gibi yeni kriterler PISA değerlendirmeleri içerisine dahil edilmiştir. Peki, PISA 15 yaşındaki bireylerin ölçümlendiği, kabaca birkaç yıl sonra işgücünü oluşturacak olan neslin yetkinlik seti ihtiyacını karşılayabilmek üzere ölçüm gerçekleştirebiliyor mu?

OECD başlattığı Education 2030 projesi kapsamında, geleceği inşa edecek olan yeni neslin eğitimine odaklanmakta. PISA koordinatörü Dr. Scheicher de bu konu ile paralel PISA’nın da kendi içerisinde değişime uğraması gerektiğini açık yüreklilikle açıkladı. 2024 soru setinin dijital yetkinlikleri ölçümleyebilecek nitelikte güncelleneceğini PISA ana sayfasında  “PISA 2021 and beyond” başlığında statik bir metin olarak paylaştı. Bizler bu durumu, geç kalmışlığın kabahati ile ardı kesilmeyen eleştirilerin önünü alabilmek üzere atılmış bir adım olduğunu düşünüyoruz. PISA koordinatörü, bir sonraki aşama olarak eğitim ölçümleme modelinde geleneksel öğrenme yetkinliklerinin yerini merak etme,  sorgulama, empati kurma, yaratıcılık, sosyal iletişim kabiliyetleri gibi yeni nesil yetkinlikler ile değişmesi gerektiğini vurguluyor. Bu ölçümlemelerin ise 2030 yılı soru setine etki edeceğini belirtiyor.

Bu durum ise Dünya Ekonomik Forumu’nun yayımladığı Future of Jobs 2018 raporunda belirtilen 2022 hedeflerini PISA araştırmalarının minimum 8 yıl arkadan takip edeceğini ortaya koyuyor. Sonuçların duyurulması +1 yıl, reformların oluşturulması ve reform hareketinin uygulamaya geçmesi ile +10 yıl, 15 yaşındaki bireyin istihdama katılması (iyimser resimde) +3 yıl diye düşünürseniz, PISA ölçümleme etkileri ile 2022 yılında sahip olunması beklenen yetkinliklere ilişkin önemli görülen reformların etkilerini 2037’de görebileceğiz. Bir önceki yazımızda yetişkin becerilerinde OECD ülkeleri arasında son sıralarda olduğumuzu yazmıştık. Bu durumda, geleceğe hazırlanmak hususunda alt kümede yarışan ülkelerin reformları daha hızlı bir şekilde hayata geçirecek mekanizmaları hayata geçirmesi gerekmekte.

Çözüm nedir?

PISA kıymetli bir ölçüt; ancak zaman aralığı çevik yaklaşımlar için çok uzun ve çok geleneksel. PISA sonuçlarını bir araç olarak alıp, 2023 Eğitim Vizyonu raporundaki aksiyonları hayata geçirmek ve bu stratejiyi halk ile paylaşacak olan öğretmenlerin eğitim serüvenine destek olmak. Başlangıç Noktası olarak bu konuda hazırladığımız rapor, 2023 Eğitim Vizyonu’na ve stratejik olarak en önemli dağıtım kaynağı olan öğretmenlerimizi odak noktasına almıştır. Eğer ülke olarak çevik yaklaşımlara yönelim gerçekleştiremezsek PISA’nın ölçümlediği eğitim modelleri ile pratik dünya ihtiyaçları arasındaki mesafe gün geçtikçe açılır ve bu açığı kapatmak için daha çok efor, sermaye ve zaman harcamak durumunda kalırız. Katlandığımız fırsat maliyetinden hiç bahsetmiyoruz bile.

İlginizi çekebilir
Uzman Analizleri

Teknoloji Şirketleriyle Gelenekselden Dijitale Dönüşüm

Uzman Analizleri

Enerji Depolama %100 Temiz Enerjiye Geçişimizdeki En Büyük Bariyer Mi?

Uzman Analizleri

Teknoloji, İnovasyon ve Girişimcilik için Modern Şehir İnisiyatifleri

Uzman Analizleri

Eğitimde Yapay Zeka ve Beş Temel Etik Kaygı

Başlangıç Noktası E-bülten

Merak etmeyin. Asla Spam yapmıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir